31 Ağustos 2007 Cuma

Torf'un Sınıflandırılması

Sınıflandırılması konusunda tam bir görüş birliği bulunmayan torflar; farklı ülkelerde, değişik disiplinlerin kendilerine özgü gereksinimiyle sınıflandırılmaya çalışılmaktadır.

Mevcut sınıflandırma sistemleri, topografya ve jeomorfoloji, yüzey vejetasyonu, torfun kimyasal, botaniksel, fiziksel özelliklerine ve torf bataklıklarındaki genetik işlemler parametreleri temel alarak oluşturulmuştur.

Topografiksel sınıflandırma sistemi hidrolojik koşullar ve biriken materyal yapısının topografya ile ilgili olması esasına dayandırılmaktadır. İrlanda'da kullanılmakta olan topografiksel sınıflandırma; düz merkezi ovalarda derin torf oluşumların görüldüğü "raised bag" olarak isimlendirilen organik topraklarda, farklı eğimlerdeki alanlarda oluşan derin oluşumlar gösteren "blanket bag" denilen organik topraklar şeklinde yapılmaktadır. Almanya'da ise organik topraklar "alçak moor", "geçit moor" ve "yüksek moor" olarak sınıflandırılmaktadır
Kanada ve Kuzey Avrupa ülkelerinde turbalıklardaki mevcut bitki örtüsüne (yüzey vejetasyonu) göre sınıflandırma yapılmaktadır. Bitki örtüsü hem arazinin temizleme ve kullanılır hale getirilme maliyetini etkilemekte hem de arazinin tarıma/ormancılığa açılma potansiyelini belirlemektedir.

Kimyasal özelliklere dayanan sınıflandırmada torflar; eutropik, mezotropik ve oligotropik olmak üzere 3 gruba ayrılmaktadır.

Eutropik torflar; bitki besin maddelerince zengin taşkın sularının etkisiyle oluşan üzerlerinde doğal olarak özellikle saz ve ağaçların geliştiği torflardır.

Eutropik Torf Oluşumu

  • Çürümüş yaşlı orman torfu
  • Saz torfu
  • Saz (kamış) torfu
  • Mudde (kalın parçacıklı madde)
  • Mudde (ince parçacıklı madde)
  • Kireçli mudde
  • Killi mudde
  • Mineral toprak katmanı
  1. Az ayrışmış beyaz sphagnum torfu
  2. Çok ayrışmış siyah sph. torfu
  3. Dönüşmüş kayın ve çam torfu altında oluşmuş çürümüş yaşlı orman torfu
  4. Saz torfu
  5. Çamur Tabakası
  6. Mineral toprak katmanı
Mezotropik torflar; hidrolojik ortamın otlar, carex ve benzeri vejetasyonun gelişmesine imkân verdiği torflardır.

Oligotropik torflar; bitki besin maddelerince fakir, suların çoğunlukla da yağmur sularının etkisiyle oluşan ve sadece yosunların yetişebildiği ortamlardaki torflardır.

Oligotrofik sphagnum torf oluşumu

  • Az ayrışmış beyaz sphagnum torfu
  • Çok ayrışmış siyah sphagnum torfu
  • Dönüşmüş kayın ve çam torfu altında oluşmuş çürümüş yaşlı orman torfu
  • Saz torfu
  • Saz (kamış) torfu
  • Çamur tabakası
  • Mineral toprak katmanı
Torfları fiziksel özelliklerine göre ilk sınıflandıran kişi Von Post, geliştirdiği arazi metodunda ayrışma derecesine göre (ayrışma oranı), el içinde ıslak bir parça torf sıkıştırıldığında çıkan suya ve/veya parmaklar arasından kayan torf miktarına göre 10 dereceli olarak sıralamıştır. Von Post skalasına göre az ayrışmış, lifli, açık renkli torf H1 olarak en başta yer alırken; iyi ayrışmış, koyu renkli, kolloidal torf materyali H10 olarak en sonda tanımlanmıştır.



Sphagnum Yosunu

Bataklıkların hakimi, oluşmasında, evlerimizde bitkilerimizin gelişmesinde katkısı büyük olan ve bunu dünyanın ilk çağlarından bu yana (yaklaşık M.Ö. 4000) ilkel ve basit yapısı ile üstün özelikler sağlıyan Sphagnum adında bir yosun.



Sphagnum spp. bataklık yosunu ufak pekte göze çarpacak kadar alımlı olmayan phylogenetik olarak oldukça ilkel ve basit yapıda bitkilerdir. Sphagnumun çiçekleri dikkatimizi çekecek kadar alımlı dahi değillerdir. Ülkemizde de oldukça ender rastlandığı söylenir. Şayet bir yerde Sphagnum bulursanız ayaklarınız ıslanmış sular içindesinizdir demektir.

Sağlıklı bir Sphagnum yosunu biraz canlı biraz da ölüdür yani ölü ile diri arası bir bitkidir. Büyüme sadece üst kısımlarda devam ederken alt kısımlar ışığın yetersizliğinden çoktan ölmüş ve çürüme prosesi başlamıştır. Bu özelik şöyle anlatılabilir; sphagnum ne kökü olan, nede bitki içindeki sıvıyı taşımaya yarayan hakiki bir dolaşım sistemleri olan bir bitkidir. Bitkinin beslenmesi ve gelişmesi alt kısımlarından bağımsızdır ve de sadece uçlardaki bir kaç cm'lik bölümde cereyan eder. Bitkinin yaşayan uçlarının altındaki sapları ve yapraklarından oluşan ölü kısım bitki uçlarına yeterli suyu depolar ve aktif olarak da su seviyesini yükseltir.

