30 Haziran 2009 Salı

Üzüm Beslemesi Hakkında

Bitki besleme programlarında işe, söz konusu bitkinin sezonluk saf besin elementleri ihtiyaçları ile başlamak doğru olacaktır.

Üzüm bitkisinde bu ihtiyaçlar tabi ki toprak özelliklerine iklim koşullarına, hatta kurutmalık veya sofralık olmasına göre değişkenlik gösterecektir. Bununla birlikte en genel faydayı sağlamak, bitkinin özel hassasiyetlerini ortaya koymak, temel yanlışlardan kurtulmak gibi amaçları öne alarak olabildiğince genel bir çerçeve çizmeye çalışacağız.

Bu anlayışla üzüm bitkisinin saf madde ihtiyaçlarını şöyle sıralayabiliriz.

Saf madde kg/dekar olarak;


Yukarıdaki saf besin maddeleri, farklı seçeneklerden temin edilebilir. Dikat edilmesi gereken şunlardır.
  • Toplam azot ihtiyacının sezon başından sonuna doğru artan bir tempoda karşılayıp, meyve büyütme döneminde hızla azaltarak bitirmek.
  • Fosfor ihtiyacının önemli bir kısmını erken dönemde karşılayıp, azot gübrelemesinden daha önce bitirmek.
  • Potasyum gübrelemesini azdan çoğa doğru düzenlemek ve ağırlığını büyütme döneminde vermek.
  • Toplam kalsiyum ihtiyacını mümkün olduğu kadar çok taksitte bitkiye ulaştırmak.
  • Demir ve magnezyum ihtiyacını düzenli karşılamak fakat çoğunluğunu meyve büyütme döneminde vermek.
  • Mangan ve bakır ihtiyaçlarını mümkünse en az iki taksitte karşılamak.Çinko ve bor ihtiyacının en az yarısını erken ilkbaharda döllenme dönemi öncesinde vermiş olmak.
  • İz element gübrelemelerinde mutlaka şelatlı ürünler kullanmak. Şelat maddesinin toprak veya yaprak uygulamasına uygunluğuna dikkat etmek.
Örneğin;
EDDHA şelatlı demiri sulamalarla ve topraktan,
EDTA şelatlı demiri yapraktan uygulamak.

Diğer EDTA şelatlı iz elementlerde (Zn, Mn, Cu gibi) EDTA'nın alınabilirliği daha geniş pH aralığında olduğu için toprak uygulamalarında da tercih edilebilir.

Programımızdaki potasyumun kaynağı olarak dekar başına 27 - 28 kg potasyum sülfat olması halinde ihtiyaç duyulan kükürt de karşılanmış olur.

Üzüm bitkisinde iz elementlerden bor çinko ve demir eksikliklerine daha sık rastlamaktayız. Bu üç elementi bir arada içeren ve test değeri yüksek olan bir iz element preparatı kullanmak hem kolay, hem yararlı hem de ekonomik olacaktır.

Son yıllarda kar-zarar sınırında gidip gelen özellikle kurutmalık çekirdeksiz üzüm üreticilerimiz, doğru girdileri, doğru zamanda ve doğru usullerle kullanırlarsa aslında çok kanaatkâr bir bitki olan üzüm bitkisi 40 yıla yakın ekonomik ömrü ile daha kazançlı sezonlar yaşatacaktır.

Anadolu'muzun sembol ürünlerinden biri olan üzüme gereken saygı ve ilgiyi gösterelim ki Anadolu ve Üzüm gelecek yüzyıllarda da birlikte yaşasınlar.

Noksanlık ile İlgili Resimler









Faruk Tunç
DRT Pazar Geliştirme Departmanı

Kaynaklar
Hasad Yayıncılık Bağcılık El Kitabı
DRT - SQM Toolbook 2005

Etiketler: ,

Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.
Yazan Doktor Tarsa Tarım , 11:16 | 0 yorum

31 Aralık 2008 Çarşamba

Elma Yetiştiriciliğinde Bitki Besleme İpuçları

Dr. Steven Andrew Oosthuyse
SQM EMEA Pazar Geliştirme Müdürü - SQM Güney Afrika

Bitkilerin genel işleyişine bakacak olursak, bitkinin optimum işleyişi hakkında bize fikir verecek ipuçlarından birisi "Stoma" dediğimiz yapılardır. Stomalar, epidermis dokusunda bitkilerin gaz alış verişinde önemli olan, yapraktan su buharının (terleme) geçişini hızlandıran ve epidermis hücrelerinden farklı olarak klorofili, böbrek (fasulye) şeklindeki iki hücrenin aralarında açıklık bırakarak oluşturdukları açılır kapanır gözeneklere denir Bknz Resim 5. Bitki için gerekli olan C, H, O alışverişi buradan olur. Ya da şöyle söyleyelim; Bitkiler stomaları sayesinde nefes alır. Aşırı soğuk, sıcak, su, kurak gibi stres şartlarına mazur kaldığında bitki, dengelerini koruyabilmek için stomalarını kapatır. Bitki kendisini beklemeye almış olur yani üretim yapamaz.

Stoma kapanması = Bitki fonksiyonlarının durması

Dolayısıyla yaptığımız uygulamalarla stoma açıklığının ne kadar optimumda olmasını sağlayabilirsek bitki çalışmasını o kadar artırmış oluruz.
Resim 5

Diğer taraftan bu konuyla bağlantılı dolaşım sistemine bakacak olursak (Vasküler sistem) Ksilem ve floemden oluşan bitki dokularında, ksilem olarak adlandırılan su ve suda erimiş maddelerin, floem olarak adlandırılan fotosentez ürünlerinin taşınmasını sağlayan kanalcıklar vardır. Bknz Resim 6

Stomaların düzenli çalışmalarında çevresel etmenlerin rolü büyük olmakla beraber. Yeterli potasyum uygulamalarının olumlu etkisi vardır. Bu nedenle yeterli potasyum alan bitkiler sıcak soğuk, hastalık gibi stres şartlarına daha dayanıklı olurlar.

Resim 6

Stomalar açık olduğu zaman bitkiler topraktan su alabilir. Bitkiler besin elementlerini su ile alırlar. Diğer taraftan fotosentez demek basitçe bitkinin güneş ışığını kullanarak havanın karbondioksitini indirgemesi ve organik besinlerini sentezlemesidir. Stomalar kapalı olunca bu işlem de durmuş olur.

Aşağıdaki fotoğrafta bir su deposu yapımında çalışan işçileri görüyorsunuz. Bu yapım aşamasında bazı yapı materyalleri kullanılıyor. Tuğla, çimento, kum, demir vb. Bunlar gerekli miktarlarda birbirleriyle karıştırılıp istenilen depoyu meydana getiriyorlar.

