Bilgi: E-bültenimiz ellerine ulaşmamış olanlar webmaster@drt.com.tr adresine bildirebilirler.
Bağlantılar
- DRT TARIM
- TASACO
- DOKTOLAB
- FÜPAŞ
- SQM
- Yara
- Klasmann Deilmann
- T-System
- Dosatron
- INTA CDN
- Weathermatic
- Acadian Sea Plants
- Phosyn
Arşiv
- Eylül 2005
- Ekim 2005
- Kasım 2005
- Aralık 2005
- Ocak 2006
- Şubat 2006
- Mart 2006
- Nisan 2006
- Mayıs 2006
- Haziran 2006
- Temmuz 2006
- Ağustos 2006
- Eylül 2006
- Ekim 2006
- Kasım 2006
- Aralık 2006
- Ocak 2007
- Şubat 2007
- Mart 2007
- Nisan 2007
- Mayıs 2007
- Haziran 2007
- Temmuz 2007
- Ağustos 2007
- Eylül 2007
- Ekim 2007
- Kasım 2007
- Aralık 2007
- Ocak 2008
- Şubat 2008
- Mart 2008
- Nisan 2008
- Mayıs 2008
- Haziran 2008
- Temmuz 2008
- Ağustos 2008
- Eylül 2008
- Ekim 2008
- Kasım 2008
28 Ekim 2005 Cuma
Bitki Beslemedeki Rolü
Genel olarak demir hücre, protein ve enzimlerin bir bileşenidir. Azot fiksasyonu, respirasyon ve fotosentez faaliyetlerinde görev alır. Demir elementinin bitkide eşsiz bir görevi vardır, çeşitli sitokromlarda bulunan heme proteinlerin bir parçasıdır (fotosentez faaliyetinden sorumlu klorofil molekülünün bir parçası). Fe noksanlığının en genel belirtisi protein ve lipit faaliyetlerinin engellenmesi sebebiyle kloroplastın düzensiz yapısı ve gelişiminin doğurduğu klorozdur. Bitkiye ve uygulanan doza bağlı olarak demirin fusarium ve diğer fungal hastalıklara karşı direnci arttırma özelliğine sahiptir.
Fe Beslemesine Etki Eden Çevresel Faktörler
Çevresel faktörlerin arazi koşulları altında bitkideki Fe noksanlığına büyük etkisi vardır. Demir noksanlığı klorozu ıslak ve soğuk toprak koşullarında daha yoğun görülmektedir. Etki eden birincil faktör düşük toprak sıcaklığında kök gelişiminin engellenmesi ve kök faaliyetinin azalmasıdır.
Bitki metabolizmasına etki eden toprak nemi, topraktaki Fe durumu ve HCO3 konsantrasyonu Fe'in yarayışlılığına etkilidir. Bitkideki sulamaya bağlı Fe noksanlığının artması genelde kullanılan suyun yüksek derecede HCO3 içermesinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca, toprağın aşırı sulanması sebebiyle azalmış havalanma koşulları küçük kökleri ölümüne neden olmakta ve bütün kök sisteminin absorbsiyon kapasitesini düşürmektedir.
Bitkilerdeki demir noksanlığı genelde alkali ve kireçli topraklarda görülür, bununla beraber bazen asidik topraklarda da noksanlığa rastlanmaktadır.
Fe bitkide hareketsiz olduğu için kloroz önce genç yapraklarda görülür. Belirtiler genç yapraklarda başlar, yaprağın iç kısımları sararır, damarlar yeşil kalır. Aşırı noksanlıklarda, yapraklar beyaza yakın renk alır ve damarlarda sararmaya başlar. Yeni gelişen yapraklar küçük kalır.
Ertan Demoğlu
Pazar Geliştirme Departmanı
İnformasyon Bölümü
edemoglu@drt.com.tr Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.
Demir noksanlığını önlenmek.
Demir (Fe) Türkiye'de en çok noksanlığı görülen mikro elementtir: Kireçli topraklar, yüksek toprak ve su pH'sı, yüksek HCO3 (Bikarbonat) konsantrasyonu, yanlış uygulamalar ve farklı Fe kaynaklı gübrelerin düzensiz kullanımı noksanlığın temel sebeplerindendir.Bitki Beslemedeki Rolü
Genel olarak demir hücre, protein ve enzimlerin bir bileşenidir. Azot fiksasyonu, respirasyon ve fotosentez faaliyetlerinde görev alır. Demir elementinin bitkide eşsiz bir görevi vardır, çeşitli sitokromlarda bulunan heme proteinlerin bir parçasıdır (fotosentez faaliyetinden sorumlu klorofil molekülünün bir parçası). Fe noksanlığının en genel belirtisi protein ve lipit faaliyetlerinin engellenmesi sebebiyle kloroplastın düzensiz yapısı ve gelişiminin doğurduğu klorozdur. Bitkiye ve uygulanan doza bağlı olarak demirin fusarium ve diğer fungal hastalıklara karşı direnci arttırma özelliğine sahiptir.
Fe Beslemesine Etki Eden Çevresel Faktörler
Çevresel faktörlerin arazi koşulları altında bitkideki Fe noksanlığına büyük etkisi vardır. Demir noksanlığı klorozu ıslak ve soğuk toprak koşullarında daha yoğun görülmektedir. Etki eden birincil faktör düşük toprak sıcaklığında kök gelişiminin engellenmesi ve kök faaliyetinin azalmasıdır.
Bitki metabolizmasına etki eden toprak nemi, topraktaki Fe durumu ve HCO3 konsantrasyonu Fe'in yarayışlılığına etkilidir. Bitkideki sulamaya bağlı Fe noksanlığının artması genelde kullanılan suyun yüksek derecede HCO3 içermesinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca, toprağın aşırı sulanması sebebiyle azalmış havalanma koşulları küçük kökleri ölümüne neden olmakta ve bütün kök sisteminin absorbsiyon kapasitesini düşürmektedir.
Bitkilerdeki demir noksanlığı genelde alkali ve kireçli topraklarda görülür, bununla beraber bazen asidik topraklarda da noksanlığa rastlanmaktadır.
Fe bitkide hareketsiz olduğu için kloroz önce genç yapraklarda görülür. Belirtiler genç yapraklarda başlar, yaprağın iç kısımları sararır, damarlar yeşil kalır. Aşırı noksanlıklarda, yapraklar beyaza yakın renk alır ve damarlarda sararmaya başlar. Yeni gelişen yapraklar küçük kalır.
Ertan Demoğlu
Pazar Geliştirme Departmanı
İnformasyon Bölümü
edemoglu@drt.com.tr Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.
Yazan Doktor Tarsa Tarım , 10:38 | 0
yorum
24 Ekim 2005 Pazartesi
Düşük tuz içeriği özelliği, klor, sodyum ve ağır metal bulundurmaması ve optimum pH (4.5) değerine sahip olması sebepleriyle MKP yapraktan gübreleme uygulamalarında kullanılabilecek en iyi gübrelerden bir tanesidir. Yaprakların yanma riski çok düşüktür, bu özelliği onu diğer gübrelerin tavsiye edilen normal uygulama dozlarına göre daha yüksek dozlarda uygulanabilmesini mümkün kılar. Ayrıca bu özelliği onun sulanmayan tarla ve meyve bahçelerinde veya sadece yağmur sularıyla yetinmek durumunda kalan bitkilerde faydalarından yararlanabilmemizi sağlar.
MKP Hidroponik sistemlerin de vazgeçilmez bir parçasıdır. Ürünün özellikleri ve kolay kullanımı fosfor kaynağı olarak MKP hidroponik sistemlerde en çok tercih edilenlerden birisi yapmıştır.
Potasyum (K) bitkide şeker, nişasta ve asitlerin oluşturulması ve iletiminde önemli bir role sahiptir. Ayrıca fotosentez, solunum ve bitki su alımı üzerinde de etkilidir. Meyve kalitesi, şekli, rengi, tadı ve raf ömrü için olumlu etkiler gerçekleştirir.
Fosfor (P) çoğu bitki bileşiklerinin (protein, nükleik asit, ATP?) yapısında bulunur. Kök büyümesini, erken olgunlaşmayı, raf ömrünün artmasını ve eş zamanda olgunlaşmayı teşvik eder. Fosfor toprak pH?ına bağlı olarak iki formdan bir şekilde ya H2PO4 ya da HPO4 olarak bitkilerce emilir.
MKP her iki P ve K besin elementlerini yüksek konsantrasyonlarda sağlayarak, bu gerekli iki elementin yararlarını bir arada sunar.
Ertan Demoğlu
Pazar Geliştirme Departmanı
İnformasyon Bölümü
edemoglu@drt.com.tr
0-52-34 Mono Potasyum Fosfat (MKP)
MKP (KH2PO4) tamamen suda çözünebilir katı tuz formunda P-K gübresidir. % 52 P2O5 ve % 34 K2O içerir. MKP, azot içermeyen bir gübre olarak NPK arasındaki beslenme dengesini ayarlayabilmek için mükemmel bir araçtır. MKP kullanımı en çok tercih edilen azot kaynağını kullanma imkânı sağlamaktadır. Ayrıca bitkinin ihtiyaçlarına göre verilecek azot miktarı ayarlanabilmektedir. Yüksek kaliteli özellikleriyle MKP hidroponik sistemlerde, fertigasyonda veya yapraktan uygulamalarda kullanılabilir.Düşük tuz içeriği özelliği, klor, sodyum ve ağır metal bulundurmaması ve optimum pH (4.5) değerine sahip olması sebepleriyle MKP yapraktan gübreleme uygulamalarında kullanılabilecek en iyi gübrelerden bir tanesidir. Yaprakların yanma riski çok düşüktür, bu özelliği onu diğer gübrelerin tavsiye edilen normal uygulama dozlarına göre daha yüksek dozlarda uygulanabilmesini mümkün kılar. Ayrıca bu özelliği onun sulanmayan tarla ve meyve bahçelerinde veya sadece yağmur sularıyla yetinmek durumunda kalan bitkilerde faydalarından yararlanabilmemizi sağlar.
MKP Hidroponik sistemlerin de vazgeçilmez bir parçasıdır. Ürünün özellikleri ve kolay kullanımı fosfor kaynağı olarak MKP hidroponik sistemlerde en çok tercih edilenlerden birisi yapmıştır.
Potasyum (K) bitkide şeker, nişasta ve asitlerin oluşturulması ve iletiminde önemli bir role sahiptir. Ayrıca fotosentez, solunum ve bitki su alımı üzerinde de etkilidir. Meyve kalitesi, şekli, rengi, tadı ve raf ömrü için olumlu etkiler gerçekleştirir.
Fosfor (P) çoğu bitki bileşiklerinin (protein, nükleik asit, ATP?) yapısında bulunur. Kök büyümesini, erken olgunlaşmayı, raf ömrünün artmasını ve eş zamanda olgunlaşmayı teşvik eder. Fosfor toprak pH?ına bağlı olarak iki formdan bir şekilde ya H2PO4 ya da HPO4 olarak bitkilerce emilir.
MKP her iki P ve K besin elementlerini yüksek konsantrasyonlarda sağlayarak, bu gerekli iki elementin yararlarını bir arada sunar.
Ertan Demoğlu
Pazar Geliştirme Departmanı
İnformasyon Bölümü
edemoglu@drt.com.tr
Etiketler: 0-52-34, mkp, mono potasyum fosfat
Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.
Yazan Doktor Tarsa Tarım , 10:48 | 0
yorum
17 Ekim 2005 Pazartesi
ANKARA - 35 ana başlıktan oluşan müzakerelerin 3 başlığı, doğrudan Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın sorumluluğunda olacak. Bu kapsamda 5 Aralık'ta "Tarım ve Kırsal Kalkınma" başlığı altında, tanıtıcı tarama süreci başlayacak.
Tanıtıcı taramada Avrupa Birliği, mevzuatını ve Türkiye'den ne istediğini anlatacak. Türkiye de, mevcut durumu genel hatlarıyla aktaracak. Ayrıntılı taramada ise, birebir mevzuat karşılaştırması yapılacak.
Bakanlık sorumluluğundaki, veterinerlik, bitki sağlığı ve gıda güvenliği ile su ürünleri başlıklarının ise önümüzdeki yıl görüşülmesi planlanıyor.
KAYNAK : NTVMSNBC Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.
Tarımda tarama 5 Aralık'ta başlıyor.
Tarım alanında Avrupa Birliği ile müzakereler, 5 Aralık'taki "Tarım ve Kırsal Kalkınma başlığı" altındaki tanıtıcı tarama ile başlıyor. Tarama sürecinde sadece mevzuat karşılaştırması yapılacak.ANKARA - 35 ana başlıktan oluşan müzakerelerin 3 başlığı, doğrudan Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın sorumluluğunda olacak. Bu kapsamda 5 Aralık'ta "Tarım ve Kırsal Kalkınma" başlığı altında, tanıtıcı tarama süreci başlayacak.
Tanıtıcı taramada Avrupa Birliği, mevzuatını ve Türkiye'den ne istediğini anlatacak. Türkiye de, mevcut durumu genel hatlarıyla aktaracak. Ayrıntılı taramada ise, birebir mevzuat karşılaştırması yapılacak.
Bakanlık sorumluluğundaki, veterinerlik, bitki sağlığı ve gıda güvenliği ile su ürünleri başlıklarının ise önümüzdeki yıl görüşülmesi planlanıyor.
KAYNAK : NTVMSNBC Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.
Yazan Doktor Tarsa Tarım , 08:19 | 0
yorum
05 Ekim 2005 Çarşamba
Ancak, tarımda müzakerelerin sağlıklı yürütülebilmesi için öncelikle Türkiye'deki tarım istatistiklerinin ve kayıtlarının güvenilir hale getirilmesi gerekiyor.
AB ile tarım alanında, tarım ve kırsal kalkınma, veterinerlik, bitki sağlığı ve gıda, balıkçılık ve malların serbest dolaşımı başlıkları altında yürütülecek uyum süreci sonunda, Türkiye'nin bu alandaki mevzuatın tamamını üstlenmesi gerekecek.
AB ile tarım müzakerelerinin tarım ve kırsal kalkınma konusunda, 5 Aralık'tan itibaren başlaması öngörülüyor. Brüksel'deki Türkiye temsilciği, bu kapsamda, AB'nin, Aralık ayının ilk haftasında, Türk tarafına konuyla ilgili mevzuata ilişkin ayrıntılı bilgi vermesinin beklendiğini, ardından 2006 yılı Ocak ayından itibaren de mevzuat taramasının gerçekleştirileceğini bildirdi.
Verilen bilgiye göre, müzakerelerin sağlıklı yürütülmesi açısından, Türkiye'deki tarımla ilgili kayıt ve verilerin gerçekçi olması büyük önem taşıyor. AB'nin 45 yıllık tecrübe ve birikimiyle biçimlenen Ortak Tarım Politikası (OTP), veterinerlik ve bitki sağlığı, gıda güvenliği gibi konuların yanında, tarımsal ürünlerin pazarlanması ve piyasaların düzenlenmesi ile ilgili kuralları gösteriyor. OTP mekanizması, üretim alanlarının, üreticilerin, işletmelerin, ürünlerin ve hayvanların kayıt altına alınmasına ilişkin sistemleri de kapsıyor. Bu veriler, AB'de desteklerin dağıtımında esas teşkil etmesi nedeniyle, Türkiye'nin de bu verileri sağlıklı hale getirmesi gerekiyor.
Yani, Türkiye, bitkisel üretim rakamları, hayvan sayıları, arazi varlığı, gıda üretimi, işletmelerin durumu ile ilgili verileri sağlıklı hale getirmek zorunda. Oysa Türkiye'de bitkisel üretim rakamları ve hayvan varlıkları kayıttan ziyade tahminlere dayanıyor. Et, süt ve gıda üretiminde kayıtdışılığın fazla olduğu biliniyor. Şekerpancarı gibi sözleşmeli yapılan üretimler dışındaki bitkisel üretimin de büyük bölümü kayıt dışı. Türkiye'nin önemli üretici olduğu kuru üzüm, kuru incir, kayısı, fındık gibi ürünler dışındaki ürünlerde standart ve kalite sorunu yaşanıyor.
KAYNAK : ZAMAN GAZETESİ Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.
Tarımda AB'ye uyum için yürütme kurulu oluşturuldu.
Avrupa Birliği'ne (AB) uyum amacıyla tarım konusundaki müzakerelerin sürdürülmesi amacıyla, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nda, Müsteşar Yardımcısı Nebi Çelik başkanlığında 5 kişilik bir ekip oluşturuldu.Ancak, tarımda müzakerelerin sağlıklı yürütülebilmesi için öncelikle Türkiye'deki tarım istatistiklerinin ve kayıtlarının güvenilir hale getirilmesi gerekiyor.
AB ile tarım alanında, tarım ve kırsal kalkınma, veterinerlik, bitki sağlığı ve gıda, balıkçılık ve malların serbest dolaşımı başlıkları altında yürütülecek uyum süreci sonunda, Türkiye'nin bu alandaki mevzuatın tamamını üstlenmesi gerekecek.
AB ile tarım müzakerelerinin tarım ve kırsal kalkınma konusunda, 5 Aralık'tan itibaren başlaması öngörülüyor. Brüksel'deki Türkiye temsilciği, bu kapsamda, AB'nin, Aralık ayının ilk haftasında, Türk tarafına konuyla ilgili mevzuata ilişkin ayrıntılı bilgi vermesinin beklendiğini, ardından 2006 yılı Ocak ayından itibaren de mevzuat taramasının gerçekleştirileceğini bildirdi.
Verilen bilgiye göre, müzakerelerin sağlıklı yürütülmesi açısından, Türkiye'deki tarımla ilgili kayıt ve verilerin gerçekçi olması büyük önem taşıyor. AB'nin 45 yıllık tecrübe ve birikimiyle biçimlenen Ortak Tarım Politikası (OTP), veterinerlik ve bitki sağlığı, gıda güvenliği gibi konuların yanında, tarımsal ürünlerin pazarlanması ve piyasaların düzenlenmesi ile ilgili kuralları gösteriyor. OTP mekanizması, üretim alanlarının, üreticilerin, işletmelerin, ürünlerin ve hayvanların kayıt altına alınmasına ilişkin sistemleri de kapsıyor. Bu veriler, AB'de desteklerin dağıtımında esas teşkil etmesi nedeniyle, Türkiye'nin de bu verileri sağlıklı hale getirmesi gerekiyor.
Yani, Türkiye, bitkisel üretim rakamları, hayvan sayıları, arazi varlığı, gıda üretimi, işletmelerin durumu ile ilgili verileri sağlıklı hale getirmek zorunda. Oysa Türkiye'de bitkisel üretim rakamları ve hayvan varlıkları kayıttan ziyade tahminlere dayanıyor. Et, süt ve gıda üretiminde kayıtdışılığın fazla olduğu biliniyor. Şekerpancarı gibi sözleşmeli yapılan üretimler dışındaki bitkisel üretimin de büyük bölümü kayıt dışı. Türkiye'nin önemli üretici olduğu kuru üzüm, kuru incir, kayısı, fındık gibi ürünler dışındaki ürünlerde standart ve kalite sorunu yaşanıyor.
KAYNAK : ZAMAN GAZETESİ Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.
Yazan Doktor Tarsa Tarım , 08:29 | 0
yorum
04 Ekim 2005 Salı
AB'nin yeni üyelerinden özellikle Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin müzakere süreçleri yakından incelendiğinde, en çok zaman alan ve geçiş süreçleri taleplerinin fazla olduğu konular arasında tarım, işgücünün serbest dolaşımı ve çevre başlıkları göze çarpıyor.
Türkiye'de olduğu gibi, AB'nin yeni 15 üyesinde de tarımın ekonomide diğer AB ülkelerine oranla daha geniş yer alması, tarım konusunu müzakerelerin en zorlu, kapsamlı ve uzun süren başlığı haline getirdi. AB'nin 2006'ya kadar planlanan bütçesinde yeni üyelerin tarım politikalarını uyumlaştırmasına destek olacak fonlar ayrılmış olsa da, bu fonların sübvansiyonları kapsamaması yeni üyelerin sorunlarla karşılaşmalarına neden oldu. Tarım politikaları AB bütçesinin neredeyse yarısını oluştururken, bu politikaların yürütülmesi konusunda ise şiddetli tartışmalar sürüyor.
Çevre başlığı söz konusu olduğunda ise Türkiye'nin de AB'nin yeni üyeleriyle benzer sıkıntılarla karşı karşıya kalacağı açıkça görülüyor. Türkiye de müzakere sürecinde özellikle Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri gibi hava kalitesi, atıkların yönetimi, endüstriyel atıkların kontrolü konularındaki düzenlemeleri karşılayabilmek için önemli yatırımlara ihtiyaç duyacak. Çevre, AB'nin bugüne kadar ki genişleme deneyimleri içinde, aday ülkelerin en fazla geçiş dönemi istediği konu başlığı olmuş. AB içindeki çevre lobileri ise bazı alanlarda uzun geçiş dönemleri tanımaya, AB'nin bütününün sağlığını tehdit etme risklerini gerekçe göstererek karşı çıkıyor.
AB istatistiklerine bakıldığında, 10 yeni üyenin AB çevre yasalarını tam olarak karşılamalarının yatırım maliyetinin 120 milyar avro olarak tahmin edildiği görülüyor. Bu rakam, tarımla birlikte çevrenin neden müzakerelerin en zorlu başlığı olacağını anlatmaya yeterli görünüyor.
KAYNAK : ZAMAN GAZETESİ Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.
Müzakerelerin en zorlu başlıkları tarım ve çevre.
Avrupa Ekonomik Topluluğu adı altında 6 üye ile yolculuğuna başlayan ve bugün 25 üyesi bulunan AB'nin son genişleme hareketi, müzakere sürecinde Türkiye'nin zorlanabileceği alanlar hakkında önemli ipuçları veriyor.AB'nin yeni üyelerinden özellikle Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin müzakere süreçleri yakından incelendiğinde, en çok zaman alan ve geçiş süreçleri taleplerinin fazla olduğu konular arasında tarım, işgücünün serbest dolaşımı ve çevre başlıkları göze çarpıyor.
Türkiye'de olduğu gibi, AB'nin yeni 15 üyesinde de tarımın ekonomide diğer AB ülkelerine oranla daha geniş yer alması, tarım konusunu müzakerelerin en zorlu, kapsamlı ve uzun süren başlığı haline getirdi. AB'nin 2006'ya kadar planlanan bütçesinde yeni üyelerin tarım politikalarını uyumlaştırmasına destek olacak fonlar ayrılmış olsa da, bu fonların sübvansiyonları kapsamaması yeni üyelerin sorunlarla karşılaşmalarına neden oldu. Tarım politikaları AB bütçesinin neredeyse yarısını oluştururken, bu politikaların yürütülmesi konusunda ise şiddetli tartışmalar sürüyor.
Çevre başlığı söz konusu olduğunda ise Türkiye'nin de AB'nin yeni üyeleriyle benzer sıkıntılarla karşı karşıya kalacağı açıkça görülüyor. Türkiye de müzakere sürecinde özellikle Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri gibi hava kalitesi, atıkların yönetimi, endüstriyel atıkların kontrolü konularındaki düzenlemeleri karşılayabilmek için önemli yatırımlara ihtiyaç duyacak. Çevre, AB'nin bugüne kadar ki genişleme deneyimleri içinde, aday ülkelerin en fazla geçiş dönemi istediği konu başlığı olmuş. AB içindeki çevre lobileri ise bazı alanlarda uzun geçiş dönemleri tanımaya, AB'nin bütününün sağlığını tehdit etme risklerini gerekçe göstererek karşı çıkıyor.
AB istatistiklerine bakıldığında, 10 yeni üyenin AB çevre yasalarını tam olarak karşılamalarının yatırım maliyetinin 120 milyar avro olarak tahmin edildiği görülüyor. Bu rakam, tarımla birlikte çevrenin neden müzakerelerin en zorlu başlığı olacağını anlatmaya yeterli görünüyor.
KAYNAK : ZAMAN GAZETESİ Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.
Yazan Doktor Tarsa Tarım , 08:29 | 0
yorum