Sphagnum moos büyüdükçe alt bölgeleri oksijen alamamakta ve ölmekte ve su altında kalan bölümleri oksijenin bulunmadığı ortamda tam ayrışıma uğramamaktadır. Sphagnum Torfu bu şekilde doğal olarak meydana gelmekte, senede 1mm yüzey tabakası oluşturmaktadır.

Sphagnum yosununun gölde toplanmış yağmur suyunu gövde ve yaprakları arasındaki boşluklara doldurmak sureti ile su seviyesini yukarı çekerek yükseltebilmesi özeliği yüksek plato bataklık yataklarının oluşmasının en önemli etkenidir.

Hücre zarları yaşamında ihtiyacı olduğundan fazlası besini depolar. Yosunun etrafındaki su damıtılmış su kadar saf ve tuzsuzdur. Hücre zarları iyon değiştirici bir yatak gibi işler, yağmur suyunda olası kalsiyum ve magnezyum gibi katyonlar protona karşılık değiştirilir. Bu katyon değişimleri sayesindedir ki bu tür yüksek plato bataklıklarının suları asidik bir karakter taşır. Kesif bir asetik asit çözeltisi kadar sert bir PH'a sahiptirler. Böylece sphagnum kendi ihtiyacı olan besinleri sudan tamamen emerken etrafına besinsiz saf bir su ve asidik karakter taşıyan su oluşturmaları sayesinde bu alanlarda kendisi için gerekli ortamı sağlamış olur iken aynı zamanda diğer bitkilerin de yaşamını zorlaştıran bir çevrede hemen hemen rakipsizce üreyebilme olasılığını da sağlamış olur.

Oligotropik torfun Eutropik torfa göre üstünlükleri



Fatih ARSLAN
Özel Ürünler Pazarlama Sorumlusu
GSM : 0 533 699 84 57
E-posta : farslan@drt.com.tr

Etiketler: , , , , ,

Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.
Yazan Doktor Tarsa Tarım , 18:49 | 0 yorum

30 Haziran 2007 Cumartesi

Bitki Yetiştirme Ortamı Torf

Torf su ve bataklıklarda yaşayan bitkilerin su altındaki kalıntılarının kısmen ayrışarak birikmesinden oluşur. Bu materyalin yapısı oluştuğu bitki kökenine, kompostlaşma derecesine, kimyasal içeriğine ve asiditeye bağlı olarak çeşitlilik gösterir.



Torf materyali sahip olduğu birçok iyi özellikler sebebiyle yetiştirme ortamı, özellikle de tüp yetiştirme ortamı olarak kullanılabilir. Bu özellikler organik maddenin, toplam porozitesinin, hava-su tutma kapasitesinin, katyon değişim kapasitesinin yüksekliği, asidite, uygun C/N oranıdır.



Genel olarak " Torf anaerobik şartların hakim olduğu alanlarda kısmen ayrışmış bitki ve hayvan artıklarının yüzeyde birikimi sonucu oluşmuş bir toprak katmanıdır" şeklinde tanımlanmaktadır.

Torf, su fazlalığı ve oksijen azlığı gibi sınırlayıcı ayrışma şartları altında, hidrofitlerin (=suyu seven bitkilerin) artıklarının birikmesi sonucu oluşmuştur. Diğer bir tanımlamaya göre torf'lar jeolojik kökenli, büyük ölçüde ayrışmaya uğramamış veya kısmen ayrışmış organik materyallerdir. Asit ortam ve serin iklim de organik maddelerin ayrışmasını yavaşlattığı için torf oluşumunda etkisi olan faktörlerdir. İklim, hidroloji, jeomorfoloji vb. faktörlere bağlı olarak da farklı tip ve derinliğe sahip torf oluşabilmektedir.



Torfun Fiziksel ve Kimyasal Özellikleri

Torf'un fiziksel özellikleri torf'u oluşturan bitkisel kalıntıların kökenine ve ayrışma derecesine bağlıdır. Botanik köken ise en geniş anlamda strüktürel özellikleri etkiler.



Torf'un Strüktürü : Torf'u oluşturan primer ve sekonder tanelerin şekil, büyüklük, stabilize ve oransal dağılımları ile sekonder yapı birimlerinin iç kısımları ve aralarındaki boşluk hacminin dağılımı olarak tarif edilebilir. Torf strüktürü büyük ölçüde Torf'u oluşturan bitki türlerine ve ayrışma derecelerine bağlıdır.
Örneğin, Carex veya Eriophorum'lardan oluşan az ayrışmış torf'ların büyük bölümü geniş boşluklar içerip yüksek bir gözenekliliğe sahiptir. Ancak su tutma kapasiteleri Sphagnum'dan oluşan torf'lara nazaran daha düşüktür.

Tane büyüklüğü, Torf'un gözenek büyüklüğünü ve dolayısıyla su ve hava dengesini etkilediği için önemlidir. Torf'da tane büyüklüğü arttıkça su tutma kapasitesi azalmakta, hava hacmi artmaktadır.

Ayrışma Dereceleri : Torf'ların kullanılanım amaçlarının belirlenmesi açısından ayrışma derecelerinin bilinmesi büyük önem taşımaktadır. Özellikle su tutma kapasitesi yönünden mümkün olduğu kadar ayrışmış torf kullanılmalıdır.

Uygulama şekli aşağıda verilen pratik bir yönteme göre Torf'un niteliği belirlenebilmektedir;
  • Torf sıkıldığında berrak renkte su akıyorsa,
  • Dışarıdan bakıldığında kolayca Torf'u oluşturan bitki parçaları görülebiliyorsa,
  • Torf rengi açık kahverengi-sarıysa,
  • Avuç içinde sıkılan torf sıkılıp bırakıldıktan sonra bir sünger gibi eski halini alıyorsa,
  • Avuç içinde sıkılan torf parmaklar arasından bulamaç veya püre gibi akmıyorsa o torf çok ayrışmamış kaliteli bir torf'tur.
Torf'da Porozite (Gözeneklik) : Katı madde (bitki) artıkları arasındaki boşluklara por ya da gözenek denilir. Porlar, su ve hava ile doludur. Porozite ise belli ağırlıktaki bir torf kütlesinin ağırlığının (Hacim-Ağırlık) o kütle içerisindeki gözenek hacmine % oranı olarak ifade edilebilir. Genel olarak torf, %10 katı maddelerden, %60 su, %30 havadan oluşur.

Mineral topraklarda %30-55 arasında değişen porozite, Torf'da %85-97'ye yükselmektedir. Öğütülmüş çam kabuğu taneciklerinin yaklaşık olarak %43'lük poroziteye sahip olduğunu belirlenmişdir.

Türkiye torf'larında katı madde oranının, diğer ülkeler ve özellikle Kuzey Avrupa ülkelerindeki torf'larla kıyaslandığında daha düşük olduğu, Finlandiya torf'larının katı madde kapsamlarının %3-12 arasında olduğu belirtilmektedir.

Gözenekliliğin alınabilen su miktarı, hava kapasitesi ve kök büyümesini belirlediğini, kaba gözeneklerin havalanmayı, aynı yerdeki ortadan inceye kadar olan gözeneklerin su tutmaya yardım ettiğini, bu nedenle de iki gözenek tipinin de önemli olduğu belirtilmektedir.

Yaşayan bir bitkide; yaşama enerjisini oluşturması ve kök sistemini geliştirmesi için oksijene ihtiyaç vardır. Yetişme ortamındaki mikroporlar; kök veya ortamın havalanması için önemlidir. Sulamada önemli derecede su mikroporlar tarafından tutulur. Bu da 3 mm'den büyük boyutlu tanelere sahip yetiştirme ortamının kullanılmasını ortaya koymaktadır. Diğer bir çalışmada yetiştirme ortamını optimize etmek amacıyla hava boşlukları için (> 0,03 mm) makroporlara, suyu tutabilmesi için (< 0,03 mm) mikroporlara ihtiyaç olduğu belirtilmektedir. Torfun hacim ağırlığı arttıkça ayrışma oranının arttığı, buna karşılık porozitenin azaldığı gözlemlenmiştir.

Tane Büyüklüğü : Torf'ların tane büyüklüğü ile diğer fiziksel özellikleri arasında sıkı ilişkiler vardır. Nem içeriğine bağlı olarak kuru torf kolayca kırılmakta, nem arttıkça torf kolayca yapışmakta, tane büyüklüğü artmaktadır. Nem içeriği de Torf'un oluştuğu bitki çeşidi ve ayrışma derecesine bağlı olarak değişmektedir. Torf'ların tane boyutu ve dağılımı; Torf'un gözenek büyüklüğü dağılımı ve buna bağlı olarak Torf'un su ve hava dengesini etkiler. Tane büyüklüğü arttıkça su tutma azalmakta, hava hacmi ise artmaktadır. Küçük tanelerin fazla olması ise havalanma kapasitesini azaltırken, su tutma kapasitesini artırıcı yönde etki yapmaktadır. Torf'ların tane büyüklüğü ile ilgili olarak değişik ülkelerde kullanılan standartlar farklıdır. Ancak bitki yetiştirme ortamı olarak kullanılacak Torf'un tane büyüklüğünün 9,5 mm'nin altında olması ve bu tanelerin de en az %50'sinin 1,6-6,3 mm arasında olması tercih edilmektedir. Tane boyutunun küçülmesine bağlı olarak Torf'un hava kapasitesi azalmaktadır.



Torf'un Su Tutma Kapasitesi : Torf'un en önemli özelliklerinden biri, fazla miktarda su absorbe edebilmesi ve bu suyu bünyesinde tutabilmesidir. Az ayrışmış lifli torf'lar kendi kuru ağırlığının 15-20 katı kadar su tutabilmekte, kuruduktan sonra dahi su tutma kapasitelerinde fazla azalma olmamaktadır. Halbuki fazla ayrışmış torf'lar, kuru ağırlıklarının 4-8 katı kadar su tutabilmekte ve bir defa kuruduktan sonra su tutma kapasitelerinde % 80'e kadar azalma olmaktadır.