Bitki Büyüme ve Gelişimini bir inşaat gibi düşünebiliriz.

Bitkiler de benzer şekilde çalışarak, Potasyum, Azot, Fosfor, Demir, Çinko vb. gerekli yapı materyallerini bir araya getirip gerekli organlarını ve meyvelerini oluşturuyorlar.

Dengeli gübreleme dediğimiz bu besinleri gerekli oranlarda bitkilere vermemiz. Su deposu örneğiyle birleştirecek olursak, çok kum, az tuğla ya da çok tuğla az çimento gibi materyalleri, olması gerektiğinden farklı kullanırsak su deposu yaparız ama istediğimiz sağlamlıkta ya da işlevde yapamayız. Hepsini dengeli kullanmamız gerekir.

Örnek; İç kararması Resim 9

İç kısımdan dış kısma doğru gelişir. Et kısmı tamamen kararmaya başlar. Kalsiyum noksanlığı ve/veya azot fazlalığı birincil nedenler olabilir.

Doğru gübrelemeye karar vermemiz için tahlil yaptırmamız gereklidir.

Bor noksanlığı;
Resim 11 - 12


Elmada bor noksanlığı genellikle şekil bozuklukları olarak görülür. Diğer görsel belirtiler dış çatlamalar, renk bozuklukları, meyve eti çürüklükleridir. Bunun haricinde çukurluk ve pütürlerin böcek zararı olmadığından emin olun (örnek: zararlı Campylomma liebknechti)

Elmada iç çürüklüğü. Bor noksanlığı meyve içerisinde süngerimsi kahverengi yumuşak dokular meydana getirebilir. Bu durumda genellikle dışarıdan bir belirti görülmez.

Mangan noksanlığı;
Resim 13 - 14


Damar aralarında sararma.

Mangan fazlalığı;
Resim 15 - 16


Elmada kabuk nekrozları. Asidik topraklarda aşırı mangan alımından kaynaklanır.

Mangan fazlalığı elmada ilk olarak kabukta iki yıllık dallarda kızarıklıklar ve kabarcık yapıları olarak belirir. Daha sonra keçeleşmiş kabuk dokularının içinde kaybolur.

Çinko noksanlığı;

İleri çinko noksanlıklarında dalların sonlarına doğru çok yaprak oluşumu (kamçılaşma) görülür. Daha sonra dallar çıplaklaşır ve ölür.

Kalsiyum; Ca
Elmada özellikle önemlidir. Kalite, depolama ömrü ve albeniyi doğrudan etkiler eğer doğru gübrelerle ve doğru şekilde kalsiyum gübrelemesi yaparsak pazarlanabilir ürün artışını sağlamış oluruz.
Özellikle meyve gelişimi döneminde en az 4 sefer yapraktan kalsiyum uygulamamız ve yaprak uygulamasında meyveleri de ıslatmamız gerekir. Topraktan alınan kalsiyumun az bir miktarı meyvelere, çoğunluğu yapraklara gider.

Bknz. Resim 18

Elmada Bonza çeşidinde acı benek.
Resim 21
Kalsiyumdan kaynaklanan bozukluklar genellikle yetersiz kalsiyum uygulamaları, yetersiz kalsiyum dağılımı, uygun olmayan ürünlerin kullanımı, aşırı azot kullanımı gibi nedenlerden kaynaklanır.

Resim 19


Kabuğun altında mantarlaşmış, kararmış çürüklükler. "Acı benek" depo kayıplarını arttıran, iç pazarda ve dış pazarda ürünlerin rekabet şansını azaltan dikkat edilmesi gereken bir husustur. Birincil sebebi yetersiz kalsiyum uygulanmasıdır.

Bu kısa yazımızda bahsettiğimiz, öncelikle doğru gübreleme için toprak, su, yaprak bazı durumlarda meyve analizi yaptırmamız ve programımızı buna göre belirlememiz gerektiğidir.
Kaliteli meyve yetiştiriciliği için gübreleme önemli ama tek etmen değildir. Kalite için Potasyum, Kalsiyum, Bor gübrelemesine noksanlık varsa diğerlerine Çinko, Demir vb. dikkat etmemiz gerekir. Bunun yanında kalite için gübreleme dahil çeşit seçimi, sulama, budama, ilaçlama gibi konularda uzmana danışmamız gerekir.
Bol ve Kaliteli Hasatlar

Çeviren:
İlker Kaan Ulusoy
Doktor Tarsa Tarım San. Ve Tic. A.Ş.
Ürün Sorumlusu
ikulusoy@drt.com.tr

Etiketler: , , , , , ,

Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.
Yazan Doktor Tarsa Tarım , 13:04 | 0 yorum

31 Ekim 2008 Cuma

Bitki Beslemesinde Kalsiyum'un Hayati Rolü - 2

Kalsiyum Nitratın Toprağa Faydaları

Besleme değerine ek olarak, Kalsiyum nitrat kullanımı kumlu veya killi topraklarda, humid bölgelerdeki asitli topraklardan arid alanlardaki tuzlu-alkalin topraklara değin çeşitli faydalar sağlamaktadır

Toprak yapısına faydaları
Topraklar az kalsiyum veya çok sodyum içeren sularla sulandığında topraktaki kil parçaları yayılabilirler. Bunun sonucunda su ve oksijen infiltrasyon oranları azalır ve büyüme koşulları fakirleşir.

Suda çözünebilir Kalsiyum dağılmış topraklarda gözeneklerin açılmasını sağlar. Kalsiyum nitratın düzenli kullanımı toprak yapısını iyileştirir, parçacıkları bir araya getirir, sabit ve gözenekli bir oluşum sağlar. Su infiltrasyonunu ve toprak havalanmasını iyileştirir.

Asidik topraklar
Asidik topraklarda yetiştirilen bitkilerde görülen Ca noksanlığı amonyum ve üre azotu içeren gübrelerin kullanımıyla daha telaffuz edilir bir hal almıştır. Azotlu gübrelerin bir çoğunun asitleştirici etkileri, asitli topraklardaki yarayışlı kalsiyum miktarını azaltır. Kalsiyum Nitrat suda çözünebilir kalsiyum içerir ve toprağı asitleştirici reaksiyonları yoktur.

Asitli topraklarda düzenli Kalsiyum nitrat kullanımı kireç uygulamalarını azaltır. Bu uygulama, toprağın asidik olduğu humid bölgelerde veya toprak pH'ı ile toprak yapısının iyileştirilmesi için kireçlemenin gerekli olduğu bölgelerde önem kazanmaktadır.

Kireçlemeyle beraber Kalsiyum nitrat uygulaması artan toprak asitliğiyle mücadelede yardımcı olur. Ayrıca asidik tropikal topraklarda çoğunlukla bulunan yüksek mangan ve alüminyum seviyelerinin toksin etkilerini azaltır.

Kalsiyum nitrat toprağı asitleştirmez, toprak pH'ını iyileştirir, molibden ve demir gibi iz elementlerin yarayışlılığını sağlar.

Tuzlu topraklar
Tuzlu topraklar fazla miktarda sodyum ile magnezyum klorit ve sülfatları şeklinde çok miktarda tuz içerir. Kurak alanlardaki topraklarda tuz birikmesi karakteristik bir özelliktir ve kayda değer bir verim kaybına sebep olur. Özellikle drenajın zayıf ve sulama suyunda aşırı miktarda sodyum olan koşullarda, sodyum toprakta kolaylıkla kalsiyumun yerini alır.

Kalsiyum kök hücre zarlarından sodyumun uzaklaştırılmasında önemli bir rol oynar. Araştırmalar kalsiyumun tuza hassas bitkilerde sodyum ve kloritlerin kök bölgesinde oluşturdukları öldürücü etkiye karşı bitkiyi koruduğunu göstermektedir.

Tuzlu toprakların geri kazanılması sodyumun kalsiyumla yer değiştirmesini gerektirmektedir. Kalsiyum nitratın içerdiği suda çözünebilir formdaki kalsiyum zararlı konsantrasyonlardaki Sodyuma karşı hareket eder. Hareket halindeki kalsiyum toprak solüsyonundaki ya da toprak parçacıklarına asılı durumda olan sodyumla yer değiştirir. Daha sonra doğru bir şekilde yapılan yıkamayla sodyum kök bölgesinden aşağılara drene edilerek uzaklaştırılır. Böylece bitki büyümesini olumsuz yönde etkileri bertaraf edilir.

Toprak parçacıklarında Kalsiyumun sodyumla yer değiştirmesi sonucu su ve oksijen penetrasyonu iyileşir, toprak işlenmeye uygun bir hal alır.

Alkalin topraklar
Alkalin topraklar sodalı topraklar olarak da adlandırılır. Sodyum içeriği toplam değişebilir katyonların % 15 ini aşan miktarlardadır. Alkalin topraklar içerdiği sodyum karbonatları sebebiyle pH'ı (8 - 10) yüksektir.

Tuzlu topraklardaki besin maddeleri içeriği normal bitki büyümesi için gerekli olan elementlerce dengesizdir. Yarayışlı formda kalsiyum ve potasyumca fakirdir. Bitkiler sağlıklı gelişemezler ve zayıf düşerler.

Yüksek seviyedeki değişebilir sodyum seviyesi veya topraktaki serbest sodyum karbonat kil parçacıklarının dağılıp yayılmasına da yol açar. Böylece toprağın su geçirgenliği azalır, yapısı ters etkilenir. Nemliyken yapışkan bir hal alırken, kuruduğunda sıkı ve sert bir haldedir.

Suda çözünebilir kalsiyum toprak çözeltisinde erimiş ve değişebilir sodyum ve sodyum tuzlarıyla yer değiştirir, ve sodyum sulamayla rahatlıkla topraktan yıkanır. Bundan ötürü alkali topraklarda Kalsiyum nitratın kullanımı toprak yapısını iyileştirmekte ve bitkisel üretim esnasında sodyum miktarını azaltmakta kullanılabilecek en iyi araçtır.

Kalkerli topraklar
Kalkerli topraklarda suda çözünürlükleri az olan bol miktarda kalsiyum ve magnezyum karbonatları bulunur. Kalkerli topraklar daha çok yarı kurak ve kurak bölgelerde bulunur. Genellikle kayda değer miktarda yüksek değişebilir kalsiyum içerir. Ancak bu kalsiyum her zaman bitkiye yarayışlı değildir; kalsiyum katyonu kil parçacıklarına adsorbe edilebilir ya da diğer mineral veya organik maddelerle çözünmez bileşikler oluşturabilir(Fiksasyon).

Dahası, yıllardır yapılan yoğun sulama, yüksek verimlilik, bitkilerce topraktan kaldırılan büyük kalsiyum oranları ve yoğun amonyum ve üre gübreleri kullanımı ki kireci çözünür hale getirirler; topraktaki yarayışlı kalsiyumu oldukça tüketmişlerdir. Böylece suda çözünebilir formda kalsiyum içeren kalsiyum nitrat gübresinin kullanımı sulama imkanlarının olduğu kalkerli topraklar için faydalıdır.



Kalsiyum bitkiler için önemli bir besindir.


Kalsiyum bitkideki hastalıkları azaltır.




Kalsiyum Nitrat; "toprak ve bitki amenajman aracı"

Hazırlayan
Alim Çağlayan
Pazar Geliştirme Departmanı
Doktor Tarsa Tarım San. ve Tic. A.Ş.

Etiketler: , , , , , , ,

Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.
Yazan Doktor Tarsa Tarım , 10:42 | 1 yorum

24 Eylül 2008 Çarşamba

Bitki Beslemesinde Kalsiyum'un Hayati Rolü

Resimler: Elmada Acı Benek Hastalığı, Patateste İç Kararması ve diğer ürünlerde ise Çiçek Uç Burnu Çürüklüğü görülmektedir.

KALSİYUM NİTRAT NASIL KULLANILIR?
Yetiştirdiğimiz Bitkiler Kalsiyum Nitratı öncelikli olarak maksimum vejetatif büyümenin olduğu dönemde isterler: Yaprak oluşumunda, artan protein sentezine paralel depo organlarında; yumru ve danelerde.
Kalsiyum Nitrat için tavsiye edilen açık arazi koşullarında uygulama:
  • Fidelik, tohumluk ve ekimlerde taban gübrelemesinde
  • Yetiştirme döneminde değişik safhalarda
  • Soğuk havalarda veya büyümenin aksadığı zamanlarda büyümeyi teşvik etmek için
  • Aşırı yağışlarla yıkanan azotu telafi etmek için
  • Azot eksikliğinde, hızlı etkili nitrat azotu sağlamak için uygulanır.
Genel olarak Bitki azot ihtiyacının %30 - % 50 si ekim öncesi uygulanmalıdır. Geriye kalan miktarın bir kısmı Kalsiyum Nitrat olarak büyüme döneminde 2-4 ayrı seferde üst gübre olarak uygulanmalıdır. Böylesine bir gübreleme programı büyüme koşulları, bitkinin azot ihtiyacı ve atmosfere bağlı olarak azot uygulaması için en iyi zamanlamayı sağlar.
Kalsiyum Nitrat farklı şekillerde uygulanabilir:
  • Kuru gübre elle serperek satha, makine ile sıra üzerlerine verilebilir
  • Damla sulama, yağmurlama sulama sistemleriyle sıvı olarak verilebilir
  • Sulu çözeltisi yapraktan uygulanabilir
Depolanma
Kalsiyum Nitrat higroskopik olması sebebiyle nem çekici özelliği vardır. Havayla maruz kaldıktan kısa bir süre sonra erimeye başlar. Bu yüzden ağzı açılmış torbalar da arta kalan gübreyi muhafaza etmek için üzeri sıkıca kapatılmalıdır.
Karışabilirlik
Suda çözünebilen Kalsiyum Nitrat fosfat veya sülfat içeren gübrelerle veya kimyasallarla karıştırılmamalıdırzira çözünmez bileşikler oluşabilir. Kalsiyum Nitrat bir besin çözeltisi hazırlamak üzere potasyum nitrat, magnezyum nitrat, amonyum nitrat ve nitrik asitle karıştırılabilir.

