28 Şubat 2006 Salı

Mikro Elementler | Demir (Fe)

Demir, Dünya'da en çok noksanlığı görülen mikro-elementlerden birisidir. Türkiye topraklarında da çinko, bor ve demir noksanlığı başta gelir. Bunun başlıca nedenleri; Kireçli topraklar, yüksek toprak ve su pH'ı, yüksek HCO3 konsantrasyonları ve topraktaki bitki besin elementlerinin düzensizliği yani farklı gübrelerin programsız ve yanlış uygulamaları diyebiliriz.

Fe bitkide az hareketlidir ve bitkinin solunumu bağlantılı olarak fotosentez işlemleri için gereklidir. Enzim faaliyetlerinde ve klorofil sentezinde önemli rol oynar.

Toprakta demir bulunsa da, alınabilirliğini etkileyen faktörler vardır. Toprak çözeltisinde farklı formlarda bulunur Fe+2 (ferrus) ve Fe+3 (ferric, düşük çözünürlük). Eğer ortamda oksijen varsa Fe+2 hızlı bir şekilde Fe+3 'e dönüşür. Bunun dışında genelde demir oksit, demir hidroksit ya da demir fosfat olarak bitkilerin alamayacağı formlarda bulunur.

Noksanlık belirtileri genç yapraklarda başlar. Genç yapraklar sararır damar araları yeşil kalır, Yeni büyüyen sürgünler ince ve bodur olur, meyve büyüklüğü azalır, ana damarların etrafında kahverengi lekeler belirir. İlerleyen safhalarda; yapraklar beyaza yakın renk alır ve damarlar da sararmaya başlar hatta fotosentez eksikliğinden dolayı geri ölümler görülebilir.

Genç yapraklar sararır ve açık bir renk alır

Şelat Nedir?

Kısaca şelat bir metali yarayışsız bileşik oluşumundan koruyan molekül yapısıdır. Şelatlar üç bileşenden oluşur. Kapsadıkları metal (Örnek; Fe+3), şelat maddesi (EDTA, DTPA, EDDHA, amino-asit, humik ? fulvik asit, sitratlar) ve ek iyon (Na+ ya da NH4+).


Şelatlar kapsadıkları metali bitkinin kullanımına sunarlar fakat kendileri bitkiye girmezler.

Demir Şelatın Absorbsiyonu

Piyasada satılan birçok şelat formu vardır. Bunların kullanımı ve tercih nedenlerini, etkili oldukları pH aralıkları ve ekonomileri belirler. Bakır, mangan, çinko vb. mikro-elementlerde yaprak uygulamaları da göz önüne alınarak daha çok EDTA şelatı kullanılır.

Toprak uygulamalarında ise etkili olduğu pH aralığı en yüksek olan EDDHA şelatını tercih etmeliyiz ki yurdumuz topraklarının pH zaten birkaç bölge dışında yüksektir.

Şelatın topraktaki yarayışlılığını karşılaştıracak olursak, aşağıdaki tabloda demirin farklı şelat maddelerinde ve farklı pH değerlerindeki yarayışlılığını görebiliriz.


Ürün bitkilerimize yapacağımız demir uygulamalarında asidik topraklar ya da yaprak uygulamaları söz konusu ise tercihimiz Fe-EDTA'dan yana olmalıdır.

Fe-DTPA ise serada, kaya yünü, torf, perlit gibi topraksız üretim şartlarında ya da toprak pH'ı nötr olan topraklarda kullanılır. Fakat daha önce de belirttiğimiz gibi toprak uygulamalarında pH yüksek ise işlevini sürdürebilen Fe-EDDHA tercihimiz olmalıdır.

Demir Şelatlar - Kimyasal İstikrar

Orto-Orto'nun Önemi

Demir şelatı gibi organik moleküller yapısal formüllerinde farklı yapısal bağlar ve farklı izomerler bulundururlar. EDDHA şelatı ise iki farklı izomer içerir; "para" ve "orto". Demirin altı tane birleşme noktası vardır. Demirin toprağın bağlayıcı etkilerinden tamamen korumalı olması için şelatın bu altı birleşme noktasının hepsini kaplaması gerekir. "Orto" izomerinde, demirin bütün bağlantı noktaları kapanmış ve böylece dış etmenlere karşı güçlü bir koruma sağlanmıştır. Para izomerinde ise, şelat demirin sadece beş bağ noktasını kaplamakta ve dolayısıyla dış etmenlere karşı "orto" izomerindeki kadar koruma sağlayamamaktadır. Bu nedenlerden dolayı söyleyebiliriz ki en fazla korumayı ve kaliteyi orto-orto izomeri sunmaktadır.


Yaygın olarak yaptığımız yanlışlardan birisi de Akdeniz topraklarının demirce zengin olduğunu düşünmemiz, toprak analizinde yeterli miktarda demir görülmesi, dolayısıyla ilave olarak bir demir uygulaması yapmamamızdır. Burada dikkat etmemiz gereken toprağımızın pH'ı ve içerdiği kalsiyum karbonat miktarıdır. Asıl önemli olan topraktaki demir miktarı değil, onu yarayışlı yapacak doğal işlemler ve şelat maddesidir. Toprak pH'ımız yüksek ise bitki demir alımında sorun yaşayacak demektir. Ayrıca analiz yaptırdığımız laboratuarın demir miktarını, toprakta bulunan demir miktarı olarak değil "toprakta bulunan alınabilir demir" olarak verdiğine dikkat etmemiz gerekir.

Demir şelat yardımıyla bitkiye sağlanmakta ve şelat maddesi toprakta kalmaktadır. Orto-orto şelatı topraktaki yarayışsız demiri bir miktar daha bitkiye elverişli duruma getirebilir ve orto-para'ya göre etkinlik süresini bir miktar daha uzatmış olur. Bu etkiye "iron shuttle effect" ya da "effect transporter" adı verilir.

Yapılan çalışmalarda görülmüştür ki, topraktan yapılan uygulamalarda en yararlı şelat ürünü Fe-orto-orto-EDDHA içeren üründür.

Fe-orto-para-EDDHA ürünü toprak uygulamasından 3 gün sonra özelliğini kaybetmektedir.



En iyi sonuçlar için kaliteli ürünleri kullanmak gerekir. pH'ı yüksek toprak uygulamalarında orto-orto oranı yüksek ürünler tercih etmeliyiz.

Ferrostrene şu anda piyasada bulunan orto-orto değeri en yüksek ve en kaliteli olan ürünlerden birisidir.

Konuyla ilgili detaylı bilgilendirme ve bitki besleme konularında teknik destek vermek üzere çalışmalarımız sürerken, üreticilerimize bitki besleme konusunda yardımcı olmak üzere bağlantı telefonlarımız aşağıdadır.

Tel: 0 (242) 326 68 66 (Pbx)
Faks: 0 (242) 326 68 60

Hazırlayanlar
Zir. Müh. İlker Kaan Ulusoy
Zir. Müh. Âlim Çağlayan
Doktor Tarsa Tarım San. ve Ticaret A.Ş.
Pazar Geliştirme Departmanı
Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.
Yazan Doktor Tarsa Tarım , 11:09 | 1 yorum

25 Şubat 2006 Cumartesi

Tarımda pazarlama yatırımına yüzde 50 hibe geliyor

Tarımda sektöründeki sıkıntının üretimden değil, pazarlamadan kaynaklandığını belirten Bakan Eker, pazarlamayı teşvik için 280 milyon YTL kaynak ayırdıklarını söyledi.

Tarımsal alanda yapılacak pazarlamaya ve ürün standartlarını yükseltmeye dönük yatırımların yarısı devlet tarafından karşılanacak.

Tarım Bakanlığı, bu tür hibeler için toplam 280 milyon YTL kaynak ayırdı. Yatırımın yarısının da ilgililerce karşılanacağı göz önüne alındığında, bu tür yatırımlar için 2006'da toplam 560 milyonluk bir rakam öngörülüyor.

Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, kamuoyunda dile getirilen "tarımdaki sıkıntı"nın ardında üretim değil, pazarlama sorunu olduğunu, bu nedenle pazarlamaya teşvik verileceğini söyledi.