Normal topraklar sulandığında %5 kadar su absorbe ederken, büyük gözenekleri olan torf, asgari %30 su absorbe eder. Toprakta bitkiye gerekli suyu sağlamak için çok sık sulama gerekmekte, bu ise bitki için gerekli olan toprak havasının azalmasına sebep olmaktadır. İdeal durum yetişme ortamının suyu kolay alabilmesinin yanı sıra havasını da kaybetmemesidir.
Torf genellikle %90'dan daha fazla organik maddeden oluşur. Bir maddenin torf olarak sınıflandırılması için en azından %75 organik madde içermesi gerekir.

Torf'ların Reaksiyonu : Torf'ların pH'ı oluştukları ortama ve humus ayrışma derecelerine göre farklılık gösterir, genel olarak asit karakterlidir. Sphagnum yosun Torf'unun doğal durumdaki pH değeri genellikle 3,7-4,0'tür. Türkiye'deki torf'lar ise 4-7 pH derecesindedirler.

Yetiştirilecek bitki türüne bağlı olmakla beraber, torf temel materyalli yetiştirme ortamlarında pH'ın genel olarak 5,3 - 6,0 arasında olması istenir. Torf ile birlikte alkali özellikte materyal de yetiştirme ortamına katılıyorsa veya üretimde kullanılan sulama suyunda kalsiyum yeterli düzeyde ise pH düzenlemesi için ayrıca kireçlemeye gerek yoktur.

Torf'ların Besin Maddesi İçeriği : Genel olarak torf'lar < %5 oranında düşük kül içermektedirler, doğal saf haldeki besin maddeleri kapsamı, kısmen azot dışında oldukça düşüktür. Mevcut besin maddeleri de bitkiler tarafından kolayca alınabilecek formda değildir. Islak torf sahalarında nitrifikasyon olayı meydana gelmemektedir. Bu ortamlardaki nem kapsamının artmasına paralel olarak azot kapsamı da artmaktadır. Azotun NH4+ (amonyum) formunda yıkanmadan ortamdaki bitkiler tarafından kullanılabileceği belirtilmektedir. Finlandiya'da farklı orijinli torf örnekleri üzerinde yapılan araştırmada, kül kapsamlarının %5,0-9,9; toplam fosfor kapsamının 500-980 ppm ve organik fosfor kapsamının ise 430-730 ppm arasında değiştiği tespit edilmiştir. Pek çok torf örneği de toplam fosforun %75-90' ının organik formda olduğu saptanmıştır.



Sonuç ve Öneriler
  • Torf, yetiştirme ortamı özellikleri üzerine son derece olumlu katkıları olan organik madde bakımından da oldukça zengindir. Stabil bir organik maddeye sahip olan torf, hızla ve kısa sürede ayrışmayıp yetişme ortamının fiziksel yapısını uzun süre koruyabilmektedir.

  • Kaliteli büyüme ortamı, suyu kolayca alabilirlik yanında yüksek hava kapasitesine de sahip olmak zorundadır. Bu sebeple gözenek dağılımının optimal olması gerekmektedir.

  • Genelde tüm torf'ların, özellikle de odunsu torf'ların fazla kurutulma halinde büzülüp su tutma ve hava kapasiteleri zayıflayacağından yetişme ortamı olarak hazırlanma ve kullanım esnasında çok dikkatli olunmalıdır.

  • Ayrışmamış turbalar besin maddesince fakir ve mevcut bitki besin maddelerinin alınabilir formda olmaması sebebiyle yetiştirme uygulamalarında yetiştirme ortamına, bitkinin ihtiyacına göre gübre takviye edilmeli veya belirli bir gübreleme rejimi uygulanmalıdır.







Fatih ARSLAN
Özel Ürünler Pazarlama Sorumlusu
GSM : 0 533 699 84 57
E-posta : farslan@drt.com.tr

Etiketler: , , , ,

Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.
Yazan Doktor Tarsa Tarım , 15:27 | 0 yorum

31 Aralık 2006 Pazar

Torf (Yetiştirme Ortamı)

Kullanım Alanları ve Kompozisyonun Kalite Özellikleri

Bitkilerin belli gereksinimleri vardır ve yetiştiriciler bu gereksinimleri yetiştirme teknikleri ve onlar için en uygun hale getirilmiş ölçümleri yardımıyla karşılamak ister. Yetiştirici kendi tecrübelerine dayanarak bir yetiştirme ortamının nasıl bir kompozisyonda hazırlanması gerektiğini bilir. Yetiştirme ortamı hammadde ve katkı maddeleri sağlayan firmalar, ortamının özelliklerini geliştirmek için ürünlerinin farklı özelliklerini ön plana çıkarırlar. Ve böylece ürününün kalitesini vurgular. Ancak bundan önce "Kalite" ne anlama gelir ve nasıl elde edilir soruları yanıtlanmalıdır.

Zayıf, adi, iyi, uygun veya üstün gibi sıfatlar kaliteyi tanımlamada sıklıkla kullanılan göreceli tanımlardır. Belirli ürün isteklerine göre substrat kalitesi ölçülemiyorsa kullanılan bu sıfatlar anlam ifade etmemektedir. Bu anlamda kaliteyi tanımlamak, ulusal kalite kriterlerine dayandırıldığında zorlaşmaktadır. Bu sebepten dolayı uluslar arası bazda kalite, özellikler ve ihtiyaçların karşılaştırılması için adım atılmıştır. Avrupa standartlarında en önemli kimyasal ve fiziksel özelliklerin belirlenmesinden bu yana, bu metotların pratik anlamda kullanımlarıyla ilgili bir anlaşma sağlanamamıştır. Ancak yetiştirme ortamlarında pazarın şeffaflığı arttırılmıştır.

Bahçe Bitkilerinde Yetiştirme Ortamının İhtiyaç ve Özellikleri

Kullanılan alana bağlı olarak yetiştirme ortamının uygunluğu ve koşulları kalite olarak ifade edilir. Örneğin yapışkan özellikteki siyah torf (yüksek oranda ayrışmış bataklık torfu içerir) bloklama sistemi için uygundur ve bu alandaki kullanımlar için yüksek kaliteli olarak nitelendirilmiştir. Ancak orkide yetiştiriciliğinde havalanma kapasitesi düşük ve kararsız yapısı nedeniyle böylesi bir torf kalitesinden söz etmek mümkün değildir. Bu açıdan ihtiyaçlar kalitenin belirlenmesinde daha ön plana çıkmaktadır.

Bilgisayar kontrollü sulama ve gübreleme programları, dikim makineleri, hasat robotları, iklim kontrollü seralar gibi modern tarımın yaygınlaşması ile kalite güvenceli yetiştirme ortamlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Bununla beraber üreticiler özel firmaların ihtiyaçlarına göre hazırlanan standart ya da özel karışım yetiştirme ortamlarının üretimi üzerine eğilmektedir. Nitelikli yetiştirme ortamlarının üretimi ve oluşumunun geliştirilmesinde istenilen yetiştirme ortamın özellikleri göz önünde tutulmalıdır. Yetiştirme ortamının bileşenlerinin bazı alt optimum özellikleri bulunmaktadır. Formulasyonun optimizasyonu için alternatif katkı maddeleri gözden geçirilmelidir.

Göz önünde tutulması gereken özellikler:

Fiziksel özellikler

  • Yapı ve yapısal denge

  • Toplam gözenek alanı

  • Su kapasitesi

  • Havalanma kapasitesi

  • Hacim yoğunluk

  • Islanabilirlik

Kimyasal özellikler

  • pH

  • Tuzluluk ve besin maddesi içeriği

  • Organik madde

  • Tampon kapasitesi

  • Sağlığa zararlı maddeler

Biyolojik özellikler

  • Zararlı ot tohumları içeriği

  • Patojenler

  • Zararlılar

  • Mikrobik aktivite

  • Depo ömrü

Ekonomik ve bitki büyüme istekleri

  • Spesifik özellikler ve bu özelliklerin devamlılığı

  • Ulaşılabilirlik

  • Yetiştirme tekniği

  • Kültür bitkisinin istekleri

  • Fiyat

Torf - En önemli yetiştirme ortamı hammaddesi

Eğer uygun olmayan hammadde kullanılıyorsa, yetiştirme ortamı üreticileri ve yetiştiriciler büyük bir risk alırlar. Özellikle bu hammaddelerin kullanımı aşırı yüksek oranlarda ise, risk daha da büyür.

Yukarıda bahsedilen parametreler mümkün olan en fazla özelliği içeren yetiştirme ortamı hammaddesini ifade eder. Böylece Sphagnum torfu son yıllarda, yetiştirme ortamı üretiminde ön koşulları sağlayan kimyasal, fiziksel ve biyolojik özelliklerinden dolayı en önemli yetiştirme ortamı haline gelmiştir. Bu, torfun gübreleme ve kireçlemeden sonra en çok kullanılan yetiştirme ortamı haline gelmesindeki nedenlerden biridir. Sphagnum torfunun en önemli özellikleri aşağıda özetlenmiştir:

  • Hücresel yapısı zayıftan orta dereceye kadar olan Sphagnum torfu (H1'den H5'e kadar) yüksek su kapasitesiyle birlikte havalanma kapasitesini de garanti eder. Yüksek derecede ayrışan Sphagnum torfu (H6 - H10) belirgin şekilde düşük havalanma kapasitesine sahiptir.
  • Düşük pH değeri ve düşük besin maddesi içeriği ürün özel değerlerine göre bu özelliklerin geliştirilmesine izin verir.
  • Torf oluşumuna bağlı olarak patojen ve zararlılardan arîdir. Aynı zamanda kontrollü üretimlerde kullanmak için uygun olarak yabancı ot tohumları da ihtiva etmez.
  • İşlenmesi, damıtılması ve karıştırılması kadar kolaydır. Sağlığa zararlı olabilecek riskleri taşımaz.
  • Uzun dönemde kalite özellikleri değişmez.
Torfun önemli özellikleri diğer yetiştirme ortamlarıyla yapılan karşılaştırmalarda da öne çıkmaktadır. Almanya profesyonel ve amatör yetiştiricilikte en büyük üreticidir. Torfun diğer ülkelerden özellikle Baltık ülkelerinden ithal edilmesi yönündeki eğilim şiddetli olarak artmaktadır. Örneğin Hollanda artık kendisine ait torf kaynaklarına sahip değildir. Bununla birlikte ticari dayanışma yoğun olarak torf bazlı yetiştirme ortamlarına dayanmaktadır.

Gelecek yetiştirme ortamı üretimi torf hammadde rezervlerinin korunmasında önem taşımaktadır. Bu nedenle çürüme derecesi, botanik kompozisyon, ekstrasyon metodu, üretim boyunca yapılan uygulamalar ve kalıcı kontroller öncelikli olarak düşünülmelidir.

Grafik: Yetiştirme ortamlarında kullanılan hammadelerin yaklaşık miktarları (toplam = 9.8 milyon m³) Almanya, 2003 (profesyonel ve tüketici)

Diğer yetiştirme ortamlarının hammaddeleri nelerdir?

Torf yetiştirme ortamında kullanılan en önemli hammadde olsa da diğer organik ve mineral-organik materyallerin kullanımı araştırma ve geliştirmelerle güçlendirilmektedir.

Geniş sayıdaki diğer başlangıç substrat materyallerinin kullanılabilirliği gözden geçirilmiştir. Bu materyallerin çoğu başlangıç substrat materyali olma özelliğine çok az derecede ya da hiç sahip değildirler. Bir kısmı güvenilebilir substrat bileşeni olarak kullanılabilir. Bu makalede ele alınacak başlıca ürünler: Kompost, lif materyalleri, bitkisel bazlı humus ve hindistan cevizi ürünleri.

Kompost

Almanya'da üretilen 4 milyon m³ çürütülmüş biyoatığın ancak 300.000 m³ ü yetiştirme ortamlarında ve saksı topraklarında kullanılmaktadır. Neden yetiştirme ortamlarında daha fazla kompost kullanılmamaktadır?

Sphagnum torfu doğal olarak yetişen yosundan meydana gelmektedir. Kompost ise yüksek sayıdaki farklı bitki ve biyoatıklardan meydana gelir ki bunlar hemen hemen birbirlerinden kolayca ayrılır ve kompost işlemine girebilirler. Kompostun tamamen organik maddeden meydana gelmediği göz ardı edilmemelidir. Kompost organik materyal oranı % 25 (m/m)'i aşmayan mineral ve organik madde karışımıdır. Yetiştirme ortamı hammaddesi olarak kullanılan yanmış kompost için en önemli kalite kriterleri %15 (m/m)den küçük olmamalıdır.

Tablo 1: Yetiştirme Ortamı Hammaddesi Olarak Kullanılan Yanmış Kompost İçin En Önemli Kalite Kriterleri (RAL Quality Assurance for Compost, 1999).



Yüksek mineral içeriğine bağlı olarak kompost içerdiği hacim yoğunluğu nedeniyle ? benzer biçimde kilin veya kumun torfla karıştırılması - substratın ağırlığını arttırır. Bu durum taşıma ücretlerini arttırır ve yetiştiriciye nakliyede olumsuzluklar yaratır.

pH değeri, tuzluluk ve K2O içeriği bitki ile rekabete girmez. Kompost düşük konsantrasyondaki materyallerle karıştırılmalıdır. Bu anlamda torf en uygun materyaldir. Eğer kompostun yukarıda bahsedilen olumsuz özellikleri nötrleştirilirse, tek başına da kullanılabilir.

Kompost edilmiş ağaç kabuğu

Ağaç kabuklarının kırılıp, damıtılması ve fermente edilmesi ve besin maddelerinin eklenmesiyle elde edilir. Ladin içeriği yüzdesi oldukça fazladır, aynı zamanda diğer yumuşak odun kabukları da kullanılabilir. Kırılıp ezilen ağaç kabukları çürütme işlemine tabi tutulur. Fermantasyonun amacı azotu hareketli forma getirmektir. Fermantasyonun başlangıcında kabuklara mikrobial aktiviteyi arttırmak amacıyla genellikle üre formunda azot eklenir. Bu işlemin sonucu olarak C:N oranı azalır ve azot hareketli hale geçer.

Kompost edilmiş ağaç kabuğuna yapılan karışımlar

  • Havalanma kapasitesini arttırır

  • Drenaj artar.

  • Katyon değişim kapasitesi artar ve pH-tampon etkisi elde edilir.

Düşük su kapasitesini dengelemek amacıyla diğer içerik yüzdeleri yüksek tutulur. Ayrıca pH değeri ve tuz içeriği çok yüksektir.

Kompost edilmiş ağaç kabuğunun yetiştirme olarak kullanımı %50(hacimce)ye ulaşmaktadır.

Torf ortamına alternatif ortamlar aranırken, diğer ortamların biyolojik, kimyasal ve fiziksel özellikleri dikkate alınmalıdır. Örneğin, bir saksı karışımında %25 havalanma kapasitesine ulaşmak için yalnızca torf kullanılabileceği gibi kompost edilmiş yeşil biyo atık, kompost edilmiş ağaç kabuğunu ve lif karışımları da kullanılabilir. Havalanma kapasitesinin ayarlanması belirleyicidir. Kimyasal özellikler önemli derecede farklılık göstermektedir. Bu kıyaslamada ortama gübre ilavesi yapılmamıştır.

Hindistancevizi özü ve lifi

Hindistancevizi ürünleri hindistancevizi ağacının (Cocos nucifera) meyvesinden elde edilmektedir. Sadece mesocarp lifleri (meyvenin kabuğunun kalın, havadar katmanları) hindistancevizi lifleri olarak tanımlanmalıdır. Mesocarp'ın geri kalan kısımları çoğunlukla hindistancevizi gıdası ya da hindistancevizi tozu olarak kullanılmaktadır. Hindistancevizi özünün ?hindistancevizi torfu? ya da ?coco peat (torf)? olarak tanımlanması gerçekte yanlıştır, çünkü torf değildir. Sonuç olarak ince parçacıklı olduğunda hindistancevizi özü olarak tanımlanır.

Sri Lanka ve Hindistan Avrupa'ya tarımsal kullanım için hindistancevizi özü sağlayan önde gelen ülkelerdir. Bununla beraber taşıma yollarının uzunluğu hindistancevizi fiyatını arttırmaktadır.

Kaba hindistancevizi lifleri halat malzemesi, kilim, fırça, drenaj borusu kaplaması, araba döşemesi vb. imalatında kullanılmaktadır. Lifin elde edilmesi için işlenmesi gerekir. Bu işleme yönteminde hindistancevizi meyvesi suyun içersinde bekletilir, böylelikle lifler meyveden kolaylıkla ayrılması sağlanır. 1980'lerin sonu ve 1990'ların başında Avrupa tarımında hindistancevizi torfunun kullanımı artmadan önce, meyvelerin içersinde bekletildiği suyun tatlı olmasına dikkat edilmemekteydi. Genelde bu işlem için sodyum klorür içeriği yüksek acı su gölleri kullanılmaktaydı. Yüksek klorür içerikli hindistancevizi ürünleri pazarda halen bulunmaktadır. Meyvelerin suda bekletilme işlemi birkaç hafta sürer. Bunu takiben torf olarak kullanacak özün taranarak ayrılması işlemi otomatik ya da elle yapılır. Uzun hindistancevizi lifleri daha önce bahsettiğimiz üretimlerde kullanılmak üzere işlenir. Geriye kalan süngerimsi öz kısım ise artık ürün ya da lif üretimi için yan üründür.

Kullanılan yöntem nedeniyle taranarak elde edilen hindistancevizi özü her zaman belli oranlarda lif içerecektir: tarama ve eleme işleminin yoğunluğuna bağlı olarak %2-20 (hacim olarak). Hindistancevizi özü çoğunlukla sıkıştırılmış kalıplar halinde yetiştirme ortamı olarak gönderilir. Elde edilen hindistancevizi lifleri ya üretim yapılan ülkede belli uzunluklarda kesilip preslenip paketlenir ya da halat malzemesi olarak işlenir ve otomatik olarak müşterinin istediği uzunlukta kesilip yetiştirme ortamına karıştırılmak üzere kullanılır.

Hindistancevizi materyalinin kimyasal ve fiziksel özellikleri orijine, işleme yöntemine ve zaman derecesine bağlı olarak büyük farklılık göstermektedir. (Tablo 2).

Tablo 2. Hindistancevizi özü ve lifinin fiziksel özelliklerinin ortalama değerleri



Son birkaç yıldır tamponlanmış hindistancevizi özü ticari olarak satılmaktadır.

Hindistancevizi lifleri ve aynı zamanda hindistancevizi özü de RHP'nin kimyasal kalite kriterlerine uygunluklarını belgeleyerek değerlerini kanıtlamışlardır. Hindistancevizi liflerinin çok iyi tekrar ıslanma, oldukça yüksek hava kapasitesi ve düşük su tutma kapasitesi ile bunun yanında hindistancevizi özünde oldukça dengeli hava ve su tutma kapasitesi özelliklerinin bulunması her türlü yetiştirme ortamı üretiminde sistemik olarak kullanımını sağlamaktadır. Hindistancevizi özü torf ile çok yakın özelliklere sahiptir ve daha da yakınlaşmaktadır. Yüksek fiyatlı olmasına rağmen yavaşta olsa büyüyen bir pazara sahiptir. Hindistancevizi özü günümüzde pazarda sebze fidesi üretiminde ve çiçekçilikte yetiştirme ortamı olarak yer bulmuştur. Saksı yetiştiriciliği alanında kullanımı daha yaygın değildir. Bununla birlikte hindistancevizi ürünleri Almanya'da, örn. odun-lifleri ürünlerine kıyasla daha henüz yeterli ilgiyi görmemiştir. Fakat ilginin artma olasılığı bir hayli yüksek olduğu söylenmektedir.

Yetiştirme ortamı için katkı maddeleri

Yetiştirme ortamına katkı maddeleri hacimsel olarak karıştırılmaktadır. Bunun yanında gübre ve kireç gibi ağırlık olarak karıştırılan bazı katkı maddeleri de bulunmaktadır. Geniş sayıda gerekli katkı maddesi olmadan farklılık gösteren yetiştirme koşullarında ve yetiştirilen farklı bitkilerde ihtiyaç duyulan çeşitli yetiştirme ortamlarını geliştirmek ve üretmek mümkün olamazdı.

Kalite güvence sistemi

Belli gereksinimlere bağlı olarak yetiştirme ortamı kalitesinin ürünün değerine büyük ölçüde etkisi vardır. Günümüz üretiminde verimliliği maksimize ederken aynı zamanda yüksek kalitede bitki elde etme isteğinin hızla artması, kullanılan yetiştirme ortamının kalitesinin önemini hem üreticinin hem de üretici firmanın ekonomik başarı sağlaması açısından büyük ölçüde ön plana çıkarmaktadır. Bununla birlikte kalite kontrol ve kalite güvencesi girişimcilik faaliyetlerinde öncelik arz etmelidir. ISO 9001 kalite yönetim sistemi üretim işlemlerini en üst seviyeye getirmeyi sağlamaya yardımcı olur. Hollanda Kurumu R.H.P. (Regeling Handelspotgronden) ve Alman RAL kalite güvence sistemi gibi kalite güvence sistemleri belirli ürün kalitesine bağlılığı sağlamak için servis vermektedirler. R.H.P. ile RAL kalite güvencesi arasındaki temel farkı meydana getiren olgu R.H.P. kontrol sisteminin bütün çıkarma ve üretim işlemlerini zincirleme izleme sisteminde yapmasıdır ki buna son ürünün izlenmesi de dâhildir. Böylelikle R.H.P. tarafından kontrol edilen torf çıkarma alanları - örnek olarak Klasmann-Deilmann GmbH firmasının yurtiçi ve yurtdışı üretim alanları - R.H.P. ve ECAS (European Certification for the Agrarian Sector) uzmanları tarafından düzenli bir şekilde incelenir ve kontrol edilir.

Kalite güven ve kalite yönetim sistemlerinin pratik uygulanma biçimi için üyelerin katılımları, analizler ve yoğun bir idari çalışma ve maliyet giderleri gerekmektedir. Böylece, ekonomik başarı artar ve güvence altına alınmış olur. Bu kadar gayret ve çabanın karşılığı alınmış olur.

Yetiştirme ortamına bakış açısı

Kompost, odun-talaşı maddeleri, kompost ağaç kabuğu, hindistancevizi özü ve hindistancevizi lifi organik ve/veya mineral-organik yetiştirme ortamlarıdır ve torfun alternatifi olarak ön plana çıkan materyallerdir. Bunların yanında çeltik küspesi ve kayda değer bir özelliği bulunmayan birçok materyal bulunmaktadır. Burada taammüden yetiştirme ortamı olarak diğer önemli mineral ürünler olan perlit, kil ve türevleri (örn. patlatılmış kil), vermikulit, mineral yün ve diğerlerine değinilmemiştir.

Yetiştirme ortamı üreten firmalar, orta ya da uzun dönemde, bugünkünden daha fazla torf ithal edeceklerdir. Bunun sebepleri arasında yetiştirme ortamı olarak torfa giderek artan talep ve Almanya diğer Avrupa ülkelerinin torf çıkarmaya yönelik katı kurallar uygulaması en önemli olanlarıdır. En önemli torf ihraç eden ülkelerin başında Baltık Ülkeleri gelmektedir. Bu ülkelerdeki gelişmeler uzun yıllar önce Hollanda'daki torf yataklarının tükenmesi sebebiyle bu ülkenin öncülüğünde başlamıştır. Bu durumda gelişmiş teknoloji ve özellikli tarımsal üretimin torf olmadan yapılamayacağına Hollanda çok iyi bir örnek teşkil etmektedir. Yoğun bir şekilde ticari tarımsal üretim yapan ülkelerin yetiştirme ortamı talepleri kendi hammadde yetersizliği veya ticari üretim yetersizliği sebebiyle büyük oranda torfun ithal edilmesiyle karşılanmaktadır.

Yetiştiriciler için kesinlikle belirleyici olan özellik yetiştirme ortamının kendi üretim koşullarına iyi sonuçlar vermesidir. Satın alma safhasında fiyatın belirleyici rolü ikinci sırayı almaktadır. Her şeye rağmen torf kullanımı birinci sıradaki yerini korumaktadır ve diğer yetiştirme ortamları şimdi ve ileride de torf ile kıyaslandığında alternatif ürün olmaktan öteye geçemeyeceklerdir.

Gerald Schmilewski
Klasmann-Deilmann GmbH
Geeste-Groß Hesepe
Germany

Etiketler: , , , , , ,

Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.
Yazan Doktor Tarsa Tarım , 17:11 | 0 yorum


DRT LOGO
Doktor Tarsa Tarım
San. ve Tic. A.Ş.

Antalya, Türkiye

1987 yılında ticaret hayatına bitki yetiştirme grubu elemanlarından torf ithalatı ve pazarlaması ile başlamıştır. Doktor Tarsa şu anda 3000'in üzerinde ürün çeşidi ile Türk tarımına ve sanayisine hizmet vererek gelişmeye devam etmektedir.
Ayrıntılı bilgi için...

Üyelik

Bilgi: E-bültenimiz ellerine ulaşmamış olanlar webmaster@drt.com.tr adresine bildirebilirler.