NEDEN KALSİYUM NİTRAT KULLANMALI?
Kalsiyum Nitrat bitkiler için gerekli olan nitrat azotu ve suda eriyebilir kalsiyumu sağlar. Kalsiyum Nitrat Değişken toprak ve hava koşullarında bitkisel üretimde ana gübreleme olarak uygulanabilecek en iyi seçenektir.
Hem Kalsiyum hem de Nitrat azotu bitkiler tarafından kullanılan besin elementleridir ve kök bölgesinde Zararlı artıklar kalmaz, toprakta tuzlulaşma sorunu olmaz.
Daha ötesi Nitrat azotu suda eriyebilir kalsiyumu köklerden emilimde bitkiye taşıyıcı rolü üstlenmektedir. Bitkinin kalsiyum alımı en üst seviyeye çıkar.
Kalsiyum Nitrat yaygın olarak ekonomik değeri yüksek olan bitkilerde kullanılır:
  • Sera sebzeleri ve çiçeklerde
  • Açıkta yetiştirilen sebzelerde
  • Sert ve yumuşak çekirdekli meyvelerde
  • Saksı bitkileri ve fideliklerde
  • Tütün, pamuk, patates ve seker pancarı gibi değerli bitkilerde
Kalsiyum Nitrat tamamen suda eriyebilir kalsiyum içeren tek kaynaktır.
Torf, kaya yünü ve dönüşümlü su kullanılan substratlarda yeri alınamaz bir gübredir.
Higroskopik ve yüksek çözünürlüğü sebebiyle uygulamayı takiben hızla alınır. Hava nemi veya gece oluşan çiğ Kalsiyum Nitrat granüllerinin çözünmesi için yeterlidir. Kalsiyum Nitrat, sıcak ve kuru koşullarda dahi nadiren yaprak yanmasına sebep olur.
Gübre maliyeti; artan verim, yüksek meyve kalitesi ve depolanma kayıplarının azalmasıyla fazlasıyla karşılanacaktır
Amacınız yüksek kalite ve optimum verim elde etmekse, Kalsiyum Nitrat gübreleme programınızda yerini almalıdır.
Kalsiyum Nitrat'ın gübre olarak başlıca avantajları üç başlık altında açıklanabilir
  • Kalsiyum Nitrat'ın azot gübresi olarak avantajı
  • Bitki beslemesinde Kalsiyumun hayati rolü
  • Kalsiyum Nitrat'ın toprağa faydaları
BİTKİ BESLEMESİNDE KALSİYUMUN HAYATİ ROLÜ
Kalsiyum bahçe bitkileri yetiştiriciliğinde ve tarla ziraat inde sahip olduğu çifte rolden dolayı özel bir önemi bulunur: Bitki beslemesi için gerekli bir elementtir ve toprak yapısını iyileştirir. Kalsiyumun beslenme değeri aşağıda açıklanacaktır.

Kalsiyum bitkiler için gerekli olan önemli bir besin elementidir, olmadan bitkiler büyüyemez. Meyve ve yapraklara sağlanan yeterli miktarda kalsiyum düzgün bitki gelişimi ve ürün büyümesi, hasat ile depolanma esnalarında oluşabilecek Ca noksanlığından kaynaklanan bozuklukları gidermek için gereklidir.
Kalsiyum değerli bir elementtir; nitratla birlikte yüksek kaliteli ürün ve verim artışı sağlar

Kalsiyum genç yaprak ve meyvelere bitki kökünden emilerek ve suyun hareketiyle ulaşır. Kalsiyum immobil (hareketsiz ) bir elementtir. Bu yaşlı yapraklardan genç olanlara veya meyvelere, tohumlara Kalsiyum iletimi olmayacağı anlamına gelir. Düzenli Ca alımı için kök bölgesinde yeterli ve sürekli miktarda suda çözünebilir formda Ca bulunmalıdır. Düzenli Kalsiyum Nitrat Kullanımı ile dengesiz Ca alımından kaynaklanan bozukluk/rahatsızlıklar engellenebilecektir.

Kalsiyumun İşlevleri
Kalsiyum genç dokuların (yaprak, sap ve kökler) düzgün ve sağlıklı gelişimi, renklerinin daha iyi olması, kaliteli ve sağlam meyveler için şarttır. Hızlı bitki büyümesi yeterli miktarlarda Ca ihtiyacına sebep olur. Bu ihtiyaç kalsiyumun hücre duvarı ve hücre zarının oluşumunda ve yapısında önemli bir rol oynamasından kaynaklanmaktadır.
Bitki ve meyvelerde Kalsiyum noksanlığından kaynaklanan birtakım rahatsızlıklar tespit edilmişlerdir. Kalsiyuma bağlı bu rahatsızlıklar kayda değer ekonomik kayıplara sebep olmaktadır.
Kalsiyum noksanlığı semptomları genellikle bitkiler tarafından yetersiz Ca alımı veya genç dokulara Ca iletiminde sorunlar olması sonucunda ortaya çıkmaktadır. Kalsiyum noksanlık semptomları genellikle büyüme noktalarında ya da büyüme noktalarının yakınlarında veya taze olarak depolanan meyve, yumru, dane ve tohumlarda görülmektedir.

Kalsiyum meyve, yumru ve tohumların sağlamlığını arttırır ve raf ömrünü uzatır. Geç hasat kayıplarını azaltır. Çiçeklerin saksı ömrünü uzatır.

Nitratla artan Kalsiyum alımı
Bitki besin elementleri toprak çözeltisinde nitrat-NO3- de olduğu gibi negatif yüklü anyonlar veya Amonyum-NH4+ ve Kalsiyum-Ca+2 de olduğu gibi pozitif yüklü katyonlar olarak bulunurlar. Nitrat anyonu bitki tarafından emildiğinde beraberinde kalsiyumu ve Mg+2 gibi katyonları da taşır. Pozitif yüklü amonyum iyonunun alımı ise aşağıda şekilde görüldüğü üzere Ca alımını engeller.

Kalsiyum noksanlığıyla mücadele
Araştırmalar göstermektedir ki düzenli olarak kalsiyum uygulaması topraktaki kalsiyum içeriğini arttırmakta ve bu da bitkideki Ca seviyesini arttırmaktadır.
Bu da Kalsiyum noksanlığına bağlı bozuklukları azaltmaktadır.
Kalsiyum Nitrat uygulamaları içerdiği suda çözünebilir kalsiyumun varlığıyla açık tarla koşullarında yetiştirilen domates denemelerinde, Blossom end rot vakalarını azaltmıştır. E k olarak nitrat azotu kalsiyum alımını iyileştirmiştir. Kalsiyum eksikliğini gidermek üzere yapraktan uygulamalarda yapılabilir.
Kalsiyum nitrat yaprak veya meyvelerde Ca noksanlığının ortaya çıkmasını azaltıcı faydalı bir araçtır. Veya bozuklukların ilk görülmesinde uygulanabilecek ölçüttür.
Kalsiyum Nitrat Kalsiyum noksanlığına karşı diğer gübrelerden daha iyi sonuç verir.

Noksanlık Semptomları
Kalsiyum eksikliği bitki büyümesinin durması ve küçük yaprak ve sapların belirmesiyle kendini gösterir. Genç yaprakların gelişimi aksar ve noksanlık olan bitkiler solgun yeşil renk alırlar. Uçtaki yapraklar aşağı ve kendi içlerine doğru kıvrılırlar. Sararırlar ve yaprak kenarları yanar. Yapraklarda nekrotik lekeler oluşur. İç damarlarda klorozlar meydana gelir. Yaprak uçları lahana, marul, çilek, karanfil vb. olduğu gibi kahverengiye dönebilir ki buna 'uç yanıklığı' denmektedir. Saptaki büyüme noktalarının ölmeleri de sıkça görülmektedir.

Kalsiyum noksanlığı bulunan bitkilerin kökleri zayıf gelişirler; genç kökler erken dönemde ölürlerken yaşlı olanlar kahverengini alır. Bazı Ca noksanlığı durumlarında Çiçek açan sapların solması ve çiçek tomurcuklarının düşmesi de görülür.
Kalsiyum noksanlığından kaynaklanan belirtilerin ortaya çıkması daha çok meyvelerde görülür. Domateste 'Blossom end rot', elmada 'bitter pit'.
Yüksek tuz stresi, kuru ortam ve rekabet eden iyonların çokluğu bitkiye kalsiyum alımının azalmasına neden olur. Bitkilerde kalsiyum noksanlığı daha çok sıcak ve kuru iklimlerle yüksek ışık yoğunluğunda daha sık ortaya çıkar. Bu sebepten ötürü arid bölgelerde yetiştiricilik yapan çiftçiler bitkilerine yeterli miktarda çözünebilir kalsiyum sağlamaya özen göstermelidirler.

CAN gübresi ile Kalsiyum nitrat aynı değildir. CAN-Kalsiyum Amonyum Nitrat gübresi içindeki Kalsiyum bitkiye faydalı değildir. Çünkü içersinde suda erimesi zor olan Kalsiyum Karbonat içermektedir.

Hazırlayan
Alim Çağlayan
Pazar Geliştirme Departmanı
Doktor Tarsa Tarım San. ve Tic. A.Ş.

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.
Yazan Doktor Tarsa Tarım , 14:32 | 0 yorum

31 Ağustos 2008 Pazar

Tarımda Yosun Kullanımı; Ascophyllum nodosum (Bölüm 3)

Yazımızın önceki bölümlerini hatırlayacak olursak;
Birinci bölümde tarımda kullanılan deniz yosunlarına kısaca değinmiş, Ascophyllum'un diğer yosunlardan farkı nedir ve nerelerde yetişir açıklayarak giriş yapmış, ikinci bölümde Ascophyllum nodosum'un içeriği, hasatınının ve işlenmesinin önemi ile devam etmiştik. Bu bölümde ise faydalarını biraz daha açmak istiyoruz.

Ascophyllum nodosum PROTON® kullanmanın avantajları;
  • Daha iyi Bitki Oluşumu
  • Daha Güçlü, Sağlıklı Bitkiler
  • Toplamda Daha Fazla Verim
  • Hasat Sonrası Daha Dayanıklı Meyve
  • Özellikle yaprak uygulamalarında Bitkinin Savunmasını Mekanizmasını Güçlendirir.


Bitkinin genetik potansiyelinden kaynaklanan üretim performansını arttırır.
Sonuç olarak; Verimliliği ve Üreticinin Kazancını Arttırır.


Artan Verim Kalitesi; Meyve tutumunu ve beraberinde meyve kalitesini arttırır. Buna "pazarlanabilir verimin artışı" diyebiliriz.



Daha Sağlıklı Çiçek ve Yaprak; Yapraklarda daha etkin bir faaliyet olacağından bitki fotosentezi aynı şartlarda bulunan Ascophyllum uygulanmayan bitkilere oranla daha iyi yapacaktır. Aynı zamanda bitkiyi uyardığımız ve ek gelişim düzenleyiciler verdiğimiz için bitkinin Savunma Sistemini İyileştirir.

Bitkinin Yapısını Güçlendirir; Daha sağlıklı çiçek, daha sağlıklı yaprak bitkinin diğer besin elementlerini değerlendirmesine olumlu etki yapar. Uygulama dozlarının düşük olması nedeniyle nisbeten ucuz bir uygulama yaptığımız için Girdi Etkinliği Arttırmış oluruz.
  • Bitki Kalitesi Artışı
  • Strese karşı direnç artışı
  • İyileşen Depo Ürün Kalitesi
  • Daha Sağlıklı Kök Gelişimi
  • Yatay Gelişim Artışı
  • Protein sentezi ve bitki enzimlerinin üretimi artar.
  • Sağlıklı yeşil aksam sağlıklı kök gelişimini sağlar. Yatay kök gelişimini teşvik eder.
  • Güneş enerjisinin tutulmasını arttırır.
  • Bütün bu faydalar toplamıyla bitkinin daha güçlü olması üretkenliğin artışına neden olur.






İç ve dış zararlara karşı koruma sağlar;
  • İç kendini koruma maddeleri
  • Yapraklarda daha az zararlı, mantari ve bakteriyel hastalık
  • Daha az pestisit kullanımı
  • Daha dayanıklı bir bitki


Daha hızlı gelişme, daha güçlü meyve tutumu

  • Hücre bölünmesinin kontrolünde auxinler ile birlikte çalışır
  • Hücre büyümesi ve genişlemesinin arttırır
  • Protein sentezini destekler
  • Erken ya da genç hücre gelişimini sağlar
  • Gelişmenin kritik dönemlerinde bitkiyi stabilize eder (örn. çiçek / meyve başlangıcında)
  • Meyve dökülmesini önler


Fotosentetik organların bütünlüğünün korunması

  • Daha fazla enerjisi olan daha güçlü bitkiler
  • Üretim artışı
  • Çevresel stresten daha az zarar oluşması
  • Düşük stres altında daha sağlıklı meyveler

  • Çevresel stresten daha az zarar görür
  • Daha iyi çiçeklenme ve meyve tutumu
  • Potansiyel olarak verim ve kalite artışı
UYGULAMA

Toprak uygulamalarının da birçok faydaları vardır: daha önce belirttiğimiz gibi bitkilere yararlı mikropları uyarır ve toprağın hastalık etmenlerini barındırmasına engeller çıkartır, korunmasını arttırır. Kökler aracılığı ile de bitkinin bağışıklık sistemini arttırır.


Sezon boyunca çok defa uygulanabilir. Büyümeyi ve gelişmeyi tetikler. Doğal etkileri ve organik sertifikası vardır.

Toprak Uygulamasının Yararları


Yaprak Uygulamasının Yararları


Daha önce de belirttiğimiz gibi en iyi kullanma stratejisi Az ve Sık Sık yapılan uygulamadır.
  • İdeal - Her 7 günde bir yapılan uygulama.
  • Uzatılmış - Her 14 günde bir yapılan uygulama.
  • En az - Ayda bir yapılan uygulama.


Proton Ascophyllum nodosum şimdiye kadar gördüğümüz üzere farklı şekillerde uygulanabilir.
  • Yaprak spreyleri
  • Fertigasyon ve salma su ile yapılan uygulamalar.
  • Tohum ve fidelere yapılan uygulamalar.
Bir çok bitki koruma ürünüyle uyumludur fakat uygulama öncesi deneme ön karışım yapılması kuralı unutulmamalıdır.


Uygulamaların sabah erken ve akşamüzeri yapılması tavsiye edilir.
Rüzgarlı ve Yağmurlu havalarda uygulama yapılmamalıdır.

Yaprak uygulamalarında yaprakların tamamen kaplanmasına özen gösterilmelidir.
Daha önce belirttiğimiz gibi düşük doz sık uygulama yüksek doz seyrek uygulamalara tercih edilmelidir.
Topraktan yapılan uygulamalarda 250-500 gr/da dozu kullanılabilir.

-- SON --

Hazırlayan
İlker Kaan Ulusoy
Ürün Sorumlusu
Doktor Tarsa Tarım San. ve Tic. A.Ş.

Etiketler: , , , , ,

Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.
Yazan Doktor Tarsa Tarım , 12:56 | 0 yorum

29 Eylül 2006 Cuma

Kanolada Bitki Besleme

Kanola aç bir bitkidir. Ürünün yetiştiriciliğinde iyi bir bitki besleme anahtar faktördür. Diğer kışlık ürünlere, baklagiller ve tahıllara kıyasla özellikle kükürt, fosfor ve azot olmak üzere daha yüksek besin maddesi ihtiyacına sahiptir.



Kanola'nın ihtiyaç duyduğu başlıca besin maddeleri:
Azot (N)
Kükürt (S)
Fosfor (P)
Çinko (Zn)

Molibden ve bor gibi diğer besin maddeleri de her ne kadar noksanlıklarına az rastlansa da önemli olarak nitelendirilmektedir.

Tablo 1. Kanola'nın ihtiyaç duyduğu nispi besin maddeleri miktarı


Tablo 2. Verim Ortalaması (t/ha) - Kanola çeşitleri 1993

Toprak Tipi
Kanola farklı toprak tiplerinde yetişebilir. İyi drene olan tınlı ve killi-tınlı toprakları tercih eder.

Drenaj
Drenaj önemli noktalardan biridir. Özellikle fide ve çiçeklenme döneminde aşırı sulamaya karşı hassas olması nedeniyle iyi drenaja sahip toplarlara ihtiyaç duyar.

Toprak pH'sı
Kanolanın aside karşı hassas bir ürün çeşidi olması nedeniyle, dikimden önce toprak pH'sı öncelikli olarak kontrol edilmelidir. Kanola en iyi gelişimi pH'nın 5.0ın üzerinde olduğu toprak tiplerinde göstermektedir. Toprak tipine bağlı olarak, alüminyum ve/veya mangan, pH'nın 4,8in altında olduğu topraklarda kolaylıkla yarayışlı hale geçerler. Alüminyum ve manganın problem oluşturmadığı düşük pH değerine sahip topraklarda kanola yetiştiriciliği yapılabilir.

Çeltik ekili arazilerde çeltiğin pH değerini hızla düşürmesi nedeniyle pH öncelikli olarak kontrol edilmelidir. Yonca ekili arazilerinde kontrol edilmesi gerekmektedir.

Mangan Toksisitesi
Düşük pH değerine sahip topraklarda manganın yarayışlılığı yarayışlı seviyeden toksik seviyeye kadar değişebilmektedir. Mangan toksisitesinin problem olarak görüldüğü pH değerinin 5.5'den yüksek olduğu topraklarda en iyi yöntem bu alanlara kanola ekimi yapmaktır.

Mangan toksisitesi sıklıkla kurak, sıcak yazlar veya kış boyunca uzun kuraklık döneminden sonra ortaya çıkmaktadır. Sonbahar başlangıcından itibaren 4-6 hafta içerisinde mangan yarayışlı formdan yarayışsız forma dönüşürler. Bu dönem genç kanola bitkilerinin mangana en hassas oldukları dönemdir.

Mangan aynı zamanda suyla doymuş toprak koşulları altında kolaylıkla yarayışlı forma dönüşürler. Olgun kanola bitkileri bu manganez artışıyla su altında kalma durumunun kısa sürmesi koşuluyla sadece verimde azalma meydana getirerek üstesinden gelebilirler.

Mangan toksisitesi geç ekimleri takip eden kuru kış koşullarında meydana gelir. Bu olay, eğer kanola sulanmış bir ürünün, çeltik gibi, arkasından ekiliyorsa da meydana gelebilir.

