28 Haziran 2006 Çarşamba

Nitrat

Azot Formları

Azot, tüm yaşayan canlılar için temel teşkil eden bir elementtir. Özellikle bitkiler bu elementin noksanlığında canlılıklarını devam ettirmek için gerekli olan aminoasit, protein ve enzimleri sentezleyemezler. Klorofilin temel yapı taşı olan azot protein sentezinde kritik rol oynar. Bünyesinde yeterli miktarda azot bulunduran bitkiler sağlıklı ve kuvvetli kök gelişimi, koyu yeşil aksam, artan tohum/meyve oluşumu ve yüksek verim kabiliyetindedirler. Yüksek organizmalar (insanlar ve hayvanlar) nitrat ve amonyum gibi basit yapıdaki azotu kullanamazlar. Bu organizmalar daha karmaşık yapılı aminoasit ve protein formundaki azot ihtiyacını bitkilerden sağlarlar ve bitkilerde karmaşık yapıdaki bu azotlu bileşikleri sentezleyebilmek için azot kaynağına ihtiyaç duyarlar.

Azot doğada, azot gazı, nitro oksitler, amonyum, amonyak, üre, organik, nitrit ve nitrat gibi farklı formlarda bulunur. Bitkiler alınım sırasında azotun, amonyum (NH4+) ve nitrat (NO3-) formlarını tercih ederler. Bu alınımda nitrat amonyuma göre daha önceliklidir. Üre, amonyum ve nitrat olmak üzere 3 ana azot kaynağı bulunmaktadır. Üre toprak mikroorganizmaları tarafından amonyum ve nitrata indirgenir ve bitkinin kök bölgesinde pek çok reaksiyon sonucu amino azotlara indirgenirler. Türlere göre değişmekle birlikte pek çok bitki, nitratı hem yaprak hem de köklerde indirgeyebilirler.

Üre en kuvvetli inorganik azot kaynağıdır ve yüksek oranda azot (%46) içerir. Nemli topraklara uygulanan üre hidrolize olarak amonyak ve karbondioksite dönüşür. Hidrolize olmadan önce azot nitrat gibi hareketlidir ve kuvvetli yağmur veya sulama ile yıkanabilir.

(CO(NH2)2) + (H2O) -> 2(NH3) + (CO2)

Kuru topraklarda pH'nın 7'den yüksek olması durumunda NH4+ iyonları hızla NH3 gazına dönüşürler ve buharlaşarak topraktan uzaklaşırlar. Bu kayıplar üre ve amonyum olmak üzere her iki azot kaynağında da gerçekleşir.
Organik azotun asimile edilebilir minerallere dönüşümünde iki mikrobiyolojik aktivite rol oynamaktadır.

1) Amonifikasyon: Organik azot amonyuma dönüşür.
(NH3) + (H2O) -> (NH4+) + (OH-)

2) Nitrifikasyon: Amonyum okside olarak nitrata dönüşür.
2(NH4+) + 3(O2) -> 2(HNO2) + 2(H+) + 2(H2O) (Nitrosom)
2(HNO2) + (O2) -> 2(NO3-) + 2(H+) (Nitrobakter)


Amonyumun oksitlenerek nitrata dönüşümünde enerji sağlayan Nitrosom ve Nitrobakter olmak üzere iki bakteri grubu görev almaktadır. Bunlardan ilki amonyumun oksitlenmesi sırasında görev alırken diğeri nitritin nitrata dönüşümünde görev alır. Nitrifikasyon bakterileri ototrofturlar; inorganik kaynaklardan hücre sentezi için karbon elde etmek yanında azotun inorganik formlarını da tek enerji kaynağı olarak kullanırlar.
Nitrata dönüşüm sıcaklığın etkisi altındadır. Toprak sıcaklığının 21 °C'den yüksek olduğu durumlarda nitrifikasyon oranı artmaktadır. Sıcaklıkla artan nitrifikasyonun hızı göstermiştir ki, %80 nitrifikasyon 11°C sıcaklıkta 6 hafta sürerken 23,9°C sıcaklıkta bu süre 2 haftaya inmektedir.

Tablo 1. Sıcaklığın Nitrifikasyona Etkisi

Düşük toprak nemi ve sıcaklığın 18°C'in üstünde olduğu koşullarda amonyum ve üre kaynaklı gübrelerin çoğunluğu buharlaşma nedeniyle önemli kayıp verirler. Temel molekülleri Na ve K olan nitratlı gübrelerde topraktaki çözünmeler sonucu buharlaşmayla kayıp gerçekleşmemektedir. Kimyasal olarak kararlı olan nitrat iyonları buharlaşmazlar. Bununla birlikte topraktaki kararsız yapıdaki amonyum iyonları yukarıda bahsi geçen toprak koşullarında amonyum gazı olarak buharlaşma riski taşırlar.

Tablo 2. Sıcaklığın Azot Kaybına Etkisi

Amonyumun aminoasitlere dönüşümü sadece köklerde gerçekleşir. Klorofil içermeyen dokularda amonyumun aminoasitlere çevrenimi için gerekli olan enerji, karbonhidratların ya da organik asitlerin oksidasyonundan elde edilir. Yüksek sıcaklıklarda amonyum dönüşümü oksijen boşalması nedeniyle kök açlığına neden olmaktadır.

Tablo 3. Nitratlı beslemenin nematodlara dirençte etkisi (Kaynak: Spiegel ve ark., 1982)

Amonyum özümseme işlemi için daha fazla enerji ve şeker gerektirmektedir.

Nitrat ile beslenmiş bitkiler kendi gelişmeleri için daha fazla şeker bulundurdukları için nematodlara karşı daha dirençlidirler.

Amonyumlu gübrelerin kullanımı pek çok alanda diğer katyonların alınımını etkiler ve Ca noksanlıklarına neden olur. Aynı zamanda ister nemli ister kuru toprak koşullarında amonyum-N gübrelemesi Çiçek Uç Burnu Çürüklüğüne neden olur.


Şekil 3-4. Amonyumlu besleme ve yetersiz sulama ÇUÇ (çiçek uç burnu çürüklüğü) oluşumu (Kaynak: Pill ve Lambeth, 1980)


Yüksek NH4-N besleme Fusarium riskini arttırır. Nitrat patojenin spor oluşumunu ve döllenmesini önler (Fusarium oxysporum). Nitrat domatesin fusarik asit (patojen tarafından salgılanan bir toksin) olan hassasiyetini azaltır.

Kaynak: Duffy ve Défago, 1999

Aşağıda kısaca özetlenen özellikleri nedeniyle Nitratlar azot kaynağı olarak daha çok tercih edilirler.

- Uçucu değildir ve kolay uygulanır.
- Toprak içerisinde hareketlidir, yüksek etkinlikle bitkiye doğrudan alınır.
- Nitrat katyonların alımını tetikler (K, Ca, Mg), sinergism
- Dönüşüme uğramasına gerek yoktur (amonyum ? üre)
- Klor gibi yüksek miktarlarında zararlı olan elementlerin alımını sınırlandırır.
- Aminoasitlere dönüşüm yapraklarda gerçekleştiğinden enerji tasarrufu sağlar.

En yoğun tartışma ve karmaşıklıklar ?Nitrat? kullanımının taban suyunu kirletmesi yönünde olmaktadır. Ancak NO3-, toprakta bulunan tüm organik ve inorganik azotlu bileşiklerin ulaşacakları son üründür ve kimyasal olarak kararlı bir yapıya sahiptir. Taban suyunun kirlenmesi, nitratların gübre olarak kullanıldığı koşullarda aşağıdaki sebeplere dayanmaktadır:

1. Amonyum ve üre içerikli gübrelerin aşırı kullanımı: Toprak içerisinde amonyum ve üre nitrifikasyon sonucu kararlı formda bulunan nitrat iyonuna dönüşürler ve sulama veya yağmur suyuyla yıkanması sonucu taban suyuna ulaşırlar.
2. Hayvan gübrelerinin aşırı kullanımı
3. Tarımda toprağın gereğinden fazla azot içeren organik madde ile beslenmesi ve kış yağmurları boyunca örtü bitkisinin bulundurulması toprakta çok fazla miktarda nitrat birikmesine neden olur.

Kirlenme sorununun çözümünde anahtar, nitratlı gübrelerin kullanılmaması değil, dengeli ve uygun kaynağı organik veya inorganik azotlu gübrelemenin uygulanması ve özellikle tek bir kültürde yoğun miktarlarda uygulanmasından kaçınılmasıdır. Kontrollü dozlarda parçalı olarak azotlu gübrelerin uygulanması da problem çözümünde etkin olmaktadır. Fertigasyon teknolojisi, kontrollü dozlarda, miktar ve zamanlarda, kültür bitkisinin ihtiyacı kadar gübreleme yapmaktadır ve su kirlenmesini engellemektedir. Sonuç olarak nitratların kontrollü ve uygun kullanımı kirliliğe neden olmamaktadır.

Etiketler: , ,

Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.
Yazan Doktor Tarsa Tarım , 09:19 | 0 yorum

27 Haziran 2006 Salı

Türkiye'nin ilk tarım ajansını kurdular, sırada tarım TV var.

Bu yılın başında Türkiye'nin ilk tarım ajansını kuran iki ziraat mühendisi Sedat Kolcuoğlu ve Mehmet Irmak, tarıma yatırım yapmak isteyen özel sektörle çiftçi arasında köprü kurmayı hedefliyor. Türkiye'nin acilen bir tarım kanalına ihtiyacı olduğunu savunan Kolcuoğlu ve Irmak, TRT 3'ün bir tarım kanalına dönüşmesi için imza kampanyası başlatacak.

Türkiye'nin ilk tarım ajansı olan "Tarımajansı" bu yılın başında Antalya'da kuruldu. Ajansın kurucuları olan Sedat Kolcuoğlu ve Mehmet Irmak, Tarımajansı'nın Türk tarımında önemli bir boşluğu dolduracağına inanıyorlar. Türk çiftçisinin tarımsal teknolojiyi uygulama konusunda çok zayıf olduğunun altını çizen iki ortak, ajansın üretici ile teknolojiyi elinde tutan özel sektör arasında bir köprü olacağını belirtiyor. Mehmet Irmak, son dönemlerde tarıma ilgi duyan ve bu işe para harcamak isteyen yatırımcıların çoğalmasına karşın bu kişilerin yatırımlarını nasıl yönlendirmeleri gerektiği konusunda bilgilendirecek ya da danışmanlık yapacak hiçbir kuruluşun bulunmadığını belirtiyor. Mehmet Irmak, "Ajansın ortaya çıkış fikri de mevcut boşluktan doğdu. Şu anda özel sektörün elinde iyi bir teknoloji var. Fakat bu teknoloji çiftçi ile buluşamıyor. Yatırımcı tarımı keşfediyor ama tam olarak neye nasıl yatırım yapacağını kestiremiyor. Türkiye'de uzun bir süre tarımdan tek sorumlu merci Tarım Bakanlığı oldu. Fakat artık sektör yeni bir dönemin eşiğinde. Özel sektörün payı ve önemi giderek artıyor. Hedefimiz üretici ile özel sektörü buluşturacak projelere imza atmak" diye konuştu. Avrupa Birliği'ne (AB) bağlı ülkelerde bu iletişimi sağlayan güçlü birlik ya da kuruluşların bulunmasına karşın Türkiye'de bu tür örgütlerin olmadığı ya da sınırlı güce sahip olduğunu söyleyen Irmak, "Tarımajansı çiftçi ile yatırımcıyı bir araya getirecek her türlü projeyi hazırlayacak. Bunun içinde özel sektör yatırımları da olacak. Çiftçinin eğitilmesi de" diyor.

KAYNAK: Referans Gazetesi | 27.06.2006
Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.
Yazan Doktor Tarsa Tarım , 09:11 | 0 yorum

07 Haziran 2006 Çarşamba

Tarım sigortası dönemi başlıyor.

Yasası geçen yıl çıkarılan devlet destekli tarım sigortası uygulaması başladı. Uygulama çerçevesinde, bitkisel ürünler, dolu, yangın, fırtına, heyelan ve don tehlikesine karşı sigortalanacak. Primlerin yarısını, devlet ödeyecek.

ANKARA - Devlet Destekli Tarım Sigortaları uygulaması çiftçilere ilk poliçeler dağıtılarak başlatıldı. Devlet Bakanı Ali Babacan, törende yaptığı konuşmada, sistem için ciddi araştırmalar yapıldığını AB ülkelerinin tek tek incelendiğini anlattı. Uygulama kapsamında primlerin yarısının devlet tarafından karşılanacağını vurgulayan Babacan, bu amaçla Tarım Bakanlığı bütçesine 200 milyon YTL'lik kaynak ayırdıklarını kaydetti.

"Uygulama, tarım sektörümüzün çehresini değiştirecek" diyen Babacan, prim bedellerinin, ürün bedeliyle karşılaştırıldığında çok önemli rakamlar olmadığını belirterek, "Bu sigortayı yaptıran çiftçimiz rahat uyuyacaktır" dedi.

Törende konuşan Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker, Türkiye'de yeni başlayan tarım sigortacılığının üreticiler için büyük önem taşıdığını belirtti. Tarım sigortası mevzuatıyla ilgili ilk düzenlemenin 1930 yılında başladığını ve ancak bugün uygulamaya konulabildiğini anlatan Eker, "Bugün Türk tarımında ilklerden bir tanesidir. Bugüne gelinmek için üzülerek söylüyorum 76 yıl beklemek gerekmiştir. 1930 yılından başlayan süreç bize nasip oldu, bundan büyük gurur duyuyorum" diye konuştu.

Tarım sigortacılığının Türkiye'de önemli bir uğraş alanı olacağını ifade eden Bakan Eker, şunları söyledi: "Türkiye'de 27 milyon hektar tarım alanı bulunuyor, bunun 16,7 milyon hektarı kayıtlı. 941 bin kayıtlı çiftçi, sebze ve meyve yetiştiriyor. Sigorta konusunda en büyük muhatap kitle bunlar. 11 milyon büyükbaş, 25 milyon koyun, 7-8 milyon keçi, 300 milyon baş da kümes hayvanı bulunuyor. 1 milyon 600 bin hububat üreticisi var. Bunun içinde 750 bini arpa üreticisi... 2004 yılında afetlerden dolayı üretim kaybının maddi değeri 692 milyon YTL. 2005 yılı daha iyi bir yıldı, doğal afetlerden doğan zarar 18 milyon YTL oldu."

SİGORTA PRİMİ NE OLACAK?
Sigorta yaptıran çiftçilerin ödeyecekleri prim konusunda da bilgi veren Bakan Eker, 100 dekar buğday ekili toprağı olan çiftçinin sigorta priminin 150 ile 850 YTL arasında değişeceğini, bu bedelin yarısının Tarım ve Köyişleri Bakanlığı destekleme bütçesinden ödeneceğini söyledi.

Eker, süt sığırcılığı yapılan bir işletmede sığır başına prim miktarının 75 ile 300 YTL arasında değişeceğini, 10.000 YTL hasılat beklenen bir meyve bahçesinin prim miktarının ise 400 ile bin YTL arasında olacağını, bunların yüzde 50'sinin de yine bakanlığın destekleme bütçesinden ödeneceğini bildirdi. Bakan Eker, tarım sigortasının çeşitliliğinin önümüzdeki yıllarda artacağını belirterek, "İnşallah bu sigortalar prim düzeyinde kalır, afetler olmaz" diye konuştu.

TZOB: ÇİFTÇİLER İÇİN ÖNEMLİ BİR İMKAN
Törende konuşan Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Başkanı Şemsi Bayraktar da, 5254 sayılı yasanın 2001 yılında yürürlükten kaldırılması ve 2090 sayılı yasanın iyi işlememesi nedeniyle, tabii afetlerden zarar gören çiftçilerin son yıllarda yeterince devlet desteği alamadığını, bu durum dikkate alındığında Tarım Sigortaları Kanunu'nun çiftçiler için önemli bir imkan olduğunu söyledi.

UYGULAMA NASIL OLACAK?
Devlet destekli tarım sigortasından faydalanmak isteyenlerin öncelikle Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlı olması, önsoy ve soy kütüğü kayıtlarının güncel olması gerekiyor. ÇKS, önsoy ve soy kütüğü kayıtlarını güncellemiş olan üreticiler, devlet destekli tarım sigortası yaptırmak için 2006 yılında tarım sigortaları branşında faaliyet gösteren sigorta şirketlerine veya acentelerine sigorta yaptırabilecek. Ürünlerini, hayvanlarını, seralarını sigortalayan çiftçilerin sigorta miktarlarının yüzde 50'si devlet tarafından ödenecek.

HANGİ RİSKLER KAPSAMDA?
Devlet destekli bitkisel ürün sigortalarında ve sera sigortalarında, ana teminat "dolu" olmak şartıyla, buna ek olarak fırtına, hortum, yangın ve heyelan riskleri, bu riskler sebebiyle meyve ve sebzelerde meydana gelen kalite kaybı zararları, süt sığırlarında yazılı istisnalar dışında kalan her türlü hayvan hastalıkları ve gebelik, doğum ve cerrahi müdahale, her türlü kaza, yılan ve böcek sokması, zehirli çayır otları ve yeme bağlı zehirlenmeler, her türlü doğal afetler ve güneş çarpmaları, yangın ve infilak sebebiyle meydana gelen ölüm ve zorunlu kestirme riskleri sigorta kapsamında olacak.

KAYNAK : NTVMSNBC | 07.06.2006
Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.
Yazan Doktor Tarsa Tarım , 09:12 | 0 yorum

04 Haziran 2006 Pazar

Tarımda AB destekli projelere ağırlık verilsin.

MÜSİAD, tarım ve hayvancılık sektöründe yaşanan sorunları masaya yatırdı. Dernek, özellikle sektörün Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki çıkmazlarını ve çözüm önerilerini içeren raporu hükümete sundu.

Genel Başkan Ömer Bolat başkanlığında Erzurum'da gerçekleştirilen Genel İdare Kurulu'nda dernek üyeleri, bölge insanının genel geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılığın geliştirilmesi için yapılması gerekenleri Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Müsteaşar Vekili Vedat Mirmahmutoğlu'na sundu. Dernek tarfından hazırlanan raporda, tarımsal işletme büyüklüklerinin artırılması için yasal düzenlemelerin yapılması istenirken, AB destekli projelerde ağırlığın tarıma verilmesi önerildi. Bölge için getirilen tekliflerden bazıları şöyle: Hayvancılığın, arıcılığın ve su ürünlerinin geliştirilmesi, kadınlara yönelik tarımsal eğitim çalışmaları yapılması, entegre et ve süt ürünleri işleme tesislerinin faal hale getirilmesi, sürekli tayinlerin çıkması ve gidenlerin gelenlerden çok fazla olması nedeniyle kan kaybeden ülkedeki araştırma ve yayım kuruluşlarının kalifiye elemanı bakımından takviye edilmesi. AB'de sektörel yapıya bakıldığında Türkiye'den önemli farklılıklar gösterdiği belirtilen raporda, "AB'nin (25 ülke) toplam GSYİH'nin tarım sektörü yüzde 2,1 iken, Türkiye'nin yüzde 11,5'tir. Yeni tarım sektörü yüzde 9,4 daha fazla GSYİH'den pay alıyor demektir." denildi. Derneğe göre, AB ile müzakerelerin en can alıcı noktası da burası. Bunun kırsal kesimden metropollere ciddi göçlerin olacağı işaretini verdiğinin belirtildiği raporda, sektörel nüfus dağılımında çalışan nüfusun yüzde 34'ü tarıma dayanmasına rağmen Türkiye'nin tarımda kendi kendine yetmediğine ve ithalatı giderek arttığına dikkat çekildi.

KAYNAK : ZAMAN GAZETESİ | 04.06.2006
Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.
Yazan Doktor Tarsa Tarım , 09:12 | 0 yorum


DRT LOGO
Doktor Tarsa Tarım
San. ve Tic. A.Ş.

Antalya, Türkiye

1987 yılında ticaret hayatına bitki yetiştirme grubu elemanlarından torf ithalatı ve pazarlaması ile başlamıştır. Doktor Tarsa şu anda 3000'in üzerinde ürün çeşidi ile Türk tarımına ve sanayisine hizmet vererek gelişmeye devam etmektedir.
Ayrıntılı bilgi için...

Üyelik

Bilgi: E-bültenimiz ellerine ulaşmamış olanlar webmaster@drt.com.tr adresine bildirebilirler.