Bilgi: E-bültenimiz ellerine ulaşmamış olanlar webmaster@drt.com.tr adresine bildirebilirler.
Bağlantılar
- DRT TARIM
- TASACO
- DOKTOLAB
- FÜPAŞ
- SQM
- Yara
- Klasmann Deilmann
- T-System
- Dosatron
- INTA CDN
- Weathermatic
- Acadian Sea Plants
- Phosyn
Arşiv
- Eylül 2005
- Ekim 2005
- Kasım 2005
- Aralık 2005
- Ocak 2006
- Şubat 2006
- Mart 2006
- Nisan 2006
- Mayıs 2006
- Haziran 2006
- Temmuz 2006
- Ağustos 2006
- Eylül 2006
- Ekim 2006
- Kasım 2006
- Aralık 2006
- Ocak 2007
- Şubat 2007
- Mart 2007
- Nisan 2007
- Mayıs 2007
- Haziran 2007
- Temmuz 2007
- Ağustos 2007
- Eylül 2007
- Ekim 2007
- Kasım 2007
- Aralık 2007
- Ocak 2008
- Şubat 2008
- Mart 2008
- Nisan 2008
- Mayıs 2008
- Haziran 2008
- Temmuz 2008
- Ağustos 2008
- Eylül 2008
- Ekim 2008
- Kasım 2008
- Aralık 2008
- Ocak 2009
- Şubat 2009
- Mart 2009
- Nisan 2009
- Mayıs 2009
- Haziran 2009
- Temmuz 2009
Elma Yetiştiriciliğinde Bitki Besleme İpuçları
Dr. Steven Andrew OosthuyseSQM EMEA Pazar Geliştirme Müdürü - SQM Güney Afrika


Bitkilerin genel işleyişine bakacak olursak, bitkinin optimum işleyişi hakkında bize fikir verecek ipuçlarından birisi "Stoma" dediğimiz yapılardır. Stomalar, epidermis dokusunda bitkilerin gaz alış verişinde önemli olan, yapraktan su buharının (terleme) geçişini hızlandıran ve epidermis hücrelerinden farklı olarak klorofili, böbrek (fasulye) şeklindeki iki hücrenin aralarında açıklık bırakarak oluşturdukları açılır kapanır gözeneklere denir Bknz Resim 5.

Bitki için gerekli olan C, H, O alışverişi buradan olur. Ya da şöyle söyleyelim; Bitkiler stomaları sayesinde nefes alır. Aşırı soğuk, sıcak, su, kurak gibi stres şartlarına mazur kaldığında bitki, dengelerini koruyabilmek için stomalarını kapatır. Bitki kendisini beklemeye almış olur yani üretim yapamaz.Stoma kapanması = Bitki fonksiyonlarının durması
Dolayısıyla yaptığımız uygulamalarla stoma açıklığının ne kadar optimumda olmasını sağlayabilirsek bitki çalışmasını o kadar artırmış oluruz.
Resim 5Diğer taraftan bu konuyla bağlantılı dolaşım sistemine bakacak olursak (Vasküler sistem) Ksilem ve floemden oluşan bitki dokularında, ksilem olarak adlandırılan su ve suda erimiş maddelerin, floem olarak adlandırılan fotosentez ürünlerinin taşınmasını sağlayan kanalcıklar vardır. Bknz Resim 6
Stomaların düzenli çalışmalarında çevresel etmenlerin rolü büyük olmakla beraber. Yeterli potasyum uygulamalarının olumlu etkisi vardır. Bu nedenle yeterli potasyum alan bitkiler sıcak soğuk, hastalık gibi stres şartlarına daha dayanıklı olurlar.
Resim 6Stomalar açık olduğu zaman bitkiler topraktan su alabilir. Bitkiler besin elementlerini su ile alırlar. Diğer taraftan fotosentez demek basitçe bitkinin güneş ışığını kullanarak havanın karbondioksitini indirgemesi ve organik besinlerini sentezlemesidir. Stomalar kapalı olunca bu işlem de durmuş olur.