Kanola mangan toksisitesine hassastır. Belirtileri ilk olarak olgun yaprakların kenar kısımlarında görülür. Nekrotik yaralar meydana gelir, kenarlar kıvrılır ve yaprak yüzeyi çıkıntılı görünüm alır. Yaprak renginde açılmalar meydana gelir ve yaralar sarıdan kahverengine dönüşür.

Kireçleme
Düşük toprak pH seviyesi kireç kullanımı ile düzeltilebilir. Kanola pH okumalarının 5.5 ve 8.0 olduğu koşullarda daha etkin bir şekilde gelişir.
Eğer alüminyum ve mangan seviyesi yüksek ise, kireç uygulamaları kanola üretimini geliştirmektedir.

Eğer alüminyum ve mangan seviyesi düşük ise, kanola etkin bir şekilde 4.3 gibi düşük pH seviyelerinde bile yetiştirilebilir. Bununla birlikte diğer besin maddesi faktörleri de dikkate alınmalıdır.

Kireç uygulamaları ekim öncesi veya kanola gelişiminden bir önceki yıl yapılabilir. Oranlar toprak tipine göre değişmekle birlikte en yaygın oran 2.5t/ha'dır.
Yarayışlı manganezdeki çıkışlar kireç kullanımı ile bazen durmayabilir ve geçici mangan toksisitesi meydana gelebileceği göz önünde tutulmalıdır.

Jips
Kanola yetiştiriciliğinde toprağı iyileştirmek ve kükürt kaynağı olarak iki amaçla kullanılır.

Jips genellikle sert tabanlı kırmızı topraklarda veya tuzlu topraklarda yüzey çatlamalarını önlemek ve drenajı iyileştirmek için kullanılır. Uygulama oranı 1 ile 10 t/ha arasında değişmektedir.

Jips iyi ve genellikle ucuz yarayışlı kükürt kaynağıdır. Kalitesine bağlı olarak %13-15 arasında kükürt içerir. Kükürt noksanlığı görülen topraklarda 100-300 kg/ha oranında uygulanabilir.

Jips uygulanan topraklarda kükürt ihtiyacı karşılanmış ve uygulanacak kükürtlü gübre miktarı azaltılmış olur.
Tavsiye Edilen Bitki Besleme
Fosfor
Oranlar 5-25 kg/ha
Kanola yüksek miktarda fosfora ihtiyaç duyar (bakınız Tablo 1 & 3). Fosfor güçlü ve sağlıklı gelişim için tüm gelişim dönemlerinde vazgeçilmezdir. İyi bir kazık köke rağmen yayvan kök yapısına sahip değildir. Bu nedenle iyi toprak fosfor seviyesi ve gübreleme oranı önemlidir. Bakınız resim sayfa 7.
Fosforun tümünü tohum ekiminde tohum altına ya da tohumla birlikte uygulayınız.

Azot
Oranlar 0-100 kg/ha
Kanola özellikle yüksek azot ihtiyacına sahiptir ve iyi bir azot derecesi güçlü bir gelişim ve büyüme için vazgeçilmezdir.
İyi bir lahana gelişimi (vejetatif dönem) için azot yeterli miktarda uygulanmalıdır. Amaç tomurcuklanma veya gövde uzaması (generatif dönem) ile tam bir toprak üstü gelişiminin sağlanmasıdır.


Azot noksanlığının belirtileri:
- Zayıf erken gelişim
- Zayıf lahana gelişimi
- Damar araları ve tüm yaprakta morarma
- Şiddetli noksanlık - olgun yapraklarda sararma ve bu yaprakların ölümü

Düşük ve orta verimli topraklarda azotun ekonomik özelliklerine ulaşılmaktadır (Bakınız Tablo 4)

Yüksek verimlilik
Kanolanın yüksek azot isteğinden dolayı, çayır bitkilerinden sonra sıklıkla yetiştirilen ilk bitkidir.

Eğer çayır bitkilerinden kaba yonca, yonca, karaburçak yabancı otlardan ari baklagil gurubundan kuvvetli gelişim gösteren çayır bitkileri ise, bu bitkiler için azot uygulamalarına gerek yoktur.

Orta derecede verimlilik
Eğer çayır bitkisi yağlı ise, %40'a kadar yağ ve %60 baklagil ise, arazinin azot seviyesi gerilemektedir.

Hektar alana 40 kgs N ya da 85 kg Üre uygulayınız.

Düşük verimlilik
Kanola genellikle yağlı tohumlar ve çok az yonca ekiminden sonra ilk bitki olarak kullanılır. Kanolada herbisit kullanımı (örneğin Trifluralan) yağlı otların ve diğer yabancı otların uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Kanola tahıl kök hastalıklarını en iyi kıran bitkidir.

Kanola geniş rotasyonlarda veya devamlı üreticilik sisteminde iyi yetişmektedir. Hektar başına 50-100 kg N veya 109-217 kg Üre uygulayınız.

Tablo 3. Kanola taneleri tarafından topraktan kaldırılan fosfor


Tablo 4. Uygulanan azotun verim ve ekonomik etkileri 1987 -89 17'den fazla yerde (NSW)

Fiyatlar(1995) - Kanola $330/t Üre $420/t.

Yetiştiricilik
İyi bir yetiştiricilikte yaklaşık 50 bitki/m2 olmalıdır. 15 bitkiden az olması durumunda düşük verim beklenmektedir ve yeniden ekim düşünülmelidir.

Tablo 5. Farklı ekim oranlarında elde edilen bitki/m2 sayısı ve elde edilen bitki yüzdesi

Not: kanola tohumlarıyla hiçbir zaman 20kg/h'dan fazla azot verilmemelidir.

Azot uygulamalarının zamanlaması
Azot uygulamalarını zamanlaması kanola yetiştiriciliğinde oldukça az bir etkiye sahiptir. Yapılan denemeler ekim öncesi, ekim sonrası (8 haftaya kadar) yada parçalı uygulamalarda verilen azot oranlarının büyük ölçüde değişmediğini göstermiştir (bakınız tablo 6). Yağışın ortalamanın üstünde olduğu mevsimlerde azotlu gübreleme çiçeklenmeye kadar yapılabilir.

Tablo 6'da oransal azot uygulamalarının azot uygulamalarına göre verime etkilerine ait sonuçları göstermektedir.

Uygulama zamanına ait kararlar bireysel pratik deneyimlere dayanarak yapılmalıdır.
Orta tınlı ve killi topraklarda, ekim öncesi azot uygulaması tercih edilmektedir. Azot uygulamaları çıkış öncesi herbisit uygulamaları ile çakışabilir.

