HABERLER & DUYURULAR
’Yağışlar sürerse buğday bol olur’
Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü İsmail Kemaloğlu, Türkiye’de bu sezon buğday ekim miktarının normal olarak gerçekleştiğini, mart nisan döneminde arzu edilen yağışın alınması halinde 2008 yılında iyi bir rekolte elde edileceğini bildirdi.
Ege Un Sanayicileri Derneği (EUSD) tarafından Ege Bölgesi Sanayi Odası’nda Genişletilmiş Sektör Toplantısı yapıldı.
Kemaloğlu, toplantının ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, 2007 yılında yaşanan kuraklık nedeniyle yöneltilen tüm eleştirilere rağmen, Türkiye’nin hububatta dünyada üretici ülke olduğunun göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.
Türkiye’nin buğday ve arpa üretiminde dünyada ilk 10, işlenmiş ürün ihracı denilen un, bisküvi, makarna ürünleri ihracında ise ilk 3’te yer aldığını kaydeden Kemaloğlu, ’’Türkiye’ye böyle bakmak lazım. Türkiye, üretimi ile ticareti ile dünyada söz sahibi olan bir ülke’’ dedi.
Kemaloğlu, bu durum esas alındığında Türkiye’nin dönemsel olarak, hububat ithalat etme ihtiyacı duymasının normal olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:
’’Yıllık istatistiklere baktığınızda, Türkiye’nin ithalatı genelde işlenmiş ürün karşılığıdır. 2007-2008 olağanüstü sezon olarak geçiyor. Bir miktar rekoltede açık, düşüş var. Biz bunun için 25 Eylülde Bakanlar Kurulu’ndan 800 bin ton buğday, 300 bin ton arpa, 300 bin ton mısır için ithal yetkisi aldık. Bugüne kadar bağlantı anlamında 310 bin ton buğday getirdik. Haftaya tekrar ihalemiz var. Bu periyodik olarak devam edecek. Biz mümkün olduğu kadar 800 bin tonluk ithal yetkimizi peyderpey kullanacağız.’’
-İTHALATI KOLAYLAŞTIRACAK YENİ VERGİ DÜZENLEMESİ-
Geçen sezon kuraklık nedeniyle ortaya çıkan rekolte açığını gidermek üzere ikinci tedbir olarak vergi düzenlemesine gidildiğini ifade eden Kemaloğlu, şöyle devam etti:
’’Sektörün daha rahat ithalat yapabilmesi için vergiye ilişkin bir düzenlemeye gidilmişti. İthal vergi düzeyi, ekmeklik buğdayda yüzde 8’e, makarnalık buğdayda yüzde 5’e, arpada sıfıra çekilmişti. Şu an ikinci bir ayarlama gündemde. Zannederim bir kaç güne içinde somut bir ifade kullanabiliriz. Sektörün gelişen fiyat çerçevesinde daha rahat ithalat yapabilmesine imkan tanınacak. Buna ilişkin çalışma devam ediyor.’’
-2008 REKOLTE BEKLENTİSİ-
İsmail Kemaloğlu, 2008 yılı buğday rekoltesi beklentisine ilişkin yaptığı değerlendirmede ise rekolte için hububatta bitki filizlenme dönemi olan mart-nisan aylarındaki yağışın belirleyici olacağını söyledi.
Buğdayda ekiliş miktarının normal olarak gerçekleştiğini ifade eden Kemaloğlu, şunları kaydetti:
’’Ekilişte ciddi bir azalma yok. Yöresel kısmi farklılıklar, bazı bölgelerde mısıra, ayçiçeğine kayış var, ama bazı bölgelerde de buğdaya kayış var. Bu, geneli dengeliyor. yağışta da ekiliş dönemine baktığınızda, geçen yıla göre de normale göre de iyi. Ocak ayında fazla yağış alınmadı, ama bunu tarım uzmanları çok tehlikeli görmüyor. Bu dönem bitkinin uyuklama dönemi. Asıl önümüzdeki aylar belirleyici. Yani önümüzdeki aylarda arzu edilen yağışları alabilirsek, 2008 yılında Türkiye’de iyi bir rekolte bekliyoruz. Türkiye, yılda 20 milyon ton ortalama buğday üretebiliyor, bunu çok rahatlıkla yakalayabilir.’’
Kemaloğlu, bu beklentiye rağmen TMO olarak gelecek süreçte oluşacak durum çerçevesinde ilave önlemler için mümkün olduğu kadar dinamik hareket edeceklerini belirtti.
-EKMEK ZAMMI TARTIŞMALARI-
Kemaloğlu, ekmekte zam talepleri karşısında tek hassasiyetlerinin bu zammın, buğday fiyatlarında yaşanan artış ile buğdayın ekmek içindeki maliyet düzeyi orantısının dikkate alınması olduğunu söyledi.
Eğer bir zamda buğdaya dayalı bir oran konuşuluyorsa, bu oranın un ve buğday fiyatı ile bunların ekmek içindeki maliyet düzeyinin mukayese edilmesi gerektiğini dile getiren Kemaloğlu, şöyle devam etti:
’’Un içinde buğdaya dayalı maliyet yüzde 70, ekmeğin içinde unun maliyeti yüzde 30-35. Ekmeğin içinde buğdayın ise yüzde 20-25 düzeyinde maliyette payı var. Yani, siz bugün ekmeğe yüzde 20-25 zam yapacağız diyorsanız; ve buna gerekçe olarak ’buğday fiyatındaki artışa dayalıdır’ diyorsanız; aradaki maliyet ilişkisini ortaya koymanız lazım. Geçen yıl 440 YTL olan buğdayın tonu, bugün 580 YTL. Bu ne demek, ortalama yüzde 35 artış demek. O zaman siz ekmeğe una, buğdaya dayalı olarak yüzde 6-7 artış yapabilirsiniz. Ama başka maliyetlerle zam yapacağız diyorsanız, o TMO’nun alanı dışına çıkar. Ama biz bu konuda hassassız.’’
-UN SANAYİCİLERİ-
Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu Başkanı Erhan Özmen de sektöre ilişkin yaptığı değerlendirmede, ’’Türkiye’de un sanayisinin temel sıkıntısı yüksek kapasite oranıdır’’ dedi.
Türkiye’nin yaklaşık ihracat ve iç pazar un tüketimine bakıldığında yıllık 13-14 milyon, maksimum 15 milyon tonluk bir üretime ihtiyaç duyduğuna dikkati çeken Özmen, şunları kaydetti:
’’Buna karşılık Türkiye’de buğday kırım kapasitesine baktığınızda, 30 milyon ton gibi yüksek bir kapasite var. Bunda sanayi envanterinin olmaması veya zaman zaman bir takım çıkarılan ve sonradan kaldırılan teşvik yasalarına un fabrikalarının alınması rol oynuyor. Son olarak Sanayi ve Ticaret Bakanımız Zafer Çağlayan ile yaptığımız toplantıda, şu an Türkiye’de sektörün yeni bir yatırıma gerek görmediği, özellikle teşvik sisteminden çıkarılması ve küçük ölçekli un fabrikalarının kurulmaması yönünde bir mutabakat noktamız var. Bundan sonraki süreçte, sektörde ya şirket evlilikleri ya da küçük ölçekli işletmelerin tasfiyesi gündeme gelecek. Bir kaç yıl içerisinde sektörün rantabl bir sektör olacağını düşünüyoruz.’’
Eklenme Tarihi: 17 Şubat 2008 Pazar