30 Haziran 2009 Salı

Üzüm Beslemesi Hakkında

Bitki besleme programlarında işe, söz konusu bitkinin sezonluk saf besin elementleri ihtiyaçları ile başlamak doğru olacaktır.

Üzüm bitkisinde bu ihtiyaçlar tabi ki toprak özelliklerine iklim koşullarına, hatta kurutmalık veya sofralık olmasına göre değişkenlik gösterecektir. Bununla birlikte en genel faydayı sağlamak, bitkinin özel hassasiyetlerini ortaya koymak, temel yanlışlardan kurtulmak gibi amaçları öne alarak olabildiğince genel bir çerçeve çizmeye çalışacağız.

Bu anlayışla üzüm bitkisinin saf madde ihtiyaçlarını şöyle sıralayabiliriz.

Saf madde kg/dekar olarak;


Yukarıdaki saf besin maddeleri, farklı seçeneklerden temin edilebilir. Dikat edilmesi gereken şunlardır.
  • Toplam azot ihtiyacının sezon başından sonuna doğru artan bir tempoda karşılayıp, meyve büyütme döneminde hızla azaltarak bitirmek.
  • Fosfor ihtiyacının önemli bir kısmını erken dönemde karşılayıp, azot gübrelemesinden daha önce bitirmek.
  • Potasyum gübrelemesini azdan çoğa doğru düzenlemek ve ağırlığını büyütme döneminde vermek.
  • Toplam kalsiyum ihtiyacını mümkün olduğu kadar çok taksitte bitkiye ulaştırmak.
  • Demir ve magnezyum ihtiyacını düzenli karşılamak fakat çoğunluğunu meyve büyütme döneminde vermek.
  • Mangan ve bakır ihtiyaçlarını mümkünse en az iki taksitte karşılamak.Çinko ve bor ihtiyacının en az yarısını erken ilkbaharda döllenme dönemi öncesinde vermiş olmak.
  • İz element gübrelemelerinde mutlaka şelatlı ürünler kullanmak. Şelat maddesinin toprak veya yaprak uygulamasına uygunluğuna dikkat etmek.
Örneğin;
EDDHA şelatlı demiri sulamalarla ve topraktan,
EDTA şelatlı demiri yapraktan uygulamak.

Diğer EDTA şelatlı iz elementlerde (Zn, Mn, Cu gibi) EDTA'nın alınabilirliği daha geniş pH aralığında olduğu için toprak uygulamalarında da tercih edilebilir.

Programımızdaki potasyumun kaynağı olarak dekar başına 27 - 28 kg potasyum sülfat olması halinde ihtiyaç duyulan kükürt de karşılanmış olur.

Üzüm bitkisinde iz elementlerden bor çinko ve demir eksikliklerine daha sık rastlamaktayız. Bu üç elementi bir arada içeren ve test değeri yüksek olan bir iz element preparatı kullanmak hem kolay, hem yararlı hem de ekonomik olacaktır.

Son yıllarda kar-zarar sınırında gidip gelen özellikle kurutmalık çekirdeksiz üzüm üreticilerimiz, doğru girdileri, doğru zamanda ve doğru usullerle kullanırlarsa aslında çok kanaatkâr bir bitki olan üzüm bitkisi 40 yıla yakın ekonomik ömrü ile daha kazançlı sezonlar yaşatacaktır.

Anadolu'muzun sembol ürünlerinden biri olan üzüme gereken saygı ve ilgiyi gösterelim ki Anadolu ve Üzüm gelecek yüzyıllarda da birlikte yaşasınlar.