Yıkanmanın olabileceği hafif kumlu topraklarda, parçalı veya ekim sonrası uygulamalar yapılmalıdır.

Mevcut toprak nemi ve ekim zamanı kanola dikiminde kritik unsurlardır. İlave azot uygulamaları, sınırlı nem koşullarında zararlı olabilir. Bu nedenle uygulamada gecikme, çabuk çimlenmenin elde edilmesi için gereklidir.

Ekim sonrası Azot
Üst veya ekim sonrası üre uygulaması yaygın bir uygulamadır. Geniş ölçüde uygulama zamanı sunar. Erken dönemde kuvvetli gelişim gösteren başların elde edilmesi için planlama erken yapılmalıdır, ekimden 4-6 hafta sonra.

Tablo 6. Azot uygulamasının zamanı (12 bölgenin verim ortalaması)


Kükürt
Oranlar 0-30 kg/ha
Kanolanın diğer bitkilere göre kükürt ihtiyacı 4-7 defa daha fazladır (Bakınız Tablo 1)
Verim kaybının %10-80'i kükürt noksanlığından kaynaklanmaktadır.

Not: Erken fide döneminde kükürt noksanlığına benzer belirtiler manganez noksanlığından da kaynaklanabilir. Asitli topraklara sahipseniz ve hiç şüphesiz bu tip bir problemle karşılaşabilirsiniz.

Kükürt noksanlığının belirtileri
- Bitkiler bodurdur ve zayıf gelişme gösterirler.
- Yapraklar açık yeşil renklidir ve alacalıdır.
- Noksanlık ilerledikçe, yapraklar mor kenarlarla dikkat çeken kupa biçimini alır. Özellikle ve genellikle petiollerin, orta damarın ve damarların mor renkli olması nedeniyle azot noksanlığından ayrılır.
- Azot ile ilgili tepkilerin gelmemesi de sülfür ile ilgili gözle görülmeyen noksanlık belirtilerinin olmaması durumunda indikatördür.



Gövde uzaması ve çiçeklenme dönemi:
- Açık sarı ve kremsi beyaz çiçekler.
- Zayıf gövde oluşumu, verimde azalma. Oluşan gövdeler kısa ve bodur.
- Gövdeler morumsu renktedir.
- Gövde morumsu renklidir. Olgunlaşmada yavaşlama ve diğer bitkiler olgunlaşmışken çiçeklenme devam eder.

Kükürt Uygulama Oranları
- Kükürte aç olunduğu bilinen topraklarda; 30 kg S/ha
- Kükürt seviyesi bilinmeyen veya düşük riskteki topraklarda; 15-30 kg S/ha
- Kükürte probleminin az olduğu topraklarda; 0 - 5 kg S/ha

Dikkat: Kükürt noksanlığı şiddetli olabilir bu nedenle eğr toprağın kükürt derecesi bilinmiyorsa, gübre ile birlikte kükürt uygulayınız yada ekimde veriniz ve eğer kükürt hassasiyeti devam ediyorsa üst gübrele yapın.

Kükürt formları
Kükürtün sülfat formu bitkinin alabildiği formdur ve kanola için en uygun olan formdur.

Element formundaki kükürt DAP'de olduğu gibi, bitkiye daha az yarayışlıdır ve sülfat veya amonyumla karıştırılmadığı sürece kanola için kullanılmamalıdır. Kanola için kullanılması gereken gübrelerin kükürt içeriği tablo 10 da gösterilmektedir.

Kükürt Uygulama Zamanı
Kükürt mümkün olduğunca ekime yakın veya ekimde uygulanmalıdır.

Kanola kükürtü tüm vejetatif dönem boyunca depo eder. Tomurcuk döneminde kükürt ihtiyacı fazla olduğundan, kükürt yapraklardan gelişmekte olan tohum başlarına hareket eder.

Derin bir kök sistemine sahip olsada, kökler yayılımcı değildir ve toprak derinliklerindeki kükürte erişemez.

Toprak testi
Topraktaki kükürt seviyesinin belirlenmesinde iyi bir indikatör olan yeni bir test geliştirilmiştir.

Tablo 7. Toprak Kükürt Testi


Çinko
Oranlar 0-3 kg/ha
Yüksek verim veren kanola bitkileri yüksek verimdeki buğdaydan çok daha fazla çinkoyu topraktan kaldırır.

Bu nedenle kanola yetiştiriciliğinde çinkonun verimi engellememesi için çinko seviyesinin belirlenmesi önemlidir.

Çinko seviyesinin 25 ppm'den yüksek olduğu koşullar kanola için uygundur. Eğer değerler 20 ppmden düşük ise yapraktan çinko uygulamaları yapılmalıdır.

Tablo 8. Kanola için Bitki doku kültürü analiz kriterleri


Gübreleme Stratejisi
Gübre ihtiyaçlarının özeti
Fosfor: 20 kg/ha
Azot: Eğer 30-40 kg/ha yonca veriminden sonra ekim yapılacaksa azot uygulamasına gerek yoktur.
100 kg/ha'a kadar baklagillerden sonra
Ekimde tohumla birlikte 20 kg/h'dan fazla azot uygulamayınız.
Kükürt: 30 kg/ha - Kükürte hassas topraklarda. Diğer topraklarda test sonuçlarını kullanınız.
Çinko: 2-3 kg/ha son 5 yıl içerisinde çinko uygulaması yapılamamışsa. Bu uygulama çinkoca fakir topraklar (alkalin topraklar) için uygundur.

Bu besin maddesi seviyesinde tüm gübrelerin ekim ile birlikte verilmesi zordur. Bu nedenle uygulama zamanları geniş bir gübreleme stratejisi belirlenmelidir. Bakınız Tablo 9.



Doktor Tarsa Tarım San. ve Ticaret A.Ş.
Neslihan Madrigal Taşkın
Pazar Geliştirme Departmanı | Pazar Geliştirme Asistanı
ntaskin@drt.com.tr

Etiketler: , , , , ,

Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.
Yazan Doktor Tarsa Tarım , 16:42 | 1 yorum


DRT LOGO
Doktor Tarsa Tarım
San. ve Tic. A.Ş.

Antalya, Türkiye

1987 yılında ticaret hayatına bitki yetiştirme grubu elemanlarından torf ithalatı ve pazarlaması ile başlamıştır. Doktor Tarsa şu anda 3000'in üzerinde ürün çeşidi ile Türk tarımına ve sanayisine hizmet vererek gelişmeye devam etmektedir.
Ayrıntılı bilgi için...

Üyelik

Bilgi: E-bültenimiz ellerine ulaşmamış olanlar webmaster@drt.com.tr adresine bildirebilirler.