Dün bir grup gazeteciyle kahvaltıda buluşan Bakan Eker, bundan sonra pazarlama, tarımda ölçek ekonomisi ve AB şartlarına uyuma büyük ağırlık vereceklerini kaydetti. Dünya standartlarında üretimi olmayan narenciyenin dalında, ürünün tarlada kaldığını hatırlatan Eker, tarım kesiminin şimdiye kadar pazarlamaya ağırlık vermediğini, bundan sonra devlet desteği ile bu yatırımların artırılacağını söyledi. Geçen yıl 16 pilot bölgede yaptıkları çalışmalar sonucunda bu amaca dönük 159 projenin saptandığını, üretici birliklerinin, üreticilerin kuracakları şirketlerin destek göreceğini kaydeden Eker, doğrudan gelir desteği (DGD) ödemelerinin toplam tarım teşvikleri içindeki payını azaltıp, bu yöndeki desteklere ağırlık vereceklerini belirtti. DGD ödemelerinde yüzde 83'lük kesimle, yüzde 17'lik kesimin aldığı paranın aynı olduğunu kaydeden Eker, "Bu adil değil" dedi.

Türkiye'de medeni kanundan kaynaklanan bir arazi parçalanması ve ortalama arazi büyüklüğünün AB ülkelerine kıyasla üçte bir oranında olduğunu vurgulayan Eker, bu yüzden ölçek ekonomisi uygulanamadığını kaydetti.

Toplulaştırma ve kooperatifleşmeye özel önem verdiklerini kaydeden Eker, iki kardeşin bile ortaklık yapamadığını, kültür yapımızın kooperatifleşmeye imkan vermediğini söyledi. Eker, "Ama yeni nesil kooperatifleşmenin önemini kavramaya başladı, biz de desteklemeye devam edeceğiz" dedi.

Son 3 yılda kooperatiflere 400 milyonluk uygun kredi kullandırdıklarını belirten Eker, bu kredilerin 2 yılı geri ödemesiz toplam 5 yıl vadeli olduğunu, faiz oranının ise yüzde 5.5 olduğunu kaydetti. Bakan Eker, 400 milyonluk kaynağın büyütülerek döndürülmesiyle, kooperatifleşmeye katkının artırılacağını söyledi.

Kayıtlı üretimi artırma zorunluluğu

Sosyal yardımlaşma ve dayanışma fonu kaynaklı, yeşil kartlı kişilerin kooperatiflerine faizsiz kredi verildiğini anlatan Eker, bu yolla 240 kooperatifin desteklendiğini söyledi.

Eker, hayvancılık, seracılık ve paketleme alanında yoğunlaşan bu kooperatiflere, artık "ortak işletme" şartı da getirileceğini de bildirdi.

Bu tür teşviklerin kayıtlı üretimin artırılması zorunluluğundan doğduğunu da vurgulayan Eker, örneğin süt üretiminin 10.8 milyon ton olmasına karşılık kayıtlı; yani işletmelerde işlenen süt üretiminin 2.7 milyon ton olduğunu söyledi. İtalyanların bile 1985'de AB'de süt kotasına geçilirken zararlı çıktıklarını, şimdi bizi uyardıklarını kaydeden Eker, "AB ile masaya oturduğumuzda kayıtlı süt üretimi üzerinden kota alabileceğiz, bu nedenle kayıt içine girme hayati önem taşıyor. Aksi takdirde geriye kalan 7 milyon tonluk süt ithal edilecek" dedi.

AB'ye uyum çerçevesinde dün itibariyle balıkçılığın görüşülmeye başladığını bildiren Eker, sıranın en zor görüşme konusu olacak gıda sağlığı ve veterinerlik hizmetlerine geleceğini söyledi.

KAYNAK: Referans Gazetesi | 25.02.2006
Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.
Yazan Doktor Tarsa Tarım , 11:00 | 0 yorum

11 Şubat 2006 Cumartesi

Köyleri Dünya Bankası kalkındıracak

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Dünya Bankası'nın geçen yıl başlatmış olduğu Köy Bazlı Katılımcı Yatırım Programı'nın ilk etabı kapsamında 30 milyon YTL hibe desteği verilecek 159 proje belli oldu. Projeler Adıyaman, Ardahan, Artvin, Batman, Bolu, Burdur, Çanakkale, Denizli, Gümüşhane, Hatay, Karaman, Konya, Malatya, Niğde, Rize ve Tokat'tan oluşan 16 pilot ilde yürütülecek. Programın Türkiye geneline yayılacağı ikinci etabı için martta başvuru çağrısı yapılacak.

Bütçeye 250 milyon YTL

Dün düzenlenen basın toplantısında konuşan Dünya Bankası (DB) Türkiye Temsilcisi Andrew Vorkink, programın çifçilere üretim ve ürün değerlendirmede katkı sağlanacağını söyledi. Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker ise Tarım Reformu Uygulama Projesi (ARIP) kapsamında çiftçi ve çiftçi birliklerine yönelik olarak yürütülen programla, var olan beşeri sermayenin artırılmasının ve sermayenin kırsal alanda değerlendirilmesinin amaçladığını dile getirdi. Eker, tarımsal üretimin gelişmiş olduğu ülkelerde tarım ürünlerinin yüzde 60'ının, Türkiye'de ise yüzde 25-30'unun gıda sanayiinde değerlendirildiğini hatırlatırken, bu kapasitenin artırılmasını amaçladıklarını söyledi. Eker, programın ikinci etabı için bakanlığın bu yılki bütçesine 250 milyon YTL konulduğunu belirtti.

Öte yandan projede ekonomik yatırım konuları kapsamında mısır kurutma ve depolama, süt toplama-işleme, meyve-sebze işleme, depolama, ambalajlama, paketleme, alternatif enerji kaynakları tarafından seraların yapımı ile et işleme, bakliyat işleme ve paketleme, arı ürünleri işleme ve ambalajlama konularında çiftçi ve çiftçi birlikleri tarafından yatırım teklifleri sunuldu. Alt yapı yatırım konuları kapsamında ise kırsal alanda kamu hizmetlerinin etkinliğini artırmaya yönelik mevcut alt yapı tesislerinin iyileştirilmesi ve geliştirilmesi için Kaymakamlıklar ile Köylere Hizmet Götürme Birlikleri tarafından proje teklifleri sunuldu.

KAYNAK: Referans Gazetesi | 11.12.2006
Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.
Yazan Doktor Tarsa Tarım , 10:59 | 0 yorum

10 Şubat 2006 Cuma

Tarımda sorun üretim değil pazarlama

Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehdi Eker, Lisanslı Depoculuk Kanunu'nun hayata geçirilmesinin gerektirdiği alt mevzuatın büyük ölçüde tamamlandığını, ancak meselenin konuya birden fazla sektör ile toplumsal kesimin katılımının sağlanması olduğunu belirtti. Eker, bunu gerçekleştirmek için, gerek kamunun gerek de özel sektörün bir takım alışkanlıklarından vazgeçmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından dün Ankara'da düzenlenen Lisanslı Depoculuk ve Ürün İhtisas Borsaları Paneli'nde konuşan Eker, Türkiye'de tarımın esasen bir üretim sorunu yaşamadığını, sorunun pazarlamada olduğunu belirtti. Kırsal alanda üretilen ürünlerin pazarlamasının, üretimden daha uzun ve karmaşık bir yapı sergilediğini belirten Eker, bu durumdan üretici ve tüketicinin zarar gördüğünü ifade etti. Üreticilerin bekledikleri fiyatı alamadıklarını ve ürünlerini pazarlayamadıklarını söyleyen Eker, tüketicilerin de çoğu zaman dünya fiyatları üzerindeki fiyatlar yüzünden sıkıntı yaşadıklarını dile getirdi.

Kalite öne çıkacak

Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun ise Türkiye'de borsaların gelişememesinin taban fiyat uygulamasından ve tarım satış kooperatiflerinin çalışmalarını devlet desteği ile yapmasından kaynaklandığına işaret etti. İhtisas Borsaları ve Lisanslı Depoculuk Yasası'na ilişkin yönetmeliklerin tamamlanmasından sonra emtia borsaları ile birlikte dünya ile bütünleşmenin sağlanacağını belirten Coşkun, aynı zamanda bu yeni yapılanmanın müstahsil ve aracılar için bir kazanç kaynağı olacağını bildirdi.

Henüz başvuru yok

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Başkanı Şemsi Bayraktar da lisanslı depoların yaygınlaştırılması ve bu depolarda düzenlenen ürün senetleri karşılığında ürün rehin kredilerinin kullanılması ile işleyen bir ürün ihtisas borsa sisteminin kurulmasının artan fiyat risklerinden korunma yollarından olduğunu söyledi. Lisanslı depoculuk yapmak için henüz herhangi bir başvuru olmadığını söyleyen Bayraktar, mevzuatın tamamlanmasına karşın anonim şirket vasfında kurulması gereken ürün ihtisas borsasının da oluşturulmadığını da dikkat çekti.

Lisanslı depoculuk nedir?

Yaklaşık 1 yıl önce çıkartılan Lisanslı Depoculuk Kanunu, tarım ürünlerinin standartları belirlenerek emniyetli ve sağlıklı koşullarda depolanması ile ürün senetleri vasıtasıyla ticaretinin kolaylaştırılmasını amaçlıyor.

Bunun için depoculuk lisansı almak gerekiyor. Öte yandan ürün senetlerinin kurulacak ürün ihtisas borsalarında işlem görmesi de sağlanmaya çalışılıyor.

KAYNAK: Referans Gazetesi | 10.12.2006
Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.
Yazan Doktor Tarsa Tarım , 10:57 | 0 yorum

07 Şubat 2006 Salı

Halkbank'tan çiftçiye traktör kredisi

Halk Bankası çiftçilere, traktör ve tarım ekipmanları alımı finansmanına yönelik olarak kredi veriyor. Banka, 0 km traktörler için 60 ay, 2. el traktör ve tarım makinaları ve ekipmanlarında ise 36 ay vade uyguluyor.

İSTANBUL - Halkbank, çiftçiyi Traktör ve Tarım Makinaları-Ekipmanları Kredisi ile destekliyor. Traktör kredisi kapsamına 0 kilometrede olan yeni araçlar ve en fazla 5 yaşında olan 2. el araçlar giriyor. Yeni traktör alımlarında, traktörün KDV dahil fatura bedelinin azami yüzde 75'i, ikinci el alımlarda ise kasko bedelinin azami yüzde 70'i kredilendiriliyor.

Römork, pulluk, biçerdöver gibi yeni tarım makina ve ekipmanları da kredi kapsamında değerlendiriliyor ve yeni tarım makinası-ekipmanı alımlarında, KDV dahil fatura bedelinin azami yüzde 70'i kredilendiriliyor.

Traktör ve Tarım Makinaları-Ekipmanları Kredisinde, çiftçilerin ürün hasat tarihleri ve ödeme şartları göz önünde bulundurularak, kredi AET, 3, 6, 9 ve 12 ayda bir, eşit taksit ödemeli kullandırılabiliyor.

Çiftçilik belgesine sahip kişilere kullandırılan bu kredilerde aracın yaşınin ve kredi kullanım vadesinin 6 yılı geçmeme şartı bulunuyor.

KAYNAK : NTVMSNBC | 07.02.2005
Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.
Yazan Doktor Tarsa Tarım , 11:08 | 0 yorum


DRT LOGO
Doktor Tarsa Tarım
San. ve Tic. A.Ş.

Antalya, Türkiye

1987 yılında ticaret hayatına bitki yetiştirme grubu elemanlarından torf ithalatı ve pazarlaması ile başlamıştır. Doktor Tarsa şu anda 3000'in üzerinde ürün çeşidi ile Türk tarımına ve sanayisine hizmet vererek gelişmeye devam etmektedir.
Ayrıntılı bilgi için...

Üyelik

Bilgi: E-bültenimiz ellerine ulaşmamış olanlar webmaster@drt.com.tr adresine bildirebilirler.