Noksanlık ile İlgili Resimler









Faruk Tunç
DRT Pazar Geliştirme Departmanı

Kaynaklar
Hasad Yayıncılık Bağcılık El Kitabı
DRT - SQM Toolbook 2005

Etiketler: ,

Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.
Yazan Doktor Tarsa Tarım , 11:16 | 0 yorum

30 Nisan 2007 Pazartesi

Sofralık Üzümde Büyüme Düzenleyicileri

Bağcılık, Türkiye tarımında önemli bir yere sahiptir. Buna rağmen, kalite ve birim alandan elde edilen verim düşüklüğü bağcılıkta karşılaşılan en önemli problemlerden biridir. Verimlilik, birim alanda bulunan omca sayısına, omca üzerinde meydana gelen salkım, tane sayısı ve büyüklüğü ile ilgidir. Verimliliği etkileyen faktörler çeşit, anaç, kültürel uygulamalar, çevre koşulları ve çeşitlerin döllenme biyoloji özellikleri gibidir.

Kalite ve verimliliği arttırma uygulamaları aşağıdaki başlıklar altında toplanabilir;
  • Uygun terbiye şekli verme,
  • Budama,
  • Bakım işlerini zamanında yapma,
  • Sulama,
  • Gübreleme,
  • Toprak işleme,
  • Bitki büyüme düzenleyicilerini gerekli dozda ve oranda kullanma (Oksinler, giberellinler, sitokinler)



Bağcılıkta ıslah çalışmaları ile bir yandan verimli ve kaliteli üzüm çeşitleri araştırılırken bir yandan da büyümeyi düzenleyici maddeler kullanılarak verim ve kalitenin arttırılmasına çalışılmaktadır. Genel olarak diğer bahçe bitkilerinde olduğu gibi bağlarda da büyümeyi düzenleyicilerin verim ve kalite üzerine etkisi maddenin yapısına, konsantrasyon ve uygulama zamanına göre değişmektedir.

Oksinler

  • Tepe tomurcuğu, kökler, genç yaprak ve tomurcuklar gibi hızlı büyüme noktalarında yüksek konsantrasyonlarda bulunurlar.
  • Hücre uzamasını etkiler, kök hücrelerinin uzamasında yer alabilir.
  • Çekirdekli veya çekirdeksiz meyvelerin gelişimini arttırır.
  • Lateral tomurcukların gelişimini engelleme etkisi
Doğal oksinler:
  • İndolasetik asit (IAA), 4-Klorindolasetik asit (4CIAA), Fenilasetik asit (PAA) ve Indolbutirik asit (IBA).
Sentetik Oksinler:
  • Naftalenasetik asit (NAA), Naftalenacetamidas (NAD), 2,4 Diclorofenoxiacético (2,4 D).

Giberellinler

Pratik anlamda bitkinin bütün kısımlarında sentezlenir, fakat özellikle genç yapraklarda, embriyo, çekirdek ve meyvede sentezlenir.

İçlerinde giberellik asidinde (GA3) bulunduğu 84 tip giberellin tanımlanmıştır.

Özellikle gövde uzamalarını teşvik etmektedir ve hücre bölünmesi ve uzamaları, döllenme, meyve gelişimi, partenokarpi ve estenosperma olayları ile ilişkilidir.

Çiçeklenmede, düşük konsantrasyonda Giberellin uygulamaları tane tutumunu azaltır ve sonuç olarak salkımlar daha gevşek olur.

Çiçeklenme döneminde yapılan uygulamalar tanelerin uzunlamasına gelişimine neden olur. daha sonra yapılan uygulamalar tanelerin çapının gelişmesine neden olur. Eğer çiçeklenme sonunda uygulama yapılırsa, salkımdaki tane sayısı daha fazla olur.

Sitokininler

  • Sentezi: pek çok çeşidin kök bölgesinde sentezlenir ve ksilem yoluyla uç noktalara taşınır.
  • Adeninden elde edilir.
  • Temel görevi: oksin varlığında hücre bölünmesini arttırmak.
  • Doğal: Kinetin, N-benziladenin ve zeatin gibi pürinlerden elde edilir.
  • Sentetik: Difenilüre (forclorfenuron) türevleridir. Tarımda kimyasal uygulamaların etkinliğini belirlemektedir.
  • Yapıştırıcı etki : yeşil aksamı kuvvetlendirerek dökümlerin yüzeysel eğilimlerini azaltır.

Büyüme Düzenleyicilerin Kaynakları (Sentetik ve Organik Sitokininler)

İki stokinin kaynağı bulunmaktadır:

A - Sentetik orijinli stokininler difenilüre (N - (2 - chloro - 4 - pyridyl) - N' - phenylurea = (CPPU)) türevleridir. Genel adı: Forclorfenuron.

B - 1 organik veya doğal kaynaklı sitokininler kinetin, benziladenin ve zaetin gibi pürin türevleridir.

B - 2 deniz yosunu veya aminoasit, farklı dozlarda sitokininler, oksinle ve giberellinleri içeren diğer organik kökenli bileşen türevli karışımlar.

CPPU uygulanmış salkım;


SONUÇLAR

  • Thompson seedless çeşidinde doğal sitokininler (Kinetina, 0,01%) ve sentetik sitokininler uygulamalarından elde edilen sonuçlarda tane ağırlığının ve kalibresinin arttırdığı sonucuna varılmaktadır.
  • 1993'den bu yana sitokininler üzerine yapılan araştırma sonuçlarında elde edilen değerlerin analizi ve mevcut araştırmanın sonuçlarına göre Thompson seedless çeşidinde doğal sitokininlerin pazarlama süresini 30 gün ve üzerine çıkardığı gözlemlenmiştir.
  • Sonuç olarak kalite ve şartlar üzerinde yeterli bir etkinin gözlemlendiği bu araştırma ve 1993 yılından itibaren, birbirinden bağımsız olarak gerçekleştirilen denemelerde Thompson Seedless çeşidinde kalite ve şartların iyileştirilmesi üzerinde durulmaktadır. Meyvenin depolama ömrü süresi üzerine etkileri uygulama ne olursa olsun 60 günlük sonuçlar genel hatlarıyla ortaya konulmaktadır ve özellikle "KÖK HATTI", BEYAZLAŞMA ve ÇÜRÜME konularında geri dönüşü olmayan kayıplarla karşılaşılabilinmektedir.
  • Thompson Seedless 30-40 gün aşmayan depolamalar dışında ticari olarak pazarlanabilir.

Crimson Seedless çeşidinde büyüme düzenleyicilerin etki derecesi

Büyüme düzenleyici maddelerin bağcılıkta kullanım alanlarından birisi de tane seyreltmenin sağlanmasıdır. Seyreltmenin amacı fazla miktardaki ürünü azaltarak asmalarda normal miktarda ürün yüklemesini sağlamaktır. Böylece ürün kalitesi arttırılır, salkımların sıkı olması nedeniyle oluşan çürümelere engel olunur, salkımların daha kolay paketlenmesi sağlanır. Üzümlerde elle seyreltme zor ve pahalı olduğundan son yıllarda kimyasal maddelerle seyreltme önem kazanmaya başlamıştır. Büyüme düzenleyici maddelerin kullanılmaları işgücünü oldukça azaltır ve özellikle kurutmalık ve şaraplık çeşitlerde yapılması uygundur.

Bu ayki yazımızda SQM kaynaklarından derlediğimiz ve üreticimizin faydasına olacak bilgileri paylaşmak istedik. Çalışmalar Thompson Seedless ve Crimson Seedless çeşidi üzerinedir. Yurdumuzda ağırlık Sultani yetiştirilmektedir fakat Sultani (Sultana, Sultanina) çeşidi, William Thomson tarafından, Amerika Birleşik Devletlerine götürülmüş, geliştirilmiş ve Thompson Seedless adını almıştır. Dolayısıyla, üzümlerde bitki fizyolojilerinin zaten çok yakın olması yanında, burada çeşit özelliklerinin de çok yakın olması nedeniyle rahatlıkla bağdaştırabiliriz.

Saygılarımızla,

Alim Çağlayan & İlker Kaan Ulusoy
Pazar Geliştirme Departmanı

Etiketler: , , , , , ,

Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.
Yazan Doktor Tarsa Tarım , 18:03 | 2 yorum

31 Mart 2007 Cumartesi

Meyve yetiştiriciliği hakkında genel bilgi

Bu yıl üç farklı bölgede düzenlediğimiz Meyve Turu seminerlerinde, SQM firmasından Dr.Steven A. Oosthuyse(SQM Avrupa, Ortadoğu, Afrika Pazar Geliştirme Müdürü) ve Yara Phosyn firmasından Christopher Mark Johnson (YARA-PHOSYN Afrika, Yakındoğu, Hindistan Bölge Müdürü), üreticilere tarımsal bilgiler ve Dünya'da diğer ülkelerde yapılan uygulamalardan örnekler verdiler. Sunumların ana hatları kiraz, üzüm ve narenciyede bitki besleme prensipleri ve yapraktan gübreleme uygulamaları üzerine olmakla birlikte, üreticilerin soruları doğrultusunda farklı konulardan da bahsedildi. Bu ayki yazımızda düzenlenen seminerlerden bazı özet bilgileri sizlere aktarmak istedik.

İlk seminerimiz 19 Mart Ören-Kemalpaşa/ İzmir 'de Kiraz çiftçilerine yapıldı. Çiftçilerimizin en önemli gübre olarak azotlu gübreleri gördükleri fakat verim ve kalite için, Kirazda potasyumun da oran olarak azot kadar gerekli olduğu ve diğer bütün bitki besin elementlerinin önem olarak eşit oldukları sadece miktar olarak ihtiyaçların farklı olduğu, yetersiz ise gerekli miktarlarda uygulanması gerektiği vurgulandı.




* Verim ve çeşide göre değişir genelde vişnenin azot ihtiyacı kiraza gore daha fazladır.

İyi bir gübreleme programı yapmak için her yıl yaprak analizi yaptırmak tavsiye edilmektedir. Aynı zamanda gerektiği dönemlerde toprak ve su analizleri de yaptırılarak bir gübreleme programı oluşturulabilir. Zira toprakta bazen değerler yüksek çıksa dahi yaprak analizlerinde noksanlık çıkması, bitkilerin her zaman bu besin elementlerini alamadığını göstermektedir. Bunun nedenleri ve niçinler inin bilinmesi yol gösterici olacaktır. Ve üreticilerin birer işadamı gibi düşünmeleri, her şeyi hesaplayarak planlarını yapmaları, gelişmeye doğru atılacak iyi bir adım olacaktır.

Bitki beslemede, bitkilerin ihtiyaçlarına göre ayarlanmış programlar yani dengeli besleme üzerine durulmalı. Besin elementlerinin, bitkinin istediği miktarlarda verilmesi gerekmektedir. Ne fazla, ne eksik, besin elementlerinin bitki tarafından alımı oransal olarak farklılık gösterse de hepsi aynı öneme sahiptir. Bir tanesinin bile eksikliğinde bitkide olumsuz sonuçlar oluşabilir.
Yapraktan gübreleme konusunda da kalsiyumun önemi üzerine durmak gerekir. Kalsiyum bitkide hareketsiz bir besin elementi olduğu için meyve çapı büyüdükçe, meyve hücrelerinin sağlamlığının artması için yapraktan kalsiyum uygulaması yaparak meyvede olan çatlamayı önleyeceği veya çatlama oranının önemli miktarlarda düşürülebilineceğinin, meyvenin hasat sonrası daha dayanıklı olacağının bilinmesi gerekir.



İkinci gün 20 Mart Alaşehir / Manisa'da düzenlenen seminerde, üzüm çiftçilerine sunumlar yapıldı. Üzümde bitki besleme prensipleri ve yapraktan gübreleme üzerinde duruldu;
Ülkemiz topraklarının pH seviyesi genelde yüksek olduğu için, kültür bitkileri öncelikle iz elementleri almakta zorlanmakta ve ekonomik üretimde ihtiyacımız olan verim ve kalitede sorunlarla karşılaşmaktayız. Bunlardan demir noksanlığı öne çıkmakta. Bağlardaki demir noksanlığı bitkilerin genç yapraklarında sararma şeklinde kendini gösterdiği gibi, ilerleyen safhalarda yaprakların rengi beyaza kadar dönebilmektedir. Bölgedeki bağlarda uzaktan dahi rahatlıkla fark edilebilmekte, fotosentez kaybı, dolayısıyla bitki bünyesinde üretim kaybına yol açmakta, böylece verime etki etmektedir.



Üzümde besin elementlerinin alımına baktığımızda yine birçok bitki gibi oran olarak potasyumu daha fazla istemekte, yani verilen azot miktarından daha çok potasyum verilmesi gerekmektedir.



Özellikle salma sulama yapılan bölgelerde topraktan kalsiyum verilemeyen yerlerde yapraktan doğrudan meyvelere uygulanacak kalsiyum ile meyvelerin depo dayanımının artırılacağını ve üzümde iç kararması gibi istenmeyen durumların önlenebileceğini bilmemiz gerekir.

Yine dengeli bitki beslemenin önemini ve yaprak ve toprak analizleri ile doğru bir gübreleme programı oluşturulabileceğimizi bilmemiz gerekir.



Üçüncü gün 23 Mart Davutlar - Kuşadası / Aydın bölgesinde çiftçilere Narenciyede gübreleme konusunda bilgiler verildi;
Diğer bitkilerde olduğu gibi narenciyede de potasyum oran olarak diğer besin elementlerinden daha fazladır. Narenciyede de toprak pH'larının yüksek olmasından dolayı iz element eksiklikleri rahatlıkla görülebilir. Bunu önlemek için topraktan uygulama yapacaksak, şelatlı iz elementlerin kullanılarak toprakta Hidroksit (OH) iyonlarıyla bağlanmasını önlemek gerekmektedir. Hangi şelatın doğru olacağını bilmemiz gerekir. Özellikle yüksek pH'lı topraklarda demir kullanacaksak EDDHA şelatlı demir kullanmamız ve Ortho-Orto oranının yüksek olması gerekir.



Dengeli bitki beslemenin önemini yani bitkinin ihtiyacına göre bitki besleme planlamanın önemini unutmamalıyız. Herhangi bir besin elementi eksikliğinde bitkide ve meyvede birtakım sorunlar çıkabileceği ve bunun da verime yansıyacağını göz ardı etmemek gerekir.



Sonuç olarak üç bölgede yaprak ve toprak analizleri ile doğru bir gübreleme programı oluşturulabileceğimiz konusuna ve bitki beslemenin önemli noktalarına değinildi.
Doktor Tarsa olarak, tarım sorumluluğumuzun bilincinde, tüm imkânlarımızla Türk Tarımının ve Türk Çiftçisinin yanında olmak için çalışmalar yapmakta, bunların bir parçası olarak, bu tarz seminerler düzenlemeye ve elbette diğer hizmetlerimizi sürdürmeye devam edeceğimizi belirtiriz.

Alim Çağlayan, İlker Kaan Ulusoy
DRT TARIM
ALO DRT 444 0 378

Etiketler: , , , , ,

Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.
Yazan Doktor Tarsa Tarım , 19:49 | 0 yorum


DRT LOGO
Doktor Tarsa Tarım
San. ve Tic. A.Ş.

Antalya, Türkiye

1987 yılında ticaret hayatına bitki yetiştirme grubu elemanlarından torf ithalatı ve pazarlaması ile başlamıştır. Doktor Tarsa şu anda 3000'in üzerinde ürün çeşidi ile Türk tarımına ve sanayisine hizmet vererek gelişmeye devam etmektedir.
Ayrıntılı bilgi için...

Üyelik

Bilgi: E-bültenimiz ellerine ulaşmamış olanlar webmaster@drt.com.tr adresine bildirebilirler.