Aşağıdaki fotoğrafta bir su deposu yapımında çalışan işçileri görüyorsunuz. Bu yapım aşamasında bazı yapı materyalleri kullanılıyor. Tuğla, çimento, kum, demir vb. Bunlar gerekli miktarlarda birbirleriyle karıştırılıp istenilen depoyu meydana getiriyorlar.
Bitki Büyüme ve Gelişimini bir inşaat gibi düşünebiliriz.
Bitkiler de benzer şekilde çalışarak, Potasyum, Azot, Fosfor, Demir, Çinko vb. gerekli yapı materyallerini bir araya getirip gerekli organlarını ve meyvelerini oluşturuyorlar.Dengeli gübreleme dediğimiz bu besinleri gerekli oranlarda bitkilere vermemiz. Su deposu örneğiyle birleştirecek olursak, çok kum, az tuğla ya da çok tuğla az çimento gibi materyalleri, olması gerektiğinden farklı kullanırsak su deposu yaparız ama istediğimiz sağlamlıkta ya da işlevde yapamayız. Hepsini dengeli kullanmamız gerekir.
Örnek; İç kararması Resim 9

İç kısımdan dış kısma doğru gelişir. Et kısmı tamamen kararmaya başlar. Kalsiyum noksanlığı ve/veya azot fazlalığı birincil nedenler olabilir.
Doğru gübrelemeye karar vermemiz için tahlil yaptırmamız gereklidir.
Bor noksanlığı;
Resim 11 - 12


Elmada bor noksanlığı genellikle şekil bozuklukları olarak görülür. Diğer görsel belirtiler dış çatlamalar, renk bozuklukları, meyve eti çürüklükleridir. Bunun haricinde çukurluk ve pütürlerin böcek zararı olmadığından emin olun (örnek: zararlı Campylomma liebknechti)
Elmada iç çürüklüğü. Bor noksanlığı meyve içerisinde süngerimsi kahverengi yumuşak dokular meydana getirebilir. Bu durumda genellikle dışarıdan bir belirti görülmez.
Mangan noksanlığı;
Resim 13 - 14


Damar aralarında sararma.
Mangan fazlalığı;
Resim 15 - 16


Elmada kabuk nekrozları. Asidik topraklarda aşırı mangan alımından kaynaklanır.
Mangan fazlalığı elmada ilk olarak kabukta iki yıllık dallarda kızarıklıklar ve kabarcık yapıları olarak belirir. Daha sonra keçeleşmiş kabuk dokularının içinde kaybolur.
Çinko noksanlığı;
İleri çinko noksanlıklarında dalların sonlarına doğru çok yaprak oluşumu (kamçılaşma) görülür. Daha sonra dallar çıplaklaşır ve ölür.
Kalsiyum; Ca
Elmada özellikle önemlidir. Kalite, depolama ömrü ve albeniyi doğrudan etkiler eğer doğru gübrelerle ve doğru şekilde kalsiyum gübrelemesi yaparsak pazarlanabilir ürün artışını sağlamış oluruz.
Özellikle meyve gelişimi döneminde en az 4 sefer yapraktan kalsiyum uygulamamız ve yaprak uygulamasında meyveleri de ıslatmamız gerekir. Topraktan alınan kalsiyumun az bir miktarı meyvelere, çoğunluğu yapraklara gider.
Bknz. Resim 18

Elmada Bonza çeşidinde acı benek.
Resim 21Kalsiyumdan kaynaklanan bozukluklar genellikle yetersiz kalsiyum uygulamaları, yetersiz kalsiyum dağılımı, uygun olmayan ürünlerin kullanımı, aşırı azot kullanımı gibi nedenlerden kaynaklanır.
Resim 19

Kabuğun altında mantarlaşmış, kararmış çürüklükler. "Acı benek" depo kayıplarını arttıran, iç pazarda ve dış pazarda ürünlerin rekabet şansını azaltan dikkat edilmesi gereken bir husustur. Birincil sebebi yetersiz kalsiyum uygulanmasıdır.

Bu kısa yazımızda bahsettiğimiz, öncelikle doğru gübreleme için toprak, su, yaprak bazı durumlarda meyve analizi yaptırmamız ve programımızı buna göre belirlememiz gerektiğidir.
Kaliteli meyve yetiştiriciliği için gübreleme önemli ama tek etmen değildir. Kalite için Potasyum, Kalsiyum, Bor gübrelemesine noksanlık varsa diğerlerine Çinko, Demir vb. dikkat etmemiz gerekir. Bunun yanında kalite için gübreleme dahil çeşit seçimi, sulama, budama, ilaçlama gibi konularda uzmana danışmamız gerekir.
Bol ve Kaliteli Hasatlar
Çeviren:
İlker Kaan Ulusoy
Doktor Tarsa Tarım San. Ve Tic. A.Ş.
Ürün Sorumlusu
ikulusoy@drt.com.tr
Etiketler: bitki besleme, bor noksanlığı, böcek zararı, elma, iç kararması, stoma, yetiştiricilik
Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.Çok besleyici bir besin kaynağı: Muz
Muz Türkiye'de Mersinde ve yine Mersin ilinin Anamur, Bozyazı, Erdemli ve Tarsus ilçelerinde yetiştirilmektedir. Dünya üzerinde belki de en fazla tüketilen meyvelerden biri olan muzun bu kadar aranmasının sebebi sadece kolay erişilebilen ve kolay tüketilebilen bir meyve olması değildir. Bu tüketimin ardında muzun çok besleyici bir besin kaynağı olması, birçok vitamin, protein, mineral ve aminoasiti içeriyor olması yatmaktadır.İyi bir muz yetiştiriciliği için orta ila yüksek verimli ve iyi drenajlı toprak, orta dereceli hava koşulları, rüzgâr çok az olmalı, yeterli miktarda su verilmeli, don olmamalıdır.
Muz Kökleri; toprak altında bulunan ve esas gövdeyi oluşturan yumrudan ve yumrunun üst taraflarından çıkar. Muz kökleri genelde yüzeyseldir, 40% üst 10 cm, 85% üst 30 cm bulunur. Kökler genelde gövdenin 1.5 m etrafına yayılır.
Toprak iyi drenajlı olmalı ama aynı zamanda yeterli oranda su tutması gereklidir.
Muz bitkisinin kök gelişimi (Valery )


Sıcaklık çiçeklenmeye etki eder
Muzda tomurcuk, çiçekler ve meyve salkım şeklindedir. Meyve salkımının gelişmesi birçok haftayı bulur. Çiçeklenme başlangıcı için en uygun sıcaklık 220C'dir. Aylık sıcaklık ortalaması 100C 'nin altına düşerse şekli bozuk meyve oluşumu riski artar. Çiçeklenme zamanında yüksek sıcaklıklar salkım büyüklüğünü azaltır.

Su basması verimi azaltır. Muz bitkisi yüksek sıralar sayesinde yüzeysel su basmasına 72 saat dayanabilir. Eğer toprak doygunluğu 24 maksimum 48 saatten fazla sürerse önemli ölçüde verim kaybı yaşanır. Muz bitkisi iyi drenajlı toprak ister.

Yeni sürgünlerin ayıklanması. Yeni sürgünlerin ayıklanması yüksek verim için gereklidir. Yeni sürgünler ana bitkiden besin çeker ve ana bitkinin üretkenliğini azaltır. Yeni sürgünler düzenli bir şekilde 30 cm boya ulaşmadan ayıklanmalıdır.

Muz bitkisinin üretkenliği yaprak sayısına bağlıdır
- Maksimum salkım dolgunluğu için:
- Çiçeklenme döneminde en az 12 yaprak
- Hasat zamanında en az 9 yaprak
- Çiçeklenme döneminde sadece 4 yaprak olması verimi önemli ölçüde azaltır.


AZOT
Kuru madde üretimini, Salkım ağırlığını, salkım uzunluğunu & tarak/salkım ile birlikte verimi arttırır. Muz bitkisi azot depolama özelliğine sahip değildir. Bitkide azot depolanması gerçekleşmediği için N uygulaması & alımı direk olarak gelişmeyi teşvik eder.
Çeliklerin çimlenmesi ve büyümesi, Genç bitkilerin ve "yeni sürgünlerin" gelişimini de teşvik eder.
Aşırı Azot belirtilerinde; Gövdenin sertlik durumu azalır. Taraklar ve salkımlar arasında normal dışı mesafeler oluşur. Meyvelerin düşük depolama ve taşıma özeliği.


FOSFOR
Kök gelişimi ve bitki besin maddesi alım kapasitesini arttırarak salkım oluşumunu güçlendirir, Erken olgunlaşmayı teşvik eder. Gereksinimler dolaylı olarak azalır. Yeterli miktarda uygulamak gerekir. Bozuk gelişmeyi önler, Bol meyve üretimini sağlar, Toprakta fiksasyonu aşmak gerekir. Yurdumuz toprakları alkali, fosfor büyük miktarda bağlanır. Muz üreticisi bol miktarda organik gübre kullanıyor fakat yeterli olmamakta. Asidik gübrelerle yönelmekte ve kök bölgesinde geçici asidide oluşturmaktadır.
Fosfor Noksanlığında, Yapraklarda mavi, mor renklenme, aşırı durumlarda, Hem ana hem de yan bitkilerde bitki yapısı zayıflar.


POTASYUM
Salkım oluşumu ve gelişimi için gerekli olan bir besindir. Bitki büyümesini çabuklaştırır ve verimi arttırır. Yeterli potasyum ile beslenen bitkilerde salkım ağırlığı artar, raf ömrü artar, hastalık ve zararlılara karşı dayanıklı olur.
Düşük K uygulamasının sonuçları:
- Kuru madde oluşumu azalır
- Hassas salkımlar
- Zayıf meyveler
- Düşük verim
- Düşük meyve dolgunluğu yapraklardan meyveye olan karbonhidrat taşınımı azalır
- Düşük kalite - şekerin nişastaya dönüşümü sınırlanır
- Düşük raf ömrü
Potasyum verimi arttırır
Plantains - Kolombiya
Verim (t/ha)

K2O oranı (kg/ha)
Potasyum verim & meyve iriliğini arttırır
Cv Giant Governor (Cavendish)

N 250 g/bitki, P2O5 125 g/bitki; N & K 3 uygulama ile
Potasyumun etkinliği K kaynağına bağlıdır
Kolombiya - Muz
K uygulaması 600 K2O/ha/yıllık

Potasyum noksanlığında, uçlardan başlayarak yapraklar sararır, meyveleri şekilsiz olur, bir salkımda az sayıda parmak oluşumu olur.
KALSİYUM
Verime ve kaliteye etki eder. Ca noksanlığında muz bitkisi önemli verim kaybına uğrar.
Venezuela - Muz
N oranı: 200 kg /ha, K oranı: 498 kg/ha

Kalsiyum noksanlığında,
- Yaprak;
- Yaprak kenarlarına yakın bölgelerde damar arası klorozu
- Yeni yaprakların çıkış noktasında "spike leaf" denen yapının oluşması
- Belirtiler bitkinin hızlı büyüme zamanında görülür
- Yâda yüksek oranda potasyum uygulandığı durumlarda
- Meyve;
- Meyve olgunlaşma döneminde kabuk çatlaması
- Meyvenin yamulması - salkımdaki diğerlerini etkiler
- Meyve ağırlığı ve çapı azalır
- Gözlem;
- Black Sigatoka (Mycosphaerella fijiensis) hastalığı artar



Magnezyum Noksanlığı
Yapraklar uçlardan ve kenarlardan başlayarak yavaş yavaş sararak orta kısımları yeşil kalır. Noksanlık dördüncü ve beşinci yapraklarda daha etkilidir.
-MgO
Erken dönemdeki belirtiler


Yaprakların alt kısımlarında K nok. benzer renk değişimi olur

Geç dönemdeki belirtiler

Bor noksanlığı, Muzda pek rastlanmaz. Asidik topraklarda ve özellikle yaşlı bahçelerde görülür.
Bor noksanlığı belirtileri: Kıvrık ve şekli bozuk yapraklar, Yaprakların dış yüzünde damarlara paralel beyaz çizgiler


DEMİR noksanlığı, genellikle kalsiyum fazlalığı demir alımını engeller. Genç yapraklar tamamen sararır / beyazlar. Eksikliğin ilerlemesi durumunda yaprakta tam sararma sonra da tamamen kuruma görülür.
Demir noksanlığı görülen yerler:
- Kireçli topraklarda
- Toprakta yüksek miktarda su bulunması
- Yüksek oranda mangan içeren topraklar

Handan ÇALIK
Pazar Geliştirme Departmanı
hcalik@drt.com.tr
Etiketler: azot, bor, fosfor, kalsiyum, magnezyum, muz, potasyum, yetiştiricilik
Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.Meyve yetiştiriciliği hakkında genel bilgi
Bu yıl üç farklı bölgede düzenlediğimiz Meyve Turu seminerlerinde, SQM firmasından Dr.Steven A. Oosthuyse(SQM Avrupa, Ortadoğu, Afrika Pazar Geliştirme Müdürü) ve Yara Phosyn firmasından Christopher Mark Johnson (YARA-PHOSYN Afrika, Yakındoğu, Hindistan Bölge Müdürü), üreticilere tarımsal bilgiler ve Dünya'da diğer ülkelerde yapılan uygulamalardan örnekler verdiler. Sunumların ana hatları kiraz, üzüm ve narenciyede bitki besleme prensipleri ve yapraktan gübreleme uygulamaları üzerine olmakla birlikte, üreticilerin soruları doğrultusunda farklı konulardan da bahsedildi. Bu ayki yazımızda düzenlenen seminerlerden bazı özet bilgileri sizlere aktarmak istedik.İlk seminerimiz 19 Mart Ören-Kemalpaşa/ İzmir 'de Kiraz çiftçilerine yapıldı. Çiftçilerimizin en önemli gübre olarak azotlu gübreleri gördükleri fakat verim ve kalite için, Kirazda potasyumun da oran olarak azot kadar gerekli olduğu ve diğer bütün bitki besin elementlerinin önem olarak eşit oldukları sadece miktar olarak ihtiyaçların farklı olduğu, yetersiz ise gerekli miktarlarda uygulanması gerektiği vurgulandı.


* Verim ve çeşide göre değişir genelde vişnenin azot ihtiyacı kiraza gore daha fazladır.
İyi bir gübreleme programı yapmak için her yıl yaprak analizi yaptırmak tavsiye edilmektedir. Aynı zamanda gerektiği dönemlerde toprak ve su analizleri de yaptırılarak bir gübreleme programı oluşturulabilir. Zira toprakta bazen değerler yüksek çıksa dahi yaprak analizlerinde noksanlık çıkması, bitkilerin her zaman bu besin elementlerini alamadığını göstermektedir. Bunun nedenleri ve niçinler inin bilinmesi yol gösterici olacaktır. Ve üreticilerin birer işadamı gibi düşünmeleri, her şeyi hesaplayarak planlarını yapmaları, gelişmeye doğru atılacak iyi bir adım olacaktır.
Bitki beslemede, bitkilerin ihtiyaçlarına göre ayarlanmış programlar yani dengeli besleme üzerine durulmalı. Besin elementlerinin, bitkinin istediği miktarlarda verilmesi gerekmektedir. Ne fazla, ne eksik, besin elementlerinin bitki tarafından alımı oransal olarak farklılık gösterse de hepsi aynı öneme sahiptir. Bir tanesinin bile eksikliğinde bitkide olumsuz sonuçlar oluşabilir.
Yapraktan gübreleme konusunda da kalsiyumun önemi üzerine durmak gerekir. Kalsiyum bitkide hareketsiz bir besin elementi olduğu için meyve çapı büyüdükçe, meyve hücrelerinin sağlamlığının artması için yapraktan kalsiyum uygulaması yaparak meyvede olan çatlamayı önleyeceği veya çatlama oranının önemli miktarlarda düşürülebilineceğinin, meyvenin hasat sonrası daha dayanıklı olacağının bilinmesi gerekir.

İkinci gün 20 Mart Alaşehir / Manisa'da düzenlenen seminerde, üzüm çiftçilerine sunumlar yapıldı. Üzümde bitki besleme prensipleri ve yapraktan gübreleme üzerinde duruldu;
Ülkemiz topraklarının pH seviyesi genelde yüksek olduğu için, kültür bitkileri öncelikle iz elementleri almakta zorlanmakta ve ekonomik üretimde ihtiyacımız olan verim ve kalitede sorunlarla karşılaşmaktayız. Bunlardan demir noksanlığı öne çıkmakta. Bağlardaki demir noksanlığı bitkilerin genç yapraklarında sararma şeklinde kendini gösterdiği gibi, ilerleyen safhalarda yaprakların rengi beyaza kadar dönebilmektedir. Bölgedeki bağlarda uzaktan dahi rahatlıkla fark edilebilmekte, fotosentez kaybı, dolayısıyla bitki bünyesinde üretim kaybına yol açmakta, böylece verime etki etmektedir.

Üzümde besin elementlerinin alımına baktığımızda yine birçok bitki gibi oran olarak potasyumu daha fazla istemekte, yani verilen azot miktarından daha çok potasyum verilmesi gerekmektedir.

Özellikle salma sulama yapılan bölgelerde topraktan kalsiyum verilemeyen yerlerde yapraktan doğrudan meyvelere uygulanacak kalsiyum ile meyvelerin depo dayanımının artırılacağını ve üzümde iç kararması gibi istenmeyen durumların önlenebileceğini bilmemiz gerekir.
Yine dengeli bitki beslemenin önemini ve yaprak ve toprak analizleri ile doğru bir gübreleme programı oluşturulabileceğimizi bilmemiz gerekir.

Üçüncü gün 23 Mart Davutlar - Kuşadası / Aydın bölgesinde çiftçilere Narenciyede gübreleme konusunda bilgiler verildi;
Diğer bitkilerde olduğu gibi narenciyede de potasyum oran olarak diğer besin elementlerinden daha fazladır. Narenciyede de toprak pH'larının yüksek olmasından dolayı iz element eksiklikleri rahatlıkla görülebilir. Bunu önlemek için topraktan uygulama yapacaksak, şelatlı iz elementlerin kullanılarak toprakta Hidroksit (OH) iyonlarıyla bağlanmasını önlemek gerekmektedir. Hangi şelatın doğru olacağını bilmemiz gerekir. Özellikle yüksek pH'lı topraklarda demir kullanacaksak EDDHA şelatlı demir kullanmamız ve Ortho-Orto oranının yüksek olması gerekir.

Dengeli bitki beslemenin önemini yani bitkinin ihtiyacına göre bitki besleme planlamanın önemini unutmamalıyız. Herhangi bir besin elementi eksikliğinde bitkide ve meyvede birtakım sorunlar çıkabileceği ve bunun da verime yansıyacağını göz ardı etmemek gerekir.

Sonuç olarak üç bölgede yaprak ve toprak analizleri ile doğru bir gübreleme programı oluşturulabileceğimiz konusuna ve bitki beslemenin önemli noktalarına değinildi.
Doktor Tarsa olarak, tarım sorumluluğumuzun bilincinde, tüm imkânlarımızla Türk Tarımının ve Türk Çiftçisinin yanında olmak için çalışmalar yapmakta, bunların bir parçası olarak, bu tarz seminerler düzenlemeye ve elbette diğer hizmetlerimizi sürdürmeye devam edeceğimizi belirtiriz.
Alim Çağlayan, İlker Kaan Ulusoy
DRT TARIM
ALO DRT 444 0 378
Etiketler: kiraz, meyve, narenciye, seminer, yetiştiricilik, üzüm